Film izlemek gerek boş zaman aktivitesi gerekse hobi olmak üzere hayatımızın büyük bir parçasında sarsılmaz bir yere sahip. Hangimiz bir sonbahar günü; evinde, sıcacık yatağında film izlemek istemez ki? Biz de bu aktiviteye bir tür renk atmak amacıyla özellikle alana dair olan filmleri derlemek istedik. Bazı filmler psikolojik filmler kategorisinde yer almasa bile bu başlık altında yer vermek istedik. Çünkü bizce psikolojik filmler, içerisindeki ruhu verdiği sürece bu kategoride yer alabilir.

PSİKOLOJİK FİLMLER

Zindan Adası (Shutter Island)

Baş rolünde Leonardo DiCaprio’nun oynadığı, yönetmenliğini Martin Scorsese’nin yapmış olduğu Zindan Adası; yazarı Dennis Lehane olan, aynı isimli romandan sinemaya uyarlanmıştır. Filmde; Massachussets sahili açıklarındaki bir adada suç işlemiş akıl hastalarının tedavi edildiği hastanedeki bir katilin esrarengiz şekilde kayboluşunu soruşturmakla görevlendirilen iki polisin, baş döndüren hikayesi konu ediliyor. En iyi psikolojik filmler arasında yer alan bu filmi izlerken; zaman algılarınız sekteye uğrayacak, ruh sağlığınıza dair şüpheler duyacaksınız…

Onur Savaşı (Jagten)

Yönetmenliğini Thomas Vinterberg’in yapmış olduğu bu film, küçücük bir yalanın ne tarz sorunlar doğurabileceğini çarpıcı bir üslupla gözler önüne seriyor… Boşanma sürecinin ardından toparlanmaya çalışan 40 yaşındaki Lucas karakteri kreşte bir iş bulur. Fakat aynı zamanda arkadaşının da kızı olan bir çocuğun söylediği yalan üzerine hayatı alt üst olur. Film, bir insanın ‘Onur Savaşı’ verirken geçirdiği sancılı süreçlere ayna tutar nitelikte…

12 Öfkeli Adam (12 Angry Man)

Psikolojik filmler tarihinin baş yapıtlarından biri olan 12 Öfkeli Adam, ‘sosyal uyum’ konusu için mükemmel bir örnek teşkil etmektedir. Filmde, cinayetle suçlanan bir gencin cezası için karar vermekle yükümlü 12 kişiden oluşan jürinin; karar verme süreci anlatılmaktadır. Tek mekanda çekilmiş olmasına rağmen müthiş akıcılığa sahip olan film, insanların davranışlarının altında yatanlara bir lamba misali ışık tutmaktadır.

Otomatik Portakal (A Clockwork Orange)

Yönetmenliğini Stanley Kubrick’in yapmış olduğu Otomatik Portakal, Anthony Burgess’ın aynı isimli romanından bir uyarlamadır. Film, şiddet bağımlısı gençlerin kurmuş olduğu bir çetenin çevrelerine saçtığı dehşeti konu almaktadır. Fakat daha sonra içlerinden bir tanesinin yakalanması üzerine filmin seyri değişir. Ceza yerine bir şiddet deneyinde kobay olmayı yeğleyen Alex, farkında olmadan insanlık dışı bir uygulamanın içinde kendini bulmuştur. Oldukça ‘rahatsız edici’ duygular hissetmenize sebep olacak olan Otomatik Portakal, psikolojik filmler içerisinde izlenmesi gereken yapıtlardan biridir.

Guguk Kuşu (One Flew Over the Cuckoo’s Nest)

Ken Kesey’in en çok satanlar listesindeki romanından uyarlanan Guguk Kuşu, Jack Nicholson’ın sinemada devleştiği yapıtlardan biridir. Cezaevinden kurtulmak için deli taklidi yapan McMurphy, istediğine ulaşmıştır. Fakat serüven bundan sonra başlayacaktır… İnsanın nasıl ‘delirebileceğine’ mükemmel bir ışık tutan Guguk Kuşu; izlemekten asla pişmanlık duymayacağınız oyunculukları, senaryosu ve  sahneleriyle sinema tarihinin baş yapıtları arasındadır!

