Psikolog Nazlı Avcıl Ökke yazdı...

Üniversitedeyken, kişilik kuramları dersinde, hala üzerinde düşünüp durduğum bir farkındalık kazandım. Sonsuz bir döngü düşünün; birey, aile ve toplum. Bu üçü birbirleriyle sürekli etkileşimdeler. Bireyi ilgilendiren her konu toplumu da ilgilendiriyor. Bir problem davranış söz konusuysa, en temele inmek ve çözmek gerekiyor. Ve biliyoruz ki hiçbir davranış nedensiz değildir. Mutlaka en az iki nedeni vardır. Toplumu ilgilendiren herhangi bir alanda, bir problem var ise bu döngüyü bir yerden kırmak ve sağlıklı hale getirmek gerekiyor. Bu döngüyü de ancak ve ancak bireyin eğitimiyle kırabiliriz. Ben buna inanıyorum. İnsanlar anne babalarıyla olan ilişkilerinin hayatları üzerinde ne kadar önemli bir etkisi olduğunu göremiyorlar. Kendi çocukluğumuzdaki yaraları fark ederek ve şefkatle kucaklayıp sararak iyileşebiliriz ancak. Ve iyileşir hayat. Bu yüzden ÖNCE sen diyorum, sen kendini BİL ki, yetiştireceğin insanlar da kendilerini bilebilsinler. Mesele oldukça derin ve mühim.

Bu ülkenin vatandaşları her renkten…

John Mill’e göre dünyaya çocuk getirmek sadece karnını doyurmak değil, zihnini de eğitmektir. Aksini düşünmek, hem zavallı çocuğa hem de topluma karşı işlenmiş bir ahlak suçudur. Bu yüzden bu ülkede, bir çift, çocuk sahibi olmadan önce, bir yıl boyunca kendi içine derinlemesine bakıp, sevgi dolu konuşmalar ve derin dinleme provaları yapıp, birbirleriyle ve çocuklarıyla keyifli ve sağlıklı bir ilişki sürmelerini sağlayacak uygulamaları öğrenecektir. Dünyaya yeni bir hayat getirmek, ciddi bir iştir. Bir yıllık bir içe bakış ve hazırlık dönemi çok da uzun bir süre değildir. Bu ülkede yeterli hazırlığı ve eğitimi olmayan hiç kimse anne baba olamayacaktır.

Çocuklarımızı elbette seviyoruz, seveceğiz. Sevgi ve saygı çok farklı şeylerdir. Nasıl seveceğimizi bilmeden sevmek, sevdiğimiz kişiyi yaralar. Ailelerimiz bizi severken bize çok kolay zarar verebiliyorlar. Sevgi, birleşme demek; saygı ise farklılaşma. Mutlu olabilmemiz için farklılaşmaya ihtiyacımız var. Bir çocuğun bireyselliğine ve duygularına saygı göstermek, onun kim olduğunu hissetmesine izin vermektir. Ve bunu da ancak eğitim ile farkındalık kazanarak edinebiliriz.

Bebeklik döneminde kurulan ilişki çok önemlidir…

Biliyoruz ki, kendisi birey olamamış, fırsat verilmemiş insan, birey yetiştiremez. Gökkuşağı ülkesinde istisnasız herkes bir sağaltımdan geçecek.

Büyürken, bir sürü iz alıyor ruhumuz. Farkında değiliz izlerimizin. Normalin böyle olduğuna inanıyor ve sorgulamıyoruz başka seçeneklerin varlığını. Anne babalarımızın heybelerinde ne varsa bizlere onları veriyor, çünkü onlar da bilemiyor nasıl davranacaklarını. Onların da heybelerini kendi anne babaları doldurmuş… Ve büyüyoruz. Evleniyoruz. Çocuk dünyaya getiriyoruz. Ve hortluyor izlerimiz yattıkları yerden! Başlıyor tetiklenmelerimiz. Koşulsuz sevilmediğimiz, duygularımız kabul görmediği ve sağlıklı sınır nasıl konulur bilemediğimiz için çocuğumuzun ağlamalarıyla tetikleniyoruz. Çaresiz hissediyoruz. Bizlere yapılanı tekrar ediyoruz; örüntüler bozulamıyor. Bağırıyor, vuruyor, tehdit etmeye başlıyoruz. Ve ruhumuzdaki izleri, filtresiz çocuklarımıza aktarıveriyoruz. Çünkü izlerimizin acılarının izin verdiği kadar görebiliyoruz çevremizi. Heybemizde bize aktarılanlardan başka bir şeyimiz yok. Ve çocuğumuz da büyüyor, evleniyor, çocuk sahibi oluyor, ve yine aynı döngü. Toplum, ruhunda bir sürü iz taşıyan insanlarla dolup taşıyor.

