Psikologlar ve psikiyatristler, genellikle hastanın sağlığı açısından birlikte çalıştığından dolayı, bu iki grubun iş tanımları yoğunlukla birbiri ile üst üste gelir. Zaman zaman ise halk arasında bu iki grubun meslekleri karıştırılmaktadır. Bununla birlikte, psikolog ve psikiyatrist arasındaki farklar bu kavram karmaşasının ortadan kaldırılması açısından üzerinde durulması gereken bir konudur. Söz konusu farkların belki de en önemlisi, iki mesleğin uyguladığı tedavi yöntemleri arasındaki farklar olarak ifade edilebilir.

Psikolog Tedavisi ve Psikiyatrist Tedavisi

Psikiyatrları psikologlardan ayıran belki de en önemli fark; psikiyatrların tıp eğitimi görmüş medikal doktorlar olmalarından dolayı ilaç yazabilmeleridir. Dolayısıyla, psikiyatristler zamanlarını çoğunlukla ilaca ihtiyaç duyan hastalarla geçirirler.

Psikologlar ise, yoğunlukla psikoterapi ve hastalara davranışsal müdahalelerde bulunarak hastaların duygusal ve ruhsal sıkıntılarını tedavi etmeye odaklanırlar. Psikologlar aynı zamanda bir kişinin ruhsal durumunun değerlendirilmesi ve en etkili tedavi yönteminin belirlenmesinde kritik rol oynayan psikolojik test uygulama konusunda da önemli bir yetkinliğe sahiptirler.

Sigmund Freud…

Psikoloji ve Psikiyatri Eğitimi

Psikolog ve psikiyatrist arasındaki farklardan bir diğeri ise aldıkları eğitimdir. Psikiyatrisler tıp fakültesinde eğitim görürken 6 yıllık genel tıp eğitimi alırlar. Tıp Doktoru (Dr) unvanını edindikten sonra, TUS ( Tıpta uzmanlık sınavı )’dan sonra psikiyatri alanında 4 yıllık bir uzmanlık dönemi geçirirler. Psikiyatristlerin deneyimleri genellikle farklı hasta türleri içinde hastane içinde psikiyatri biriminde çalışmayı içerir. Psikiyatristlerin ilgilendiği hastalar, davranış bozuklukları bulunan çocuklar ve ergenlerden; ciddi ruhsal hastalığa sahip yetişkinlere kadar değişkenlik gösterir.

Psikologların ise, 4-5 yıl arasında değişkenlik gösteren lisans (PhD veya PsyD) derecesi almaları gerekmektedir. Eğitimleri boyunca, psikologlar kişilik gelişimi, psikolojik sorunların tarihi ve psikolojik araştırma bilimi gibi konularda eğitim görürler. Lisansüstü eğitim ise 2 yılı kapsayıp; genellikle farklı durumlardaki ruhsal ve duygusal rahatsızlıkların nasıl çözüleceğine dair eğitim verilmesi ile psikolog olarak kariyere devam etmek açısından önemli bir hazırlık süreci olarak değerlendirilebilir.

Lisansüstü eğitim sonrasında alınan eğitim doğrultusunda uzman unvanı eklenmektedir. Özellikle klinik yüksek lisans yapılması uzman klinik psikolog unvanı alınması için şarttır. Buna ekstra olarak kişinin süpervizyon eğitimini de almış olması gerekmektedir. Tüm bu eğitimler alındığında kişi, yetkinliğini kazanıp danışan görebilir noktaya erişmektedir.

Uygulamada Psikoloji ve Psikiyatri

Psikolog ve psikiyatrist arasındaki farklar uygulamada da karşımıza çıkmaktadır. Başvuru için bir doktora göründükten sonra, bir hasta davranışsal problemleri çözmek için bir psikolog ile düzenli olarak görüşmeye başlayabilir. Söz konusu psikolog ise hastayı, ilaç yazıp ilaç kullanma sürecini izleyebilecek bir psikiyatra yönlendirebilir. Psikolog ve psikiyatristler, hastada görülen semptomlar üzerine hem davranışsal hem de klinik bir bakış açısıyla birlikte çalışabilir.

Ülkemizde sağlık sektöründe özellikle ‘ruh sağlığı’, oldukça geri planda kalmaktadır. Dolayısıyla psikoloğa gitmek çok büyük bir ihtiyaç olmasına rağmen maddi koşullardan dolayı külfet haline gelmektedir. Bu noktada bilinmesi gereken ise devlet hastanelerinden de psikolog desteği alınabileceğidir. Öncelikle psikiyatriste gidilmesi gerekmektedir. Daha sonra sizin isteğiniz veya ihtiyacınız doğrultusunda psikiyatrist, psikoloğa yönlendirme sağlayacaktır.

Özetlemek gerekirse yetkin bir psikolog olunabilmesi için 4 yıllık lisans, 2 yıllık yüksek lisans ve süpervizyon eğitimi şarttır.

Elbette ki uygulama, teorideki gibi değildir. Alandan bağımsız kişilerin klinik alanda yüksek lisans yapmaları gibi bir hakları bulunmaktadır. Çünkü bunu denetleyebilen bir ‘meslek yasası’ hala çıkartılmamıştır. Bu durum aslında psikologlar için kanamakta olan bir yaradır.

Ruh sağlığı şakaya gelmez.

Söylenen olumsuz şeyler elbette ki PDR veya psikolojiyle ilişkili alanlarda lisansını tamamlamış birinin eğitimlerini tamamlayıp danışan görmesiyle ilişkili değildir. Fakat takdir edersiniz ki örnek olarak bankacılık mezunu birinin psikolojide yüksek lisans yapması ona psikolog unvanı vermemelidir.

Ruh sağlığı hak ettiği değeri maalesef görmemiştir ve görmemeye de devam etmektedir. Buna bir sınır koyulmadığı sürece de ‘nur terapistleri’, ‘bilinçaltı temizlikleri’ veya bunlara benzer tonlarca ‘saçmalık’ varlığını devam ettirecektir. Tüm bunlar hem insan sağlığını hiçe saymakta hem de mesleğe birer kara leke olarak sürülmektedir.

Sizler de ne olursa olsun alanlarınızın sınırlarını iyi bilip sesinizi çıkartmanız gereken yerlerde çıkartın. Hangi mesleğe mensup olursanız olun yetkinliği olmayan yanlış kişilere yönelen insanları uyarın. Çünkü prim verilmez ise bu insanlar varlıklarını sürdürmeye devam edemeyeceklerdir.

Bedeninize nasıl iyi bakıyorsanız, ruhunuza da öyle iyi bakın. Kırılan bir kemik tekrar aynı şekilde kaynayabilir. Fakat yanlış müdahalelere uğramış bir ruhun sağlığına kavuşması o kadar kolay olmayacaktır…

 

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here