Parçalanmış (Split)

Son dönemlerin psikolojik filmler kategorisindeki en iyi örneklerden biri olan Parçalanmış filmi, çoklu kişilik bozukluğuna sahip olan Kevin’ı konu alır. 23 tane alter egoya sahip olan Kevin’ın en baskın alter egosu, suça meyilli olanıdır. Tek bir sıkıcı sahnesi dahi olmayan film, tahmin edemeyeceğiniz bir biçimde sona eriyor. James McAvoy’un mükemmel performansı da nefesinizi kesecek nitelikte. Özellikle psikolojiye ilgi duyuyorsanız, ruh sağlığıyla ilintili bir bölümde okuyor veya ruh sağlığı sektöründe bir meslek sahibiyseniz; bu filmi izlemeden yolunuza devam etmeyin!

Room

Room filmi; Emma Donoghue’nun yazdığı aynı adlı kitaptan uyarlanan, 2015 yapımı bir dram filmidir. Dram olmasının yanı sıra içerisindeki kasvet ve psikolojik dalgalanmaların varlığını iliklerinize kadar hissettiğiniz harika bir yapıt. 7 yıldır küçücük bir kulübede 5 yaşındaki oğluyla yaşayan Joy için hayat tahmin edilenin ötesinde… Bir insan doğumundan itibaren dünyayı görmezse ne olur, ne tür hayallerle varlığını sürdürür, dünyaya eriştiğinde nasıl hisseder? Tüm bu soruların cevaplarının yer aldığı film, nefesinizi daraltacak cinsten!

İçinde Yaşadığım Deri (La piel que habito)

Bir araba kazasında ölmekten dönen fakat tüm vücudu yanan eşi için Dr Robert Ledgard, 12 yıl boyunca süren serüvenin sonunda insan-domuz kanı karışımıyla bir deri yapar. Eşi yanmış vücudunu görmesi üzerine intihar eder ve kızı da buna şahit olur. Kızı üzerinde de büyük psikolojik çöküntüler yaratan olaylar, ilerleyen yaşlarında yaşadığı bir olayla daha da pekişecektir. Doktorun, yaşananlar karşısında saplantılı bir hale gelişini konu alan film; psikolojik filmler içerisinde ‘gerilim’ yoğunluğuyla dikkatleri üzerine çekmektedir.

 

Kevin Hakkında Konuşmalıyız (We Need to Talk About Kevin)

Lionel Shriver’ın ödüllü romanından uyarlanan filmde, bir anne ve oğlu anlatılmaktadır. Eva, genç yaşta Kevin’a hamile kalır ve onu doğurmaya karar verir. Kariyeri ve hedeflerini kenara koyarak verdiği bu karar, sonrasında da yaptığı fedakarlıklarla hayatını şekillendirecektir. Bunca fedakarlığa rağmen oğlu 15 yaşına geldiğinde hiç de normal şeyler yapmıyor olacaktır. Mükemmel oyunculuklarla beraber, katil bir çocuk ve annenin yaşadığı psikolojik çöküntü çok güzel yansıtılmıştır.

Melankoli (Melancholia)

Justin ve Micheal evliliklerini, Justine’in ablası Claire’in malikanesinde gerçekleştirirler. Justin ve Claire birbirinden oldukça farklı iki kız kardeştir. Justine melankoliye yatkınken Claire kız kardeşine göre daha normaldir. Düğün sırasında ise Melankolia adlı bir gezegen, yörüngeden çıkarak dünyaya yaklaşmaktadır… “Bu bir düğün, melankoli ve psikolojik bir felaket filmi.” şeklinde tanımlayan Lars Von Trier’in yönetmenliğini yaptığı Melankoli, hem bilimkurgu hem de psikolojik filmler arasında yer almasıyla sinema tarihinde farklı bir yer edinmiştir.