Ruhumuzdaki izlerimizi tamamen iyileştirebilmek mümkün mü? Değil. Yapabileceğimiz şey izlerimizi fark etmek ve onları şefkatle sarabilmek. Bunu başardığımızda ancak mutlu çocuklar yetiştirebiliriz. Ve mutlu bir toplum oluşturabiliriz.

Mutluluğa giden yol ise, tüm duyguları (hayal kırıklığı, öfke, mutsuzluk, korku, kaygı, utanma, suçluluk, incinmiş, sevinç…) kucaklamaktan, bastırmadan yaşamaktan geçiyor!  Bu ülkede, tüm duyguları yaşama hakkımız var, bu hakkı insan olmaktan alıyoruz.

Ve biliyoruz ki tüm izlerimiz ilişkilerimizde, tüm iyileşmelerimiz de. Bu ülkede ilişkilere önem verilir!

Eğitim hepimiz için. Her anımızda. Önce kendimizle başlıyor. Kendi içe bakışımızla. Ve devam ediyor, su damlasının okyanusa düştüğündeki etkisi gibi yayılıyor çevremize. Kendimiz, kendi ebeveynliğimiz geçiyor eğitimle sağaltımdan. Her birimiz farklı farklı roller alıyoruz daha sonra. İşçi, öğretmen, psikolog, sekreter, teknisyen, reklamcı, sanatçı, TV programcısı, doktor, başbakan, cumhurbaşkanı… Düşünsenize, toplumu oluşturan her bir bireyin koşulsuz kabul ile kendini kabul ettiğini, heybesindekileri sağlıksız şeyleri atıp iyileştiğini ve artık söz konusu şu döngünün kırıldığını!

Gökkuşağı ülkesinde sıradan bir an 🙂

İşte bütün bunlar temelinde, sosyal medyamız, televizyon programlarımız, haber bültenlerimiz iyinin, güzelin, sağlıklı olanın yanında yer alacak. Algı operasyonları olmayacak! İnsanlar duygusal ve fiziksel istismara uğramayacak. Neden olsun ki? Bir insanın en temel insani ihtiyaçları zaten ailelerinde karşılanıyor olacak Gökkuşağı ülkesinde; görülmek, duyulmak, anlaşılmak ve dokunulmak. Duygusal ihtiyaçları sağlıklı bir şekilde giderilen bir insanın, organik(beyinsel) bir problemi yok ise, istismarcı, hırsız, katil olması mümkün değil. Gökkuşağı ülkesinde güven, hissedilen gerçek güven duygusu olacak…

Çocuk hakları sözleşmesinde yer alan her madde aktif olarak uygulanacak ve en önemli bulduğum alanlardan olan cinsellik, bir tabu olmayacak bu ülkede. Çünkü sağlıklı ve kapsamlı cinsellik bilgisine erişim her insanın en doğal hakkıdır. Kapsamlı cinsellik bilgisine sahip olmak, beden, ilişkiler, iletişim metotları ve cinsel davranışlar konusunda daha sağlıklı kararlar almanın tek ön koşuludur. Verilecek kararın ne olduğunu bilmeden değil, konu hakkında bilgi sahibi olarak karar vermek ve karşılaşılabilecek durumların farkında olarak, gerektiğinde kendilerini nasıl korumaları gerektiğini bilinciyle adım atmak için kapsamlı cinsellik eğitimi almak en temel haklardandır.

Evet, senin de fark ettiğin gibi, Gökkuşağı ülkesinde, her insan psikolojiden anlayacak.

Farklılıklarımızla var olacağız; saygıyla, sevgiyle ve şefkatle. Her biriniz, her birimiz ülkemizin renkleriyiz. Sonsuz tane renk… Bir arada güzeliz, bir arada muhteşemiz.

Bir arada demişken; bu kadar farklı düşünen, bakan, gören, hisseden insanlar nasıl bir arada yaşayabilir? Tabii ki saygı ve saygının en doğal meyvesi empati ile.

Kültürümüzün bize sunduğu değerlerimizi de koruyacağız, öğreneceğiz, devam ettireceğiz. Kullanışlı, işe yarayan, makul olan ve sağlıklı her tecrübe oldukça önemlidir.

