Freud’un psikanaliz kuramının içerisinde şu ana kadar kişiliğin yapısı üzerine konuştuk. Kişiliğin yapısına dair iki model ortaya konmuştu: Topografik Model ve Yapısal Model. Şimdi ise kişiliğin nasıl geliştiği üzerinde konuşacağız. Kişilik hangi aşamalardan geçip sürecini tamamlamaktadır? Eğer merak ediyorsanız kişiliğin gelişimi ve bu süreci oluşturan psikoseksüel gelişim dönemleri konusuna hep beraber göz atalım.

Kişiliğin Gelişimi

Psikanalitik kurama göre gelişimin iki temel dayanak noktası vardır. Birincisi, erken çocukluk döneminin yetişkin kişiliğini yordayıcı özelliğe sahip olduğunu söyleyen genetik yaklaşımdır. Freud’a göre kişiliğin tamamlanması beş yaşına kadar olan dönemde gerçekleşmektedir. İkincisi ise organizmanın doğuştan getirdiği psişik enerji (libido) nin, temeli organizmanın içgüdüsel süreçlerinde yer alan bir dizi psikoseksüel dönem boyunca gelişimini sağlamasıdır.

Psikoseksüel gelişim dönemleri belli bir sırayla gerçekleşmektedir. Bu sıra değişmez/değiştirilemez özelliğe sahiptir. Aynı zamanda da bu dönemler bireyin karakteristik özelliklerinden ve kültürel mirasından bağımsızdır.

Freud’a göre çocuklar da cinsel bir yaşama sahiptir ve doğumdan sonraki ilk beş yıl içerisinde pregenital cinsel gelişim dönemlerinden geçerler. Bu iddiası dolayısıyla döneminde çok fazla eleştiri alsa da ilerleyen zamanlarda çocukların söylenildiği gibi cinsel haz odaklı aktiviteler gerçekleştirdikleri gözlemlenmiştir. Çocuk cinselliğinin yetişkin cinselliğinden farkı ise üretkenliğin olmayışı ve daha çok otoerotik oluşudur.

Psikoseksüel kişilik gelişimi; yaşamın ilk 5-6 yılında, her biri cinsel uyarılmaya duyarlı erotojenik bölgeyle temsil edilen üç dönemde gerçekleşmektedir. Bunlar; oral, anal ve fallik dönemlerdir. Erotojenik bölge ise dönem içerisinde libidonun odaklandığı, uyarılmışlığın yüksek olduğu, kendi kendine haz aranan ve yaşanan vücut bölgeleri veya organlardır.

Gelişim dönemi içerisinde erotojenik bölgenin haz ihtiyacı fazla veya eksik şekilde doyurulursa fiksasyon (takılma) yaşanır. Yaşanan fiksasyon; ilerleyen zamanlarda, özellikle yetişkinlik döneminde normal uyumun gelişmesine engel olur. Çünkü libido enerjisinin bir kısmı fiksasyon yaşanan dönemde sıkışıp kalmıştır. Dolayısıyla normal yaşam için ihtiyaç duyulan enerji karşılanamaz hale gelir. Bu durumda birey, fiksasyon yaşanan döneme gidip eksik kalan enerjiyi tamamlamaya çalışır.

Fiksasyon yaşanmasının nedenleri içerisinde de yüksek oranda ebeveyn tutumları yer alır. Aşırı ilgi, fazla doyurulmaya; engellenme ise eksik kalınmasına sebep olacaktır. Her ikisinin de sonucu ise fiksasyondur. Fiksasyon yaşanması ise sağlıklı gelişim sürecini sekteye uğratacak çok büyük bir etkendir.

Psikoseksüel Gelişim Dönemleri

Oral Dönem 

(0-18 ay): Yaşamın yaklaşık olarak bir buçuk yıllık süresinde libido odağı ağız ve çevresidir. Yani dönemin erotojenik bölgesi ağız ve çevresidir denebilir.

Oral dönemde erotojenik bölge ağız ve çevresidir.