Tehlikeli İlişki (A Dangerous Method)

John Kerr’in “The Talking Cure” adlı oyunundan, Oscar ödüllü senarist Christopher Hampton tarafından sinemaya uyarlanan film; 1904 yılında yaşanan bir hikayeyi anlatmaktadır. Hikaye, psikanalist Carl Yung ve hastası Sabina Spielrein arasındaki sıradan ilişkiyle başlarken; daha sonra Freud’un da olaylara karışmasıyla bir aşk üçgeni halini alır. Histeri krizleri yaşayan hasta, psikanalitik kuramların iki babası Carl Gustav Jung ve Sigmund Freud‘un psikoloji tarihinde önemli bir yere sahip olan hikayesi; film olarak izleyiciye sunulmuştur. Dolayısıyla da Tehlikeli İlişki, psikolojik filmler içerisinde de oldukça önemli bir yere sahiptir.

Taksi Şoförü (Taxi Driver)

Yönetmenliğini Martin Scorsese’nin yapmış olduğu film, çürümeye yüz tutmuş bir topluma karşı tutulan ayna niteliği taşımaktadır. Taksi Şoförü, Vietnam savaşında yer almış ve hala savaşın izlerini silememiş bir askerin, geceleri taksi şoförlüğü yaparken şahit olduğu pis ve adaletsiz dünyaya uyum sağlamayı reddedişini anlatmaktadır. Robert De Niro’nun canlandırmasıyla hayat bulan karakter, gerek saplantıları gerekse psikolojik çöküntüleriyle insanı bir kez daha düşünmeye itmektedir.

Siyah Kuğu (Black Swan)

New York’ta yaşayan Nina genç ve yetenekli bir balerindir ve eski bir balerin olup sürekli kendisine dans konusunda hırs aşılayan annesiyle beraber kalmaktadır. Yeni sezonda ortaya konulacak Kuğu Gölü balesinde Beyaz Kuğu için ilk akla gelen, Nina’dır. Yönetmen zarif, masum ve saf Beyaz Kuğu ile kötülüğün, şehvetin ve bilinmezliği temsilcisi Siyah Kuğu’yu aynı anda canlandırabilecek bir balerin arıyordur. Nina Beyaz Kuğu’yu çok güzel canlandırsa da; Siyah Kuğu konusunda güçlü rakibi Lily bulunmaktadır. Rakiplikleri zamanla farklı bir ilişkiye dönüşürken, Nina içindeki Siyah Kuğu’yu ortaya çıkarmaya başlar. Kişiliğin zıt özellikleri beraber taşıdığının en güzel örneklerinden olan Siyah Kuğu, psikolojik filmler arasında fazlasıyla kendinden söz ettirmiştir…

Yedi (Se7en)

Bir David Fincher filmi olan Yedi, seri katilin peşinde olan iki polis dedektifinin hikayesini anlatmaktadır. Seri katil 7 ölümcül günah işleyen kişiyi kendine has yöntemlerle öldürmektedir. Hıristiyanlık inanç sistemine göre ise bu yedi günah Kibir, Açgözlülük, Şehvet Düşkünlüğü,Kıskançlık, Oburluk,Yıkıcılık ve Tembellik’tir. Oyunculukları, sahneleri, senaryosu ve akışıyla muazzam bir yapıt olan Yedi; gerilimin doruklarına ulaşmanızı sağlayacak cinsten!

Dövüş Kulübü (Fight Club)

Zodiac

Yedi ve Dövüş Kulübü gibi filmlerle bu alanda oldukça sağlam bir yer edinen David Fincher, yine başarılı bir filme imza atmıştır. San Francisco’da bir seri katil, mektuplar ve şifreli mesajları göndererek polislerle dalga geçmektedir. Bu katili yakalamak için canla başla çalışan 4 kişi artık bu konuda saplantılı hale gelmişlerdir. Çözülemeyen bir seri katil meselesi ve saplantılı süreçler, filmdeki gerilimi üst noktaya taşımak için oldukça yeterli olacaktır… Zodiac, saplantıların resmini çizerek psikolojik filmler arasında adından söz ettirmektedir.