Gökkuşağı Ülkesi

Gökkuşağı ülkesinin rejimi demokrasi olacak. Evet, ben de farkındayım; demokrasi bir taraftan haksızlık demek. Çoğunluğun dediği oluyor, peki ya azınlığın istekleri? Şu an daha sağlıklı bir rejim ne yazık ki bilmiyorum. İnandığım bir şey var ki; bireyin kendilik farkındalığıyla, öz değer duygusuyla, sağlıklı ilişkiler temelinde büyüyecek olması sebebiyle, azınlığın da ihtiyaçları giderilecektir. Çünkü bu ülkenin başbakanı, cumhurbaşkanı, bakanları, vekilleri çocukluklarından itibaren fiziksel ve duygusal ihtiyaçları giderilerek büyümüş olacaklar. Onlar halkının yararına kararlar alabilecek, inisiyatif alabilen insanlar olacak. Hata yaptıklarında, ki mükemmel insan diye bir şey yoktur, hatalarını telafi etmek için çalışacaklar.

Muhalefet saygıyla fikirlerini sunacak, saygıyla sunulan fikirler ülkenin geleceği için mutlaka değerlendirmeye alınacak. Her birimizin, birey olarak, aile olarak, toplum olarak, yönetim olarak ortak amaçlarımız olacak; ülkemizi ve insanları korumak, mutlu yaşamak, üretmek ve kendi kendimize yetebilmek, bağımsız olmak…

Böyle bir ülkede, herkes işini hakkıyla yapabilecek. Çünkü bu değeri özümseyerek yetişmiş olacaklar. Doktorlar, öğretmenler, medya programcıları, yöneticiler, liderler, hemşireler, psikologlar, müdürler, ticaretle uğraşanlar… Her birimiz bir bütünün parçalarıyız.

Gökkuşağı Ülkesi ‘nin Çocuk Bildirisi

Selam sana güzel çocuk! Gökkuşağı ülkeme hoş geldin.

Burası öyle bir ülke ki sevgili çocuk, senin ne düşündüğün benim için önemli. Seni sen olduğun için seviyorum. Tüm duyguların kabulüm; mutsuzluğunu görebiliyorum ve seni anlıyorum. Öfkeni görebiliyorum ve seni anlıyorum. Hayal kırıklığını, kızgınlığını, endişeni, mutluluğunu, heyecanını…

Duygularını kendine ve başkalarına zarar vermediğin sürece yaşamakta özgürsün. Nasıl yapacağını bilmiyor musun? Ben öğreteceğim sana. Senin rehberin benim. Birlikte büyüyeceğiz, gelişeceğiz.

Kendi hayallerini, hedeflerini ve değerlerini seçmende ve hayallerini, hedeflerini ve değerlerini gerçekleştirmek için kendi planlarını seçmende senin yanında olacağım.

Sevdiklerinin, hayallerinin ve olası başka kayıplarının yasını tutarken de yanında olacağım. İyi günde kötü günde…

Gökkuşağı ülkesi sınırları içinde yaşamak için koşulsuz olumlu kabul 1. kural…

Farkındayım; başarılı ve mutlu olmanı sağlayan şey, benim senin için yaptıklarım/yapacaklarım olmayacak, sana kendi başına yapmayı öğrettiklerim mutlu ve başarılı kılacak seni. Bu sebeple, yapabildiğin en küçük beceriler dahil, sen kendi başına yapabileceksin. Yemeğini kendin yiyecek, ayakkabını kendin giyecek, saçının uzunluğuna kendin karar verebilecek, ödevinin sorumluluğunu kendin üstelenebileceksin.

Sana sürekli ‘gel, gelme, dur, koş, dokunma, yapma, koşma, anlamıyor musun, aptal mısın, kaçırırlar seni, otur amcanın kucağına, göster pipini, ağlarsan başkasının annesi olurum, bak o ne güzel yapmış ödevini sen yapamamışsın, matematikten beş alırsan istediğin oyuncağı alırım, ağladığında ben çok üzülüyorum…’ diyenler olmayacak bu ülkede.  Bu ve bunlara benzer her negatif ve manipülasyon ifadesi bu ülkede kesinlikle YASAK!

Yemeğini yemediğin zaman seni odana gönderen, kardeşine vurduğun zaman bir tane de sana vuran, susman ve baş ağrıtmaman için her dediğini yerine getiren insanlar olmayacak Gökkuşağı ülkesinde. Sana veremediği ilginin boşluk duygusunu odalar dolusu oyuncaklarla doldurmaya çalışanlar da olmayacak.