Freud oral dönemi de kendi içerisinde ikiye ayırmıştır: Oral edilgen ve oral agresif. Oral edilgen dönem; doğumdan itibaren diş çıkarmaya başlanan döneme kadar olan zaman dilimidir. Bebeğin haz yaşantısı emme ve yutma üzerine kurulmuştur. Oral agresif dönem ise dişlerin çıkmaya başlamasıyla devam eden süreçtir. Haz yaşantısı çiğneme ve ısırma üzerinden gerçekleşir.

Oral dönemdeki bebek besin ihtiyacını ağız yoluyla karşılamaktadır. Aynı zamanda ağız onun için haz bölgesi olduğundan, bakıcıya karşı bağımlılık geliştirir. Bebek, bakıcısına karşı geliştirdiği bu tutum çerçevesinde çevresindekilere karşı da temel tutumlar edinmeye başlar. Fakat ilk başlarda neredeyse tamamen karşılanan ihtiyacı zamanla sınırlandırılmıştır. Bu süreç bebekte kaygıyı ortaya çıkartır. O da bu kaygıyı ortadan kaldırmak için parmak emmeye başlar. Yani bu noktada parmak yedek nesnedir denebilir.

Oral dönemde doyurulmaya çalışılan haz duygusunun fazla doyurulması veya eksik bırakılması oral fiksasyon yaşanmasına neden olur. Oral edilgen dönemde takılı kalan kişi yetişkinliğinde de oral edilgen bir kişiliğe sahip olacaktır. Bu kişiliğin özellikleri ise; aşırı bağımlılık, saflık, edilgenlik, iyimserlik, onaylanma veya desteklenme ihtiyacı şeklindedir. Oral agresif dönemde takılı kalan kişi ise; kötümser, sömürücü, kırıcı, agresif, münakaşacı özellikler gösterecektir.

Tüm bunların yanı sıra ağız yoluyla gerçekleştirilen davranış örüntüleri de oral fiksasyon gerçekleştiği düşüncesini ortaya koyabilir. Tırnak yeme, sigara içme, sakız çiğneme gibi davranışlar, oral fiksasyon göstergesi olabilmektedir.

Anal Dönem

(1,5-3 yaş): Psikoseksüel gelişim dönemleri içerisinde oldukça önemli bir yere sahip olan oral dönem; 1,5-3 yaş arasınında gerçekleşir ve libido odağı anüs ve çevresidir. Olgunlaşma ile beraber anüs kaslarının kontrolünü sağlamayı öğrenen çocuk tutma ve bırakma eylemlerinden haz almaktadır. Kas kontrolü sayesinde hazzı erteleyebiliyor oluşu, kendinde kontrol algısının gelişmesini de sağlamaktadır.

Freud, bu dönemde gerçekleştirilen tuvalet eğitiminin kişilik gelişimi için oldukça önemli olduğunu dile getirmektedir. Ebeveynin tuvalet eğitimi sırasındaki beklentisi; çocuğun tutma-bırakma davranışından aldığı hazzın engellenmesine sebep olmaktadır. Çünkü çocuk kendi isteğine göre, kendi belirlediği zamanda tuvaletini yapmamaya zorlanmaktadır. Dolayısıyla çocuk ebeveynin beklentisi ile idin arzu arayışı arasındaki ayrımı yapmayı ve kendini kontrol etmeyi öğrenmek zorundadır. İlerleyen dönemlerdeki öz-denetimin temeli buna dayanmaktadır.

Çocuk dönem içerisinde gerçekleştirilen tuvalet eğitiminin sağlıklı gelişmemesi durumunda iki şekilde tepki vermektedir. Bunlardan biri anal-tutuculuktur. İlerleyen dönemlerde bu kişilik özelliklerine sahip olan kişi inatçı, aşırı düzenli, aşırı titiz, cimri gibi kişilik özellikleri gösterecektir. Bir diğeri ise anal-salıcı tepkidir. Anal-salıcı kişilik özellikleri ise savurganlık, dağınıklık, yıkıcık, dürtüsellik olarak kendini göstermektedir.