Tiksinti (Repulsion)

Londra’da kız kardeşi ile yaşayan Carol oldukça güzel ve sıradan bir yaşama sahiptir. Fakat görünenin ardında hiç kimsenin bilmediği takıntılı tiksintileri vardır. Özellikle cinsel konularla ilişkili olan tiksintisi, kardeşinin tatile çıktığı sıralarda haddinden fazla ve şizofrenik bir görünüm kazanmıştır… 1965 yapımı olan film, sinema tarihinde gerilim filmleri arasında oldukça önemli bir yere sahiptir. Aynı zamanda da takıntının işlenişiyle psikolojik filmler arasında da adından sıkça söz ettirmektedir.

Cinnet (The Shining)

Psikolojik filmler kategorisinde yer alan Cinnet; yönetmen koltuğunda Stanley Kubrick’in, baş rolde ise Jack Nicholson’ın bulunduğu baş yapıtlardan biridir. Aynı zamanda Stephen King’in aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Film, Jack Torrance’ın kış sezonunda kapalı olan Overlook Oteli’nin bakımını üstlenerek ailesiyle birlikte otele taşınması sonrasında gelişen metafiziksel olayları konu alır. Jack’in doğaüstü sezgilere sahip olan oğlu zamanla, otelde yalnız olmadıklarını fark eder… Jack Nicholson’ın mükemmel oyunculuğuyla taçlanan ‘Cinnet’, herkesin izlemesi gerekenler listesinde ilk sıralarda!

Sapık (Pscyho)

Yayın tarihi 1960 olan ‘Sapık’, Alfred Hitchcock’un başyapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir. Patronunun 40 bin dolar vermesi ve Marion’un bu parayı alıp kaçmasıyla film kısa sürede garipleşir. Yolda konakladığı motelde ise işler iyice karışmaya başlar. Moteli işleten Norman Bates, annesine karşı çok büyük bir obsesyon geliştirmiş ki aslında bu obsesyondan da ötedir… Sinema tarihinde adından ünlü “duş sahnesiyle” söz ettiren film, şizofreninin neler yaratabileceğini ortaya koyan dehşet verici sahnelere sahip yapıtlardan biridir.

Stanford Hapishane Deneyi (The Stanford Prison Experiment)

Yönetmenliğini Kyle Patrick Alvarez’in yapmış olduğu film, 1971 yılında Stanford Üniversitesi’nde gerçekleşen bir deneyden uyarlamadır. Denekler okulun öğrencileri arasından seçilen 24 kişidir ve öğrenciler psikoloji bölümünün bodrum katına kurulan sahte hapishaneye yerleştirilir. Öğrencilerin bir kısmı mahkum, diğer kısmı ise gardiyan olarak deneye katılacaktır. İşler zamanla tahmin edilenin ötesine geçerek çığırından çıkar… Deney insanlık dışı bulunsa da insan davranışlarına dair büyük ipuçları taşımasıyla tarihte yerini almıştır. Bu film ise en başta konusundan dolayı psikolojik filmler içerisinde mutlaka izlenmesi gerekenlerden!

23 Numara (The Number 23)

Jim Carrey’nin baş rolünü üstlendiği film oldukça farklı bir kurguya sahiptir. Karısının Walter Sparrow’a doğum gününde aldığı kırmızı kapaklı 23 Numara isimli kitap ile olayların seyri değişir. Kitap numeroloji ile ilgili bir cinayet gizemini içerir ve Sparrow kitaba gittikçe daha büyük bir ilgi duymaktadır. Bu ilgi, kitabın yazarını bulma şeklinde ileriye taşınır. Kitap artık normal bir kitap değil, müthiş bir takıntının(obsesyon) nesnesi haline gelmiştir… Muazzam bir psikolojik gerilim filmi olan 23 Numara, Jim Carrey’nin de oyunculuğuyla hafızalara kazınmıştır.

