Freud’un kaygıya dair ilk görüşleri nevrotik hastalarıyla gerçekleştirdiği çalışmalarıyla şekillenmiştir. İlk başlarda kaygının iç ve dış engeller sebebiyle boşaltılamayan psişik enerjinin bir sonucu olarak ortaya çıktığını savunmuştur. Fakat daha sonra yapısal modelin gelişmesiyle beraber kaygının, egonun bir işlevi olduğu kanısına varmıştır.

Kaygı

Freud’a göre egonun işlevi oldukça zordur. Hem idin arzularını doyurmaya çalışmaktan hem de dış dünyanın gerçekliğiyle başa çıkmaktan sorumludur. Bu görevleri yerine getirirken de süperegonun kurallarına uygun hareket etmek durumundadır. Ego, toplamda bu üç tehditle başa çıkmaya çalışırken oldukça rahatsız edici bir duygu olan kaygıyı geliştirir. Az miktarlarda faydalı olabilecek olan kaygı; miktarı çok olduğunda kişide huzursuzluğa sebep olmaktadır.

Freud kaygıyı kaynağına göre kategorilere ayırmıştır. Bunlar gerçekçi, nevrotik ve ahlaki (moral) kaygı olmak üzere üçe ayrılmaktadır.

Kaygı, bireyin tehlikelere karşı               oluşturduğu korku cevabıdır.

Gerçekçi Kaygı: Bireyin dış dünyada maruz kaldığı tehlikelere karşı oluşturduğu korku cevabıdır. Temelde organizmayı koruyucu olarak işlev görür. Örneğin gece karanlık bir sokaktan geçerken hissedilen şey korkudur, yani gerçekçi kaygıdır. Tehlike, dış dünya kaynaklı olduğu için de kişinin bu durumundan kurtulması mümkündür.

Nevrotik Kaygı: İdin arzularının ego tarafından kontrol edilemeyip bilinç düzeyine çıkacağına dair geliştirilen duygudur. Egonun kontrolünü sağlayamayacağı durum sonucunda ortaya çıkacak olumsuz sonuçlara dair yaşadığı kaygıdır. Genel itibariyle çocukluk yıllarındaki cezalandırılmalarla ilişkili olduğu söylenmektedir. İlerleyen yaşlarda ise bireyin kontrolünü kaybedip yapmaması gereken bir şeyi yapacağına dair yaşadığı endişe nevrotik kaygıya örnektir. Aynı zamanda birey gerçekçi veya moral kaygıda kaygının sebebine dair farkındalık geliştirebilirken; nevrotik kaygıda, kaygının sebebine dair farkındalık geliştirilememektedir.

Ahlaki (Moral) Kaygı: Ego ve süperego arasında gerçekleşen çatışmalara karşı oluşan kaygı çeşidi, moral kaygıdır. Kişinin, arzulanan ve arzulanmaması gereken şeylerden dolayı süperego tarafından cezalandırılacağı düşüncesiyle ortaya çıkan duygudur. Temelde kendini utanç, suçluluk ve cezalandırma korkusu şeklinde gösterir.

Ego Savunma Mekanizmaları

Egonun işlevini gerçekleştirmeye çalışırken id, süperego ve dış dünya tehditlerine karşı da savunma gerçekleştirdiğini söylemiştik. Psikanalize göre ego savunma mekanizmalarının temel iki işlevi vardır: Dürtünün bilinçli davranışlarda kendini göstermesini engellemek ve kaygının yoğunluğunu azaltmaktır. Tüm ego savunma mekanizmalarının ortak özelliklerinde ise; biliçdışı süreçler olup bireyin bunların farkında olmaması, kaygı seviyesini düşürmek amaçlı aldatıcı olmaları ve genellikle birden fazlasının beraber kullanılmasıdır.

Ego savunma mekanizmaları organizmanın sağlığının korunması için oldukça önemli bir rol üstlenmektedir. Yani her birey kendini korumaya almak için farkında olmadan savunma mekanizmalarını kullanır. Fakat aşırı düzeyde kullanılmaları gerçeklik algısını zedeleyeceği için bireyde uyumsuzluğa yol açabilmektedir.

Başlıca ego savunma mekanizmaları şunlardır:

Bastırma (Repression): En temel ve en ilkel olan savunma mekanizmasıdır. Diğer mekanizmalar için hem temel oluşturmak da hem de aslında kaygıdan kaçınmak için en kısa yolu önümüze koymaktadır. Bastırma için özet olarak unuttuğunu unutmak denebilir. Kaygı oluşturacak herhangi bir şey bu yolla bilinçdışında tutulur. Bu yolla kaygı oluşturan şey bilinçdışına itilebilir veya hatırlanmamak üzere unutulabilir. Toplumca

Ego savunma mekanizmaları içerisinde yer alan yansıtma, bastırma ile beraber kullanılır.

kabul görmeyen cinsellik ve saldırganlık dürtülerinin bu yolla bilinçdışında tutulması buna bir örnektir.

Yansıtma (Projection): Kişinin kabul edilemeyecek dürtü, düşünce ve duygularını karşısındaki kişi veya nesnelere aktarmasıdır. Bilinçdışında yüksek düzeyde cinsel dürtülere sahip olan bir geç kızın her erkeğe onu baştan çıkarmak için çaba sarf ediyormuş gibi bakması yansıtmaya bir örnektir. Görüldüğü üzere bastırma, yansıtma ile beraber kullanılmıştır. Kişi öncelikle istenilmeyen şeyleri bastırmakta; daha sonra da yansıtmaktadır.

