Husserl felsefeyi kesin bir bilim hâline getirmek ister. Fakat bunu yapabilmek, mantık, psikoloji içinde yok olduğu sürece imkânsızdır. Yapılacak şey, mantığı psikolojinin etkisinden kurtarmaktır. Ona göre, felsefenin görevi, mantığı kendi özelliği ve bağımsızlığıyla tekrar ortaya çıkartmaktır. Mantık, yaşantılardan bağımsız, önermelere dayanan bir bilimdir. Mantığın yasaları yaşantılara dayandırılamaz. Husserl‘in kurduğu fenomenoloji (öz bilimi) de deneye dayanmayan, zorunlu geçerlilikteki önermelere dayalı bir bilimdir.

Olgu Bilimleri ve Öz Bilimleri

Husserl’e göre, iki çeşit bilim vardır: olgu ya da gerçeklik bilimleri ve öz bilimleri. Psikoloji olgu bilimidir; mantıksa, öz bilimi. Felsefenin görevi, mantığın konusu olan “öz”lerin niteliğini ve işlevlerini araştırmaktır. Öz kavramıyla anlatılmak istenen, olayların kendisi değil, içindeki özdür. Bu öze ulaşabilmek için yapılan çalışmalara Husserl fenomenoloji adını verir. Fenomenoloji bir felsefe sistemi değil, olayın özüne ulaşmak için kullanılan bir yöntemdir. Özler, duyularla kavranan nesnelerden ayrı bir alan oluşturur; ama duyulara dayanır. Yapılacak şey, onların duyusal yaşantılardan, olgulardan ayıklanmalarıdır. Bu ayıklama işlemi “parantez içine alma”, diye adlandırılır.

Parantez İçine Alma

Parantez içine alma işlemi üç çeşittir:

Tarihle ilgili parantez içine alma: Günlük yaşam, toplumsal çevre, bilim, din vb. yoluyla nesneler üzerine edindiğimiz tüm görüşleri, kanıları, kavramları bir yana atmak gerekir.

Varoluşla ilgili parantez içine alma: İncelenen nesnelerin gerçekten var olup olmadığını düşünmeyip, bir yana atmak gerekir. Bu unsurların var olup olmadığı konusunda bir yargı verilmemesi doğru olur.

İdelerle ilgili parantez içine alma: Husserl’de ide öz anlamında kullanılır. İdelerle ilgili parantez içine alma için, zaman ve mekânla ilgili belirlenimlerin tümü yok sayılır.

Bu işlemlerin sonucu geriye kalan “aşkın bilinç”tir. Bu arınmış bilinçteki her şey araştırılır ve böylece bulunan özler kesin ve genel geçer bir bilimin temelini oluşturur. Felsefe de kesin bir bilim olur.

Özlere anlam verip yorumlamaya, Husserl, “bilinç yorumsaması” der. Felsefenin yapması gereken bilinç yorumsamasıdır.

Husserl’a Göre Mantık

Husserl, mantık konusunda daha farklı bir yaklaşım getirir. Mantık önermelere dayanır. Önermelerse, sözcüklerden oluşur. Sözcükler nesneleri gösterir. Sözcükleri taşıdıkları anlam canlandırır. Anlam nesnelerden bağımsız bir varlıktır ve mantığın konusudur. Mantık sözcüklerin anlamlarını çözümleyerek “öz”lere ulaşmalıdır.

İyi bir anlam çözümlemesi için, üçlü bir anlam ayrımı yapılmalıdır.

  • Yönelinen anlam: Bununla nesneyi aşarız. Matematikte nasıl “x” içerik olarak değeri belirsiz, boş bir kalıpsa, yönelinen anlam da odur.
  • Doldurulan anlam: Boş kalıbın dolmasıdır. O zaman, düşünce bilgi hâlini alır.
  • Yönelim anlamı: Yönelinen anlamla, doldurulan anlamın birbirine denk düşmesidir.

Husserl’e göre boş kalıbın dolması “görü” ile olur. Görü duyusal görü ve öz görüsü olarak ayrılır. Duyusal görü nasıl tek tek nesneleri kavrarsa, öz görüsü de, özleri kavrar. Öz görüsü de duyusal görüde temellenir ve üç şeyi belirtir:

  1. Yöneldiğimiz madde
  2. Yöneldiğimiz nitelik
  3. Madde ve niteliğin birleşmesinden meydana gelen öz.

Bunların hepsi dünyayı meydana getirir.

Kaynak: Emine Yamanlar, Felsefe Tarihi, Ders Kitapları Anonim Şirketi, 2000

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here