Trainspotting

20’li yaşlardaki Mark Renton ve arkadaşlarının uyuşturucu bağımlılığı,  filmin ana konusudur. Gençlerin hayattaki en önemli gayeleri daha fazla uyuşturucuya sahip olabilmektir. Renton, her bağımlı gibi zaman zaman uyuşturucuyu bırakmak istemiş fakat başaramamıştır. Son defa tekrar bırakmak için girişimi olduğunda ise durum hiç farklı olmamış ve altın vuruşu yaptığı için hastanelik olmuştur. Olaylar da zaten bu andan sonra farklılaşmaya başlar. Bağımlılığın ve psikolojik çalkantıların gözler önüne serildiği Trainspotting, izlerken rahatsızlık verebilecek sahnelere sahip olsa da psikolojik filmler içerisinde önemli bir yere sahiptir.

Bir Rüya İçin Ağıt (Requiem for a Dream)

Hubert Selby Jr.’ün romanından 2000 yılında sinemaya uyarlanan, yönetmenliğini Darren Aronofsky’nin yaptığı bir trajedi filmidir. Uyuşturucu bağımlısı olan Harry’nin tek amacı daha fazla uyuşturucuyken; annesininki sevdiği televizyon programına katılabilmektir. Aralarındaki mesafe günden güne açılmıştır ve ‘bağımlılık’ları uğruna yaşamları mahvolmuştur. Bir Rüya İçin Ağıt, bağımlılığın insanlara neler yaptırabileceğini ortaya koyması açısından hiç kuşkusuz psikolojik filmler arasında yer alacaktır. Not: İzleyeceğiniz sahneler midenizi bulandırabilir…

Whiplash

Whiplash, prestijli bir müzik okulunda okuyan Andrew Neiman’ın iyi bir davulcu olma yolunda yaşadığı süreci ele alır. Bulunduğu yerin en önemli orkestrasının şefi ise Terrence Fletcher’dır. Fletcher’ın, Neiman’ı keşfetmesi üzerine beraber çalışmaya başlayan iki isim; tabiri caizse ‘psikopatça’ bir sürecinin içerisine girer. ‘Bir insan sınırlarını ne kadar zorlayabilir? veya ‘Bir insan ne kadar insanlık dışı bir eğitim uygulayabilir?’ sorularının cevabı olan bu film; sizde müthiş gerginlik yaratacak!

Danimarkalı Kız (The Danish Girl)

David Ebershoff tarafından yazılmış romandan uyarlanan aynı adlı film, Danimarkalı ressam Lili Elbe’nin olağandışı yaşamını beyazperdeye taşıyan biyografi niteliğindedir. Filmdeki Einar Wegener karakteri, erkek olarak dünyaya gelip bir kadınla evlense de; kadın gibi hissettiği gerçeği değişmemiştir. Film aynı zamanda tarihte bilinen ilk cinsiyet değiştirme operasyonuna da ışık tutmaktadır. Bir insanın kendisi gibi hissetmek için verdiği çaba ve maruz kaldığı psikolojik süreçler izlenmeye değer!

Sınırsızlar Kulübü  (Dallas Buyers Club)

Film, uyuşturucu bağımlısı ve HIV taşıyıcısı Ron Woodroof’un hayatından esinlenerek beyazperdeye aktarılmıştır. 1986 yılında AIDS yüzünden 30 günlük ömür biçilen Woodroof, çareyi yasadışı olan doğal ilaçlarda bulmuştur. Zamanla bir ilaç ağı oluşmuş ve bu ağın adı da ‘Dallas Buyers Club’ olmuştur. 30 gün ömür biçilmesine rağmen kendi bulduğu yöntemlerle 2191 gün daha yaşamayı başaran Ron Woodroof’un yaşam mücadelesi sizi farklı dünyalara götürebilir… Filmdeki psikolojinin mükemmel aktarımı da filmin, ‘psikolojik filmler’ kategorisinde yer almasını gerektirecek cinsten!