Görsel, dokunsal, yaşantısal her türlü aktivitelerle, OYUN ile iç içe büyüyeceksin. Biliyorum ki; kuşlar uçar, balıklar yüzer, çocuklar oyun oynar.

Oyun, özellikle SERBEST OYUN, bu ülkede senin en doğal hakkın olacak. Tüm öğrenmelerimiz, edinmelerimiz oyun sayesinde. Bunun farkındayım. Biz yetişkinlerin bile oyuna ihtiyacı var.

Her yaş döneminin doğurduğu ihtiyaçları bilebilen, görebilen ve doyuran yetişkinler olacak burada. Her insan bilebilecek; sen 2 yaşındayken ve her şeye ‘hayır!’ dediğinde, aslında kendi bireyselliğini keşfettiğini, niyetinin başkaldırmak ve bizleri öfkelendirmek olmadığını, gelişimsel ihtiyacının bağımsızlık olduğunu her insan bilecek.

Uyumsuz, abartılı veya şiddet içeren davranışlar sergilediğinde, biliyorum ki bu davranışlarının altında bir sebep var. Asla etiketlenmeyecek, dışlanmayacaksın. Destekle bunun üstesinden de geleceğiz. Sevgi, şefkat, ilgi ihtiyacın ile birlikte stres, kaygı, korku gibi duygularını güven ortamında yaşayabileceksin.

Arkadaşın sana senin resmini beğenmediğini söylediğinde, senin üzüntünü görebilen ve seni koşulsuz kabul eden yetişkinler olacak yanında. ‘Sen bugün böyle bir resim yapmaya karar verdin, böyle bir resim hayal ettin. Bu renkleri, bu şekilleri kullanmayı seçtin. Bunun üzerinde uğraştın, emek verdin. Bu sana özel bir resim.’ diyebilecek yetişkinler olacak yanında.

Senin duygularının, düşüncelerinin ve değerlendirmelerinin ne kadar önemli olduğunu fark ettirerek büyümeni sağlayacağım. Hayatta kendin olarak var olabileceksin. Başkalarından önce kendin için yaşayabilecek, özgün, yaratıcı ve mutlu bir insan olarak büyüyeceksin.

Ödüller ve cezalar yok Gökkuşağı ülkesinde. Bunlara ihtiyacımız da yok zaten! Sorumluluk alabilen bir insan olabilmen için tek ihtiyaç, davranışının sonucunun sorumluluğunu üstlenebilmeni sağlamak ve buna alan açabilmek. Yanlış yaptığında, istemeden veya isteyerek bir hata yaptığında, bu davranışının DOĞAL sonucunu yaşayacaksın. Bir vazoyu kırdığında, sorumluluğun kırıkları temizlemek olacak, sana bağıran ve vuran bir yetişkin olmayacak. Odanı dağıttığında, toplamak senin sorumluluğunda olacak. Yemek yemek istemediğinde seni yemen için zorlayan, bağıran, duygu sömürüsü yapan, yalvaran yetişkinler olmayacak. Canın istemiyorsa yemeyeceksin, bir sonraki yemek saatine kadar.

Bu ülkenin topraklarında SAYGI ekili… İnsana saygı…

Burada temel hakların var. Bu haklardan kimse seni mahsur bırakamaz. Doğduğun andan itibaren, ailende, okulunda, yaşamında, her an bu haklar seninle olacak; Sağlık eğitimi, cinsellik eğitimi, saygı eğitimi, onay eğitimi, çeşitlilik eğitimi, empati eğitimi, insanlık eğitimi, merhamet eğitimi, sorumluluk eğitimi, iletişim eğitimi, kişisel haklar eğitimi, sorular normaldir eğitimi, davranışlar ve sonuçlar eğitimi, SEN EĞİTİMİ…

3 YORUMLAR

  1. Heybemizdekiler; ah o heybemizdekiler! Sevgili Nazlı; güzel arkadaşım, dostum, kıymetli çocuk psikoloğu, iyi ki varsın, iyi ki tanımışım seni..mesleğine aşık bir çocuk psikoloğu olarak, bana önce kendi çocukluğumu sarmamı öğreten, kendi yaralarımızı şefkatle sararken, kendi çocuğumuzla beraber büyüdüğümüzü, zerafetle dile getiren, zarif insan..bu ülkenin ve yazında hayalini bizlere de kurdurttuğun güzel ülkenin de senin gibi aydınlatan, kadim, bilge psikologlara çooook ihtiyacı var..ışığın, enerjin, bereketin bol olsun..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here