Fallik Dönem

(3-6 yaş): Bu dönemdeki libido odağı genital organlardır. Dönem içerisindeki çocukların cinsel organlara meraklı oldukları ve mastürbasyon yaptıkları gözlemlenmiştir. Aynı zamanda çocuk cinsel ilişkiye şahit olmuş veya duydukları

Psikoseksüel gelişim dönemler içerisindeki fallik dönemde libido odağı, genital organlardır.

doğrultusunda bunu hayal etmiş olabilirler. Freud, çocukların cinsel ilişkiyi; babanın anneye saldırgan davranışı olarak algıladıklarını söylemiştir.

Freud’ göre fallik dönemdeki çocuklar karşı cinsteki ebeveynine karşı cinsel arzular beslemektedirler. Oidipus kompleksi olarak geçen bu durumda erkek çocuk babanın yerine geçip anneye, kız çocuk da annenin yerine geçerek babaya sahip olmak istemektedir. Bazı kişiler kızların yaşamış olduğu karmaşaya Elektra ismini verse de Freud bunu reddedip odipusu kızlar için de kullanmıştır.

Odipus kompleksi kız ve erkek çocukları için farklı seyir ve çözümler içermektedir.

Erkek çocuk, arzu nesnesi olarak gördüğü anneye sahip olmak istemektedir. Fakat babası önündeki bir engel, aynı zamanda da rakiptir. Babasının daha güçlü ve daha büyük bir penise sahip olması erkek çocukta yenilgiye uğrayacağı düşüncesini ortaya çıkartır. Aynı zamanda anneye karşı geliştirdiği arzudan dolayı da baba tarafından cezalandırılacağını düşünür. Bu cezalandırma korkusu babasının pipisini keseceği şeklinde gerçekleşir ve buna da kastrasyon (hadım edilme) anksiyetesi adı verilir. Bu korkunun altında cinsiyet farklılıklarına dair bilgi sahibi olması yatar. Çünkü kız çocuklarının da önceden penisi olduğunu ve hatalarından dolayı hadım edildikleri düşünürler.

Erkek çocukları eğer arzularında ısrarcı olurlarsa cezalandırılacaklarını düşündükleri için arzularını ve babaya yönelik saldırganca dürtülerini bastırıp babayla özdeşim kurarlar. Özdeşim hem bu süreçteki olağan bir durumdur hem de bir tür savunma mekanizmasıdır. Kurulan bu özdeşim aynı zamanda çocuğun ebeveynlerinin ahlaki değerlerini benimsemesini ve süperegonun gelişmesini sağlar.

Kız çocuklarında ise süreç farklı işler. Her ne kadar kız çocuğunun da ilk sevgi nesnesi anne olsa da cinsiyet farklılıklarının anladığında penisinin olmamasının sorumlusunu anne olarak görür. Penis kıskançlığı (penis envy) olarak isimlendirilen bu durum kız çocuğunun güç unsuru olarak gördüğü penise ulaşmak için babasına sahip olma arzusunu ifade eder.

Çocuk penisinin olmayışının, annesinin ona bunu vermediğinden veya yaptığı bir yanlıştan dolayı onu kestiğinden kaynaklandığını düşünür. Dolayısıyla anneye karşı düşmanca duygular beslemeye başlar. Bu dönemde libido, penise sahip olan babaya yönelir. Çünkü baba ona bir penis veya yiten organın yerine geçebilecek bir bebek verebilecektir. Freud, bu doğrultuda penis özentisinin erkek olmak veya bir erkeğe sahip olmak şeklinde ifade edilebileceğini söylemiştir.

Kız çocuk, babaya sahip olamayacağını anladığında ise libido, klitorise odaklanır. Klitoral mastürbasyona erkek olma veya klitorisin penise dönüşmesi arzuları eşlik eder. Bu sürecin sonunda kız çocuğu babaya sahip olamayacağını anladığında arzularını ve saldırgan dürtülerini bastırarak anneyle özdeşim kurar. Özdeşim, erkek çocuklarda olduğu gibi cinsel kimliğin kazanımı ve değer yargılarının edinimi şeklinde sonuçlanır.