Her Şeyin Teorisi (The Theory of Everything)

Her Şeyin Teorisi filmi; ünlü İngiliz fizikçi ve bilim insanı Stephen Hawking’in kariyerinin ilk yıllarına, fiziksel yeterliliklerini giderek azaltan ALS hastalığının aşamalarına ve ilk eşi Jane Wilde ile ilişkisine odaklanmıştır. Hawking’i canlandıran Eddie Redmayne’in mükemmel performansı filmdeki her türlü duygunun hissedilmesini sağlamaktadır. Bir hastalık ve sonrasındaki süreçte yaşananlara ayna tutan film, içerisindeki psikolojik dalgalanmaları o kadar güzel ortaya koymuştur ki; psikolojik filmler arasında görmemek mümkün değil…

Akıl Oyunları (A Beautiful Mind)

Oldukça önemli başarılarının üzerinden yıllar geçtikten sonra Nobel Ödülü’ne layık görülen ünlü matematikçi John Nash’in gerçek hayat hikayesine odaklanan film, iki önemli dalda kazandığı Oscar ödülüyle başarısını kanıtlamıştır. Dahi oluşunu her zaman hissettiren ve çevresindekilerle uyum problemleri yaşayan Nash, akıl almaz bir teoriyi ortaya sürüp kanıtlama aşamasına kadar gelir. Fakat bu süre zarfında paranoid şizofreni belirtileri geliştirmeye başlamasıyla hayatının yönü değişir… Artık kendi gerçekliklerinden oluşan dünyayla asıl dünya arasında ayrım yapamayacak noktaya gelmiştir. Nash, bir bakıma paranoid şizofreninin beden bulmuş halidir. Bu doğrultuda da Akıl Oyunları, mutlaka izlenmesi gereken psikolojik filmler arasında yer almaktadır.

Hayat Güzeldir (La vita è bella)

Film’in baş rolü hayat dolu Guido, güzeller güzeli öğretmen Dora’ya aşık olur ve büyük çabalar sonucunda evlenirler. Ardından bir çocuk sahibi olmuş ve her şey yoluna girmiş derken savaş patlak verir. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğluna tüm yaşananların oyun olduğunu söyler ve oğlu oyunu kazanırsa ona istediği bir oyuncağı alacağını söyler. Hayat Güzeldir, tüm olumsuzluklara rağmen her daim umut ışığının var olduğunu gözler önüne seren sinema tarihinin en bilinen filmleri arasında yer almaktadır. Aynı zamanda üç dalda Oscar ödülü kazanarak da adından çokça söz ettirmiştir.

Büyük Balık (Big Fish)

Daniel Wallace’ın kitabından uyarlanan film, Tim Burton’ın yönetmenliğiyle nefes kesici bir yapıta dönüşmüştür. William Bloom, babası ölüm döşeğindeyken onun yanına döner. Daha öncesinde çok yakın bir ilişkileri olmamıştır. Gezgin bir satıcı olan babası, bir bakıma telafi gibi yaşadıklarına dair hikayelerini anlatmaya başlar. Bir sürü efsanenin yer aldığı hikayeler o kadar akıcıdır ki yavaş yavaş taşlar yerine oturur… Büyük Balık, psikolojik filmler içerinde ruhunuzu hoş edecek harika bir yapıt!

Her

Theodore Twombly, karısıyla boşandıktan sonra iyice yalnızlaşmıştır. Fakat bir gün gördüğü reklam üzerine hayatını değiştirir… Kusursuz bir yapay zeka sisteminin ürünü olan Samantha ile tanışır. Zamanla aralarındaki ilişki oldukça farklı bir boyuta taşınır. Bir nevi distopya olan Her, insanın teknolojiyle bütünleşmesini ve bununla beraber yalnızlaşma sürecini ele alır. Oldukça başarılı kurgusuyla sinema tarihinde sağlam bir yere sahip olan Her, insan psikolojisine dair ipuçlarıyla psikolojik filmler içerisinde yer almaktadır.

Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind)

Jim Carrey, Kate Winslet’ın baş rollerini paylaştığı film; ayrıldığı sevgilisinden kalan anıları sildirmeye çalışan bir adamın hikayesini anlatmaktadır. Eski kız arkadaşının anılarını sildirdiğini öğrenen adam çılgına döner ve kendisi de anılarını sildirmeye başlar. Anılarını sildirirken tüm yaşananlar bir bir gözünün önünden geçer. İlişkilerinin çok güzel başladığını ve zamanla işin içinden çıkılmaz bir hale geldiğini görür… Sil Baştan, anıların duygularla iç içe olduğunu gözler önüne seren muazzam bir yapıttır. Bu doğrultuda da psikolojik filmler içerisinde önemli bir yere sahiptir.

Lion

Evinden kilometre uzakta kaybolan ve Avustralyalı bir aile tarafından evlat edinilen 5 yaşındaki bir çocuğun serüveninin anlatıldığı film, yaşanmış bir olayın uyarlamasıdır. İlerleyen yaşlarında ailesini bulmaya çalışır fakat elinde en ufak bir bilgi yoktur. Çaresizliğin derinden hissedildiği, insanın ailesine olan bağının ve sevginin gücünün çarpıcı bir şekilde ortaya konduğu film; özellikle sonuyla yoğun duygular yaşamanıza sebep olacak cinsten… İnsanın içsel karmaşasına ışık tutması açısından Lion, psikolojik filmler kategorisinde izlenmesi gerekenlerden.

Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption)

Morgan Freeman ve Tim Robbins’in başrolde olduğu Stephen King uyarlaması olan Esaretin Bedeli, 1995’te aralarında en iyi film adaylığı da olmak üzere tam 7 dalda Oscar’a aday gösterilmiştir. Film, Andy ve Red isimli iki mahkumun parmaklıklar ardında inşa ettikleri dünyanın hikayesini anlatıyor. Andy genç ve başarılı zengin bir karakterdir. Fakat karısını öldürdüğü suçlamasıyla cezaevine girmiştir. İçerde yaşadıklarına rağmen enerjisini ve umudunu hiçbir zaman yitirmemiştir. Red ise onun yanında yer alan arkadaşıdır. Esaretin Bedeli, insanın istediğinde her şeyi yapabileceğini gösterişiyle kesinlikle psikolojik filmler içerisinde izlenmesi gereken bir klasiktir!

Yeşil Yol (The Green Mile)

Yeşil Yol, bir hapishane görevlisi ile bir mahkumun hikayesini anlatmaktadır. Paul Edgecomb’ın hapishane içindeki görevi, idam mahkumlarını son yolculuklarına uğurlamaktır. İdam mahkumu olan John Coffey iki küçük kızın ölümüyle suçlanmaktadır ve iri yarı, ürkütücü görüntüsünün altında çokça şey saklamaktadır… İnsanların göründüğünden ne kadar farklı olabileceğini ortaya koyan film, aynı zamanda unutulmaz sahneleriyle sinema tarihine damgasını vurmuştur.

Akıl Defteri (Memento)

Hafıza kaybı yaşayan bir adamın karısının katillerini bulma sürecini anlatan filmi Christopher Nolan imzası taşımaktadır. Leonard Shelby, dışarıdan normal bir adammış gibi gözükse de aslında hayatı karısının katillerini bulmak üzere geçmektedir. En büyük problem ise 15 dakika öncesini hatırlamıyor oluşudur. İzlerken beyin yakan zaman ve sahne geçişleriyle soluksuz film keyfi sunan bir yapıttır. Akıl Defteri her ne kadar gerilim kategorisinde yer olsa da, karakterin yaşadığı hafıza kaybı bir noktada alzheimer düşüncelerini akla getirdiği için; psikolojik filmler içerisinde izlenmesi pek de yanlış olmaz. Dipnot: Filmde Fight Club’a da minik bir gönderme bulunmaktadır.

Makinist (El Maquinista)

Christian Bale’in oyunculuğuyla harikalar yarattığı Makinist, insomnia yaşayan bir adamın hayatından kesitleri içermektedir. Bir fabrikada işçi olarak çalışan Trevor, zamanla aşırı zayıflaması ve davranışlarının garipleşmesiyle dikkatleri üzerine çeker. Aynı zamanda dikkat ve hafıza problemleri de yaşayan Trevor, kendine notlar bırakmaya başlar. Fakat zamanla uykusuzluğun da etkisiyle iyice paranoyak düşünceler geliştirir. Uykusuzluğun insan beynini ne denli karmaşık hale getirebileceğinin belki de en iyi örneklerinden olan Makinist, izlenmesi gerekenler arasında üst sıralarda yer almaktadır.

