Kişilik kuramları yazımızda her kuramın kendine ait temel kavramları olduğundan söz etmiştik. Kuramların en önemli özelliklerinden biri ise içeriğinin tutarlı olmasıydı. Dolayısıyla psikanaliz kuramındaki temel kavramların ne anlama geldiği bilinirse hem kuramın içeriğinin anlaşılması hem de tutarlılığının ölçümlenmesi daha kolay olacaktır.

İçgüdüler

Freud’a göre insanlar içgüdü adını verdiği bireyin doğuştan getirdiği güçler tarafından güdülenmektedir. Bedensel veya zihinsel bir ihtiyaç ortaya çıktığında içgüdüler devreye girerek bir tür gerilim yaratır. Birey de bu gerilimden kurtulmak için ihtiyacın doyurulması yoluna gider. Bu açıdan bakıldığında kısaca içgüdü için, bedensel bir ihtiyacı doyurma arzusu denebilir.

Freud, insan davranışındaki temel amacı hazza yaklaşmak; acıdan kaçınmak olarak özetlemiştir. Bu prensip ise psikanaliz çerçevesinde haz ilkesi olarak adlandırılmaktadır. Bu ilke ihtiyacın doğurduğu gerilimi ortadan kaldırmak şeklinde işlemektedir. Gerçekleşen şey bir nevi dengenin (homeositazis) sağlanmasıdır.

İçgüdülerin 4 ortak özelliği vardır;

  • Kaynak, iç günün temsil ettiği fizyolojik ihtiyaçtır.
  • Amaç, en kısa tanımıyla ihtiyacın doyurulmasıdır.
  • Nesne, ihtiyacın doyurulması için gerekli olan şeydir.
  • İtici güç, içgüdünün ihtiyacı doyurmak için kullandığı enerjinin miktarıdır.

Psikanaliz, iki temel içgüdüden bahseder: Eros (cinsellik) ve Thanatos (ölüm).Cinsellik İçgüdüsü (Eros):Yaşamsal süreçleri korumaya yönelik çalışan ve türün devamlılığını sağlayan her türlü içgüdü cinsellik içgüdüsüdür. Cinsellik içgüdüsü tanımdan da anlaşılacağı gibi sadece cinsel haz odaklı değildir. Bütün bedensel hazlar bu grupta yer almaktadır. Aynı zamanda tek bir cinsel içgüdü bulunmamaktadır. Her biri erotojenik bölge olarak adlandırılan farklı bir kaynakla ilişkili bir sürü güdü bulunmaktadır. Dolayısıyla genel olması açısından ‘eros’ adını vermiştir. Aynı zamanda Freud’a göre tüm beden erotojenik bölgedir. Fakat en önemli olanlar ağız, anüs ve genital organlardır. Bu bölgelerden haz alınma durumu ise en temelde içgüdünün işleyişiyle aynı doğrultudadır.

Ölüm İçgüdüsü (Thanatos):Freud yaşamın kendi öncesine yani varolmama haline dönme eğiliminde olduğunu öne sürmektedir. Bu doğrultuda da insanların bilinçdışı süreçlerde ölüm içgüdüsüyle yönlendirildiğini ifade etmektedir. Aynı zamanda ölüm içgüdüsü yıkıcılık olarak da adlandırılabilir.

Ölüm içgüdüsünün bir türevi ise saldırganlıktır. Yaşam içgüdüleri hayatın devamı için ölüm içgüdülerinin karşısında yer alır ve çatışma gerçekleşir. Bu çatışmadan doğan enerji ise dış dünyaya yönlendirilmiş olur. Bu açıdan bakıldığında ölüm ve yaşam içgüdüleri hem karşı karşıyadır hem de iç içedir. Örnek olarak yemek yemek bir tür yaşam içgüdüsüdür. Fakat yemek yemek için gerçekleştirilen ısırma, çiğneme eylemleri yıkıcı davranışlardır. Buna benzer şekilde hayatın her alanında yaşam ve ölüm içgüdüleri iç içedir.

Psişik Enerji (Libido) ve Kateksis

Fiziksel aktiviteleri gerçekleşmesi için nasıl enerjiye ihtiyaç duyuluyorsa zihinsel aktivitelerin gerçekleşmesi için de enerjiye ihtiyaç duyulmaktadır. Psikanalizde bu enerji ise psişik enerji olarak adlandırılmaktadır. Her birey belli miktarlarda psişik enerjiye sahiptir. Fakat bu psişik enerji sadece beli bir alana yönlendirildiyse kalan enerji sağlıklı süreçlerin geliştirilmesi için yetersiz olacaktır.

Freud cinsellik içgüdüsüne libido adını vermiş fakat ölüm içgüdüsüne özel bir isim vermemiştir. Dış dünyadan bağımsız olan bu enerjiler kateksis süresinde ihtiyaç nesnesinin zihinsel sembolüne bağlanmak ve ihtiyaç doyurulmaktadır. Kateksis ise bir kişi veya nesnenin zihindeki sembolüne bağlanan enerji miktarıdır.

Psikanaliz, her davranışın kateksis veya antikateksis ile açıklanabileceğini söyler. Kateksis libidonun ihtiyaç nesnesine bağlanmasıydı. Antikateksis ise doyuma en gel olan iç veya dış engeldir. Örneğin, idin doyum için libido enerjisini bir noktaya yönlendirmesi kateksis ise; egonun bu doyuma engel olmak için kullacağı enerji antikateksistir.

Kateksis için söylenmesi gereken önemli noktalardan biri ise; arzu nesnesi birey için ne kadar önemli olursa kateksis de o denli fazla olacağıdır.

Libidonun arzu nesnesine doğru yönlendiğinden bahsetmiştik. Fakat zaman zaman libido arzu nesnesine ulaşamayacaksa onun yerini alabilecek başka bir nesneye yönelir. Buna yedekleme adı verilmiştir. Yedeklemede ise önemli olan şey yedek objenin asıl objeye benzerliğinin fazla olmasıdır. Fakat bu süreçte dış dünya sınırlayıcı olmaktadır. Ki maksimum benzerlik sağlansa bile asıl doyumun gerçekleşmesi mümkün değildir. Çünkü oluşan gerilim, yedek nesneye denk değildir. Dolayısıyla bir miktar gerilim boşaltılamadan kalır.

Psişik Determinizm ve Prafrakslar

Psikanaliz ilkelerinden biri olan psişik determinizm, ruhsal yapıda meydana gelen hiçbir şeyin rastlantısal ve nedensiz olmadığını ifade etmektedir. Psikanalitik kuramda tesadüflere, özgür iradeye yer yoktur. Bazı olayların veya düşüncelerin rastlantısal gözükmesinin sebebi nedene dair bilgimizin eksik olmasıdır.

Rastlantısal düşünceler, bilinen bir adın hatırlanamaması, rüyalar, hatalı davranışlar, dil sürçmeleri, yazımda hatalar ve nevrotik her türlü davranışın ardında bir sebep yatmaktadır. Çoğu zaman ise bu sebepler bilinçdışındadır.

Freudiyen sürçmeler (hatalar), Freud tarafından hatalı davranış olarak adlandırılmıştır. İngilizce’ye ise parafraks olarak geçmiştir. Parafraskların sebepleri irdelendiğinde zaman zaman oldukça basit nedenlerle karşılaşılabilir. Fakat, Freud genel itibariyle parafraksların sebebinin karmaşık olduğunu öne sürer. Özellikle bilinçdışı süreçlerin irdelenip sebeplerin araştırılması gerekebilir. Ki aslında bilinçdışına ulaşmanın yollarından biridir demek de yanlış olmaz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here