19. yüzyılın ikinci yarısına kadar psikoloji felsefeden bağımsız bir alan değildi. Kendi bağımsızlığını kazanmaya başladığında psikolojinin temel amacı; laboratuvar temelli araştırmalarla yetişkin bireylerin ruhsal süreçlerinin bileşenlerini incelemekti. Yapısalcılık denilen bu yaklaşımın öncüsü ise ilk psikoloji laboratuvarını kuran kişi Wilhelm Wundt’tu.

Yapısalcılıkta temel vurgu bilinçli süreçlerin temel birimlerini ve bu süreçlerle ilişkili yasaların keşfini gerçekleştirmekti. Dolayısıyla odaklanılan şey sinirsel iletiler ve bedensel fonksiyonlardan sorumlu beyin bölgelerinin saptanmasıydı.

Bilinç – Bilinçdışı

Bilinç buzdağının görünen yüzü ise, bilinçdışı buzdağının görünmeyen kısmıdır.

Araştırmalar yapısalcı çizgide ilerlerken Viyanalı nörolog Sigmund Freud, yapısalcılıktan bağımsız olarak hastalıkların temelinin fizyolojik olmaktan çok psikolojik olduğu fikrini ortaya attı. İlerlediği yolda ruhsal yaşamın merkezine bilinci koymadı. Ruhsal yaşamın ve davranışların temelinde yalnızca çok az bir kısmının farkında olduğumuzu düşündüğü ve buzdağına benzettiği bilinçdışının yer aldığını ortaya koymuştur.

İnsanın bilinçli ve akılcı bir varlık olduğu görüşünün tam aksine Freud, insanın farkında olmadığı güçlü bilinçdışı süreçlerle hareket ettiği kanısındadır. Bu doğrultuda da çalışmalarını laboratuvar ortamlarında değil de farklı bir yöntem olan klinik gözlem (vaka çalışmaları) şeklinde gerçekleştirmiştir.

Freud, ortaya attığı fikirlerle ve izlediği yolla yıllardır yapılan çalışmalardan hem farklılaşmış hem de ilk kapsamlı kişilik kuramının da sahibi olmuştur. Ki bu kişilik kuramı, psikodinamik kuramlar içerisinde yer alacaktır.

Freud’un ortaya koyduğu düşünceler kendi dönemi içerisinde oldukça tepkiyle karşılanmıştır. Çocuk cinselliğinden söz etmesi, bireyin cinsellik ve saldırganlık dürtülerine göre hareket ettiği görüşü, genel anlamda cinsellik olgusuna odaklanmış olması Freud’un temelde tepki çektiği konulardır.

Psikodinamik Kuramlar

Biliçdışı kavramından ilk bahseden kişi Freud değildir fakat bilinçdışına bu denli vurgu yapan ilk kişi odur. Keza cinsellik üzerine de oldukça fazla vurgu yapmış olmasının eleştirilere maruz kalmasına sebep olduğundan bahsetmiştik. Fakat şu da bir gerçektir ki ne kadar eleştirilirse eleştirilsin Freud kendi alanında; kendi gibi düşünenlere veya düşünmeyenlere müthiş bir yol gösterici olmuştur.

Sinema, tiyatro, edebiyat, din, politika, politik kampanyalar, reklamlar gibi birbirinden farklı alanlarda Freud’un çok geniş bir etkisi olmuştur. Aynı zamanda gerek psikodinamik kuramlarda gerekse diğer kuramlarda Freud’un fikirleri referans alınmıştır ve alınmaya devam etmektedir.

Psikodinamik kuramların en temel özelliği ise onları geliştiren kuramcıların ilk aşamalarda psikanalitik bakış açısıyla hareket etmeleri ve daha sonra ise eklemeler veya çıkartmalar yaparak yollarına devam etmeleridir. Fakat ne olursa olsun bu kuramcılar bilinçten çok bilinçdışı vurgular üzerinde durmuşlar, normal insanlardan çok hasta insanlarla çalışmışlar ve az da olsa temel güdüler üzerine odaklanmışlardır.

Psikodinamik kuramlar çerçevesinde;

incelenecektir. Keyifli okumalar dileriz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here