Sınav (Exam)

Günden güne değişen sınav sistemlerinden o günkü adıyla ÖSS’ye girecek 5 öğrencinin yaşamış oldukları stresten kurtulmak için soruları çalmaya karar vermeleri ve sonrasında gelişen süreç konu edilmiştir. Film, gerek o zaman için gerekse günümüz için öğrencilerin ‘başarı’ adına baskı altına alınmalarına güzel bir eleştiri niteliğindedir. Sınav, hem eğlenceli hem de oldukça duygusal sahneleriyle her yaştan insanın izlemesi gereken oldukça başarılı bir yapıttır. Sınavların, öğrenciler üzerinde yarattığı psikolojik bunalım için oldukça başarılı olan film, psikolojik filmler içerisinde izlenmesi gerekenlerden!

Kış Uykusu (Winter Sleep)

Emekliye ayrılmış ve emeklilik günlerini geçirmek için Orta Anadolu’nun küçük bir şehrine yerleşen ve burada bir otelde çalışmaya başlayan eski oyuncu Aydın’ın, eşi ve kardeşi ile sorunlu ilişkisini anlatan Kış Uykusu, yine bir Nuri Bilge Ceylan filmidir. Filmin çekimlerinin büyük bir bölümü ise Kapadokya bölgesinde yapılmıştır. Filmin kadrosu, görüntü kalitesi, hikayenin işlenişi mükemmel bir akıcılık sağlamaktadır. Ayrıca, 2014 Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye’yi kazanarak Yol filminden sonra ödülü ülkemize getiren ikinci film olmuştur. Yazılacak, söylenecek bir sürü şey olmasına rağmen dipnot şu olsun: İzlerken üşüyebilirsiniz…

Ahlat Ağacı (The Wild Pear Tree)

Doğu Demirkol’un baş rolde yer aldığı donanımlı kadrosu ve Nuri Bilge Ceylan’ın yönetmen koltuğuna oturduğu Ahlat Ağacı, herkesin kendinden bir şeyler bulacağı muhteşem bir yapıt! Üniversitenin bitmesiyle ailesinin yanına dönmek durumunda kalan Sinan’ın hayali, yazdığı kitabı bastırabilmektir. Fakat kumar bağımlısı bir baba, isyankar anne ve ergen bir kardeşle hayatı gittikçe daha kötü bir hal almaktadır. Uzun diyalog sahneleri, film akışı Nuri Bilge Ceylan imzasını hissettirirken; mekanların işlenişi, renkler ve doğa tamamıyla seyirciye bir görsel şölen sunuyor. Film içerisindeki duyguyu o kadar iyi vermekte ki, psikolojik filmler kategorisinde film arayanlar mutlaka izlemeli!

 

Yukarıda psikolojik filmler kategorisinde paylaşılmış olan 40 film yer almaktadır. Elbette ki bunlar dışında sayılabilecek onlarca film daha bulunmaktadır. Fakat öncelik bu filmlere verilmiş oldu. Yazının en başında da belirtildiği gibi filmlerin çoğu aslında ‘psikolojik filmler’ içerisinde yer almamaktadır. Fakat öyle filmler var ki, içerisindeki duyguyu öyle güzel veriyor ki; kategorisi psikoloji olmasa da öyle değerlendirilebilir.

Listede yer almayan fakat ‘Yer alsa ne güzel olurdu!’ dediğiniz filmleri de bize ulaştırabilirsiniz. Tüm sosyal medya hesaplarımızdan bize ulaşabilir; soru ve görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz. Umarım keyifli bir yazı olmuştur. Bu listeden bakıp da izlediğiniz filmler olursa bizimle paylaşıp, diğer okurlar için de fikir oluşturabilirsiniz.

Bol filmli günleriniz olsun!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here