Yer Değiştirme (Displacement): Bu mekanizmada asıl hedefine yönlendirildiğinde kabul görmeyecek olan duygu, düşünce ve davranışlar başka bir kişiye veya nesneye yönlendirilir. İş yerinde patronu tarafından azarlanan bir babanın eve geldiğinde çocuğuna kızması; çocuğunun da bebeğine bağırması yer değiştirmeye güzel bir örnektir.

Akla Uygunlaştırma (Rationalization): Mantığa bürüme, bahane bulma olarak da ifade edilmektedir. Bu mekanizma gerçeği çarpıtarak benlik bütünlüğünü korumaya çalışır. Günlük hayatta çok sıklıkla kullanılmaktadır. Kedinin uzanamadığı ciğere mundar demesi, sevgilisinden ayrılan bir kişinin ‘boşver zaten o seni hak etmiyordu’ şeklinde avutulması birer mantığa bürümedir.

Karşıt Tepki Geliştirme (Reaction Formation): Egonun; yasak olan düşünce, duygu ve davranışı tam tersi şekilde ifade edilmesini sağlaması durumudur. İki aşamada gerçekleşmektedir. İlk olarak yasak olan şey bastırılır. İkinci aşamada ise bastırılan şeyin tam tersi bilinç düzeyinde ifadesini bulur. Dolayısıyla aşırı saldırgan dürtüler aşırı sevecen davranışlara dönüşebilir. Elbette insanlar normalde de karşıt tepkiler gösterebilir. Fakat burada dikkat çelen şey; bilinçdışında ifadesi gerçekleşen olgunun aşırı katı tutumlar içermesidir.

Gerileme (Regression): Gerileme ego savunma mekanizmaları içerisindeki, organizmayı kaygıya karşı koruyan en önemli mekanizmalardan biridir. Organizmanın, kaygı içeren bir durum karşısında çocukluğunun güvenli anlarına dönüşünü ifade eder. Yeni kardeşi olan bir çocuğun alt ıslatmaya başlaması, açık bir gerileme örneğidir. Keza yetişkinlerdeki çocuksu davranışların her biri yine gerilemeye örnektir.

Yüceltme, ego savunma mekanizmaları içerisinde ‘yapıcı’ olarak öne çıkmaktadır. Saldırganlık dürtüleri olan bir kişinin cerrah olması ise buna güze bir örnektir.

Yüceltme (Sublimation): Toplumca kabul görmeyecek bir dürtünün toplumda kabul görecek şekilde ortaya çıkartılmasıdır. Bu noktadan bakıldığında mevcut dürtü tamamen engellenmediği için sağlıklı ve yapıcı bir savunma mekanizması olarak kabul edilmektedir. Örnek olarak aşırı cinsel dürtüleri olan bir kişinin ressam veya yazar olması gösterilebilir.

Yadsıma (Denial): Sadece ‘inkar’ şeklinde ifade edilse bile yanlış olmaz. Egonun hoş olmayan bir gerçeklikle yüzleşmek yerine tümden reddetmesi yadsıma savunma mekanizmasıdır. Özellikle ölüm durumunda kaybı yaşayan kişinin durumu kabullenmemesi yadsımadan kaynaklanmaktadır. Yadsımanın bastırmadan farkı ise; kaygının kaynağının idin dürtüleri değil de dış dünya olmasıdır.

Düş Kurma (Fantasy): Kişinin doyurulmamış arzularının hayal kurularak karşılanmasını ifade eder. Çocuklar oynadıkları oyunlarla kendilerinde yetersiz gördüklerini yadsıyıp; düş kurma mekanizmasıyla da doyuma ulaşabilirler.

Özdeşleşme (Identification): Özdeşleşme, ego savunma mekanizmaları içerisinde yer almasının yanı sıra normal işleve de sahiptir. Normal işlevi, psikoseksüel gelişim süreçlerinde kendisine model olarak ebeveynini alması ve ona benzemeye çalışmasıdır. Fakat savunma mekanizması olarak kullanılan özdeşleşme farklı şekillerde kullanılabilir. Kişinin sahip olduğu özelliklerden dolayı hissettiği olumsuz duygularını, kendisini; sahip olmayı istediği özelliklere sahip bir kişinin yerine koyarak onun gibi davranması, bunlardan biridir.

Yapma-Bozma (Undoing): Suçluluk duygusunun ortadan kaldırılması amacıyla kullanılmaktadır. Suçluluk duyulan duygu veya düşüncelerden kurtulmak, durumu düzeltmek için gerçekleştirilen büyüsel/törensel davranışları içerir. Akla olumsuz bir şey geldiğinde tahtaya vurulması yapma-bozmadır.

Başta da söylendiği gibi bu ego savunma mekanizmaları başlıca olanlarıdır ve savunma mekanizması kullanıyor olmak doğaldır. Fakat savunma mekanizması kullanım sıklığının artışı belki kaygıyı ortadan kaldırsa da organizmanın gerçeklik algısını yerle bir edecek yegane şeydir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here