Yapısal Model

1
1903
Yapısal Model: id-ego-süperego

Topografik model kişiliğin yapısına dair büyük bir temel oluşturmaktadır. Fakat üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra 1920’lerin başında Freud topografik modele ek olarak yeni görüşler ortaya koymuştur. Bu fikirler kişiliği oluşturan üç yapıdan söz etmiştir. Bunlar id, ego, süperegodur. Freud ortaya koyduğu kişilik yapısı modeline ‘Yapısal Model’ adını vermiştir.

Aşağıdaki görselde yapısal model ile topografik model ilişkisi görülmektedir. Görsel incelendiğinde idin tamamının bilinçdışında yer aldığı görülmektedir. Ego ve süperego ise üç düzeyde de faal göstermektedir. Freud’a göre bahsedilen boyutlar bir dişlinin çarkları gibi uyum içerisinde hareket etmektedir.

Yapısal Model ile Topografik Model İlişkisi

İd

Yapısal modelin en temel boyutu olan id, ilkel ben olarak da adlandırılmaktadır. İd; kişiliğin daha ilkel ve içgüdüsel yönlerini kapsar. Aynı zamanda da içgüdülerin ve psişik enerjinin kaynağıdır.

Bireyin doğuştan getirdiği yapı olan id, tamamen bilinçdışı süreçlerde iş görür. Bedensel süreçlerle iç içe olduğu süreç çerçevesinde tek motivasyonu hazza ulaşmaktır. Bedensel herhangi bir ihtiyacın yaratmış olduğu gerilimi ortadan kaldırarak hazza ulaşmak için çalışır. Yani en temelde idin haz ilkesine göre hareket ettiği ve hazza yaklaşıp acıdan kaçınmak için çalıştığı söylenebilir.

İd için ilkel ben denmesinin sebebi tümüyle mantık ve ahlak dışı olmasıdır. Gerçeklik

Anne memesine ulaşamayan bebek için parmak, yedek nesnedir. Bu durum birincil süreçler için bir örnektir.

olgusuna sahip değildir. Bir çocuk gibi sürekli olarak ve anında ihtiyaçlarının karşılanmasını ister. Çünkü hazzı erteleme gibi bir davranış şekline sahip değildir. Bu nedenle engellenme yaşandığında haza erişmesini sağlayabilecek yedek nesneye yönelir. İddeki bu mantık dışı, aşırı dürtüsel ve imge üretici düşünce sistemine birincil süreçler (primary process) denir.

İdin ısrarcı hazza ulaşma ve ertelememe arzusu bebeği zor durumda bırakacak bir durumdur. Dolayısıyla bebeğin, hazza istediği zaman ulaşamayacağını öğrenmesi gerekmektedir. Hazzın her an ulaşılamayacak bir şey olduğunun kabulü ise hazzı ertelemeyi doğuracaktır. Bu da bebeğe kendisi ve arzuları dışında bir dünyanın olduğunu gösterecektir. Farkındalık düzeyi geliştikçe kişiliğin ikinci yapısı olan ego ortaya çıkmaya başlayacaktır.

Ego

Yapısal model içerisinde yer alan ego, günlük dildeki ego kelimesinden daha farklı bir anlam ifade etmektedir. Ego, ‘ben’ olarak karşılık bulmaktadır. İdin isteklerinin ifadesi ve hazza ulaşmasında rol oynar. Temelde organizmanın dış ve gerçek olan dünya ile ilişkisinin düzenlenmesini; aynı zamanda da başa çıkabilme becerilerinin geliştirilmesini sağlar.

Ego, bebekliğin 6-8 ayları arasında ilkel ben olan idden evrimleşerek gelişir. Bebeğin ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için zihindeki imgelerin gerçekçi bir algıya dönüşmesi gerekir. Fakat id gerçeklik algısından uzak olduğu için bu işlevi gerçekleştiremez. Ego bu noktada zihinsel imgeler ile gerçek dünya arasındaki ayrımı gerçekleştirerek organizmadaki gerilim tükenmeden ihtiyacın karşılanmasını sağlar.

Gerçeklik ilkesine (realty principle) göre hareket eden ego, gerilimi azaltacak olan nesnenin gerçek dünyada var olup olmadığını belirleyene dek gerilimin boşaltımını erteler. Bu da idin gerçekleştiremediği hazzın ertelenmesi durumunu sağlamış olur. Dolayısıyla organizma ihtiyaç nesnesini bulana kadar harekete geçmeden bekleyebilir.