Psikoseksüel gelişim dönemleri içerisinde oldukça önemli bir yer tutan fallik dönem ilerleyen yaşamda karşı cinse veya otoriteye karşı tutumun şekillenmesinde rol oynar. Süreci sağlıklı atlatamayan erkekler ilerde; kendini beğenmiş, böbürlenmeci, baştan çıkartıcı, erkekliğini ön plana çıkarmayı seven kişiler haline gelirler. Kadınlar ise kadınlık özelliklerini vurgulamayı seven, ayartıcı, cinsel ilişki konusunda ayrım yapmayan davranış örüntülerine sahip olabilirler.

Latant (Gizil) Dönem

(6-12 yaş): 6 yaşından ergenliğe kadar olan dönemdir. Dönem içerisinde herhangi bir erotojenik bölge bulunmadığı için psikoseksüel gelişim dönemleri içerisinde yer almamaktadır. Bu dönemde pregenital dönemdeki cinsel dürtüler yoğun bir biçimde bastırılıp; mevcut enerji sosyal çevreye, okula, öğrenmeye yönlendirilmiştir.

Bu dönemdeki çocuklar daha çok hemcinsleri ile arkadaşlık ederler. Karşı cinse ve cinselliğe karşı ilgileri yoktur. Fallik dönemin sonunda gerçekleşen özdeşim, bu dönemde gerçekleşen yaşantılarla pekişmektedir. Latant dönem için, önceki dönemlerde edinilen bilgilerin pekişmesi için dinlenme ve bir sonraki dönem olan genital dönem için hazırlık evresi denebilir.

Dönem içerisinde herhangi bir erotojenik bölge olmadığı için bu dönemde fiksasyon da yaşanmamaktadır.

Genital Dönem

(Ergenlik ve Sonrası): Psikoseksüel gelişim dönemleri içerisindeki son dönem genital dönemdir. Ergenlikle beraber cinsel organların gelişmesi ve hormonların artması üretken cinselliğin başlaması anlamına gelmektedir.

Genital dönemde de fallik dönemde olduğu gibi libido odağı genital organlardır. Erkeklerde herhangi bir değişiklik yaşanmadan odak, penis olarak kalır. Fakat kızlarda libido odağı fallik dönemde klitorisken; bu dönemde vajinadır. Gizil dönemde bastırılan cinsellik arzuları tekrar ortaya çıkmış ve karşı cinsten bir sevgi nesnesine yönelmeye başlamıştır.

Diğer psikoseksüel gelişim dönemleri içerisinde fiksasyon yaşamayan bireyler; genital dönemde karşı cinse aktarabilecek ve kendini doyurabilecek yeterli enerjiye sahip olacaktır. Pregenital dönemlerde bireyin kendisine yönlendirdiği libido, bu dönemde karşı gerçek sevgi nesnesine yönlendirilmiştir. Ergenlikte geliştirilecek sağlıklı ilişkiler, ilerleyen zamanlarda eş seçimi ve aile kurulmasıyla sonuçlanacaktır.

Genital dönem olgun yetişkin karakterinin gelişmesi için son aşamadır. Dürtü kontrolünü sağlayabilen, topluma uyumlu, gelecek nesilleri yetiştirebilecek yetişkin kimliği bu dönemin sonucunda oluşmuş olacaktır. Fakat birey, diğer psikoseksüel gelişim dönemleri içerisinde takılma yaşadıysa; ihtiyaç duyacağı psişik enerjiyi karşılayamayacaktır. Dolayısıyla sağlıklı genital karakterin oluşması ve kişiliğin olgunlaşabilmesi için diğer psikoseksüel dönemlerin de sağlıklı bir şekilde atlatılması gerekmektedir.

                        Psikoseksüel Gelişim Dönemleri

Yukarıdaki görselde bütün psikoseksüel gelişim dönemleri, dönem içerisinde yer alan erotojenik bölgeler ve dönemlerin gelişimsel ödevleri yer almaktadır. Freud’un kişilik gelişimine dair söylemleri genel hatlarıyla yazı içerisinde yer almaktadır. Soru ve görüşleriniz için bize ulaşmayı ihmal etmeyin. Keyifli okumalar dilerim.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here