Egonun mantıksal düşünce sistemi, hazzı erteleyebilişi, karar verme süreci, akılcı oluşu ve aynı zamanda problem çözme becerisini içeren düşünce tarzına ise ikincil süreçler (secondary process) denir.

Ego; id ile süperego arasında bir köprü gibidir.

Egonun şekillenmesi ben-ben olmayan farkının algılanmasından sonra gerçekleşmiştir. Bebeğin kendine dokunduğunda hissettiği şey ile dış dünyadaki herhangi bir nesneye dokunduğunda hissettiği şeyin farklılığı bu sürecin gerçekleşmesini sağlamıştır. Ayrıca bu süreçte gelişmekte olan bebek idin istekleri için dış dünyayı doyum kaynağı olarak görmektedir. Bu sebeple bebek gerçek ile idin imgeleri arasındaki farklılığı da algılamaya başlar. Buna da gerçeklik sınanması (reality testing process) denir.

Gerçeklik sınaması aynı zamanda ikincil süreçler içerisinde yer almaktadır. Egonun ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla plan yapılması ve bu planın işe yarayıp yaramadığının kontrolü ise gerçeklik sınanması denilen kavramın tamamıyla kendisidir.

Genel hatlarıyla bakıldığında egonun hazzı erteleyerek sağlıklı yollardan doyuma ulaşma çabası organizmanın güvenliği ve dış dünya ile uyumunun sağlanması amaçlarına hizmet etmektedir. Dolayısıyla, hazzın ertelenmesi durumu sadece dış dünya kaynaklı olmamaktadır. Ego doyumu sağlamaya çalışırken hem ahlaki standartlara hem de toplumsal normlara uygun bir yol belirlemeye çalışmaktadır. Egonun belirlemeye çalıştığı yolda dikkate aldığı istekler en son gelişen sistem olan süperegoya aittir.

Süperego

Yapısal model içerisinde yer alan ve kişiliğin son gelişen yapısı süperegodur. Aynı zamanda süperego ‘üst ben’ olarak da adlandırılır. Organizmanın toplumsal yaşam, ahlaki normlara uygun olarak yaşam sürmesi için hareket eder ve bu niteliklerin içselleştirilmesinin temsilidir.

Çocuklar ebeveynleri, öğretmenleri, büyükleri vasıtasıyla bunu kazanırlar. Doğru-yanlış duyguları gelişmeyen bebekler zaman içerisinde doğru yaptıkları şeyler için onaylandıklarını ve yanlış olan şeyler için ise reddedildiklerini görürler. Reddedilme durumu çocukta cezalandırılma hissine neden olur. Çocuk da bu durumdan kurtulmak için ebeveyn ile özdeşleşim yoluna gider. Bu da süperegonun oluşumunu sağlar.

Süperego, egodan 3-5 yaş civarında ayrılıp bağımsız hale gelmeye başlar. Vicdanın yönlendirilmesini sağlar. Bu doğrultuda da vicdan yanlış olan ve hoş olmayan duyguları cezalandırmış olur. Olumlu davranışlar sergilendiğinde ise süperego, egoyu hoşnutluk duygularıyla ödüllendirir.

Süperego, yapısal model ve topografik model çerçevesinde incelendiğinde büyük bir bölümünün bilinçdışında yer aldığı göze çarpar. Dolayısıyla id ile olan ilişkisi fazladır. İdin hoş olmayan arzularına karşı çıkmasıyla beraber yalnızca egoya etki etmektedir. Bu da süperego ile ego arasında gerilime veya diğer adıyla kaygıya (moral kaygı) sebep olmaktadır.

ilkel ben, ben, üst ben

Freud süperegonun vicdan ve ego ideal adlı iki alt sistemden oluştuğunu söyler. Vicdan, süperegonun yasaklara ve yanlışlara dair geliştirdiği suçluluk duygusunu içerir. Ego ideal ise süperegonun onay veren, ödüllendirici yanıdır. Ego ideal amaçlanan bir hedef gibidir ve her yaklaşılan aşamada daha yüksek hedefler belirlenmiş olur. Dolayısıyla ego ideale ulaşmak mümkün değildir.

Ebeveyn kontrolü yerini tamamıyla öz-denetime bıraktığında süperegonun gelişiminin tamamlandığı kabule edilir. Ancak bu öz-denetim egonunki gibi gerçeklik prensibine dayalı çalışmamaktadır. Süperego, idin isteklerinin tümden reddederek mükemmel sonuçlara ulaşmaya çalışır. Bu süreçte de ara bulucu olmaya çalışan egoyu ikna etmekle uğraşır..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here