Yaşama içerisinde sevilen birinin kaybı sonrasında geride kalanların yaşadıkları farklı kavramlar bulunmaktadır. Bunlardan biri olan yas sürecinde ise ölüm nedeniyle kayıp yaşayan kişinin kayba karşı verilen uyum tepkileri ele alınır. Bu yaşanan kayıp karşısında gösterilen tepkiler toplumdan topluma, kültürden kültüre, bireyden bireye değişiklik gösterebilir. Yetişkinlerde bu süreç daha kontrol edilebilir ve müdahale edilebilirken, çocuklarda yetişkinlerden biraz daha farklı yaşanabilmektedir. Bu farklılıklar, çocuğun gelişim düzeyine, kaybettiği kişi ile iletişimine ve yakınlığına, sosyal destek sistemlerinin düzenliliğine, çocuğun başa çıkma yeterliliğine ve kişisel özelliklerine bağlı olarak değişebilir.

Çocuklarda ölüm algısı yaşa göre değişiklik gösterir. 0-2, 0-3 yaş arası çocuklarda net bir ölüm algısı bulunmamaktadır. 3 yaşından 6 yaşına kadar ölüm geçici ve geri dönüşümlü olarak algılanır yani hayatın tamamen durabileceği kavranamaz ayrıca bu yaşın özelliğine göre cansız nesneye canlılık özellikleri yüklenir bu yüzden ölüm kavramı üzerinde net bir sınır çizilmez. 6, 7 yaşlarında çocuk ölümü anlar ancak algısı hala sınırlıdır. Ölen kişinin geri geleceğini düşünür, gelmediğini fark edince de kaybı kabul eder. Ortaokul ve lise çağında ölüm kavramı anlaşılır. Özellikle ebeveyn kaybı durumlarında artan sorumlulukla birlikte erişkin gibi davranmaya başlar ve rol değişimi olabilir. Ergenlik döneminde yas süreci yoğun yaşanabilir. Sosyal destek esirgenmemeli ve gerektiğinde uzman yardımına başvurulmalıdır.

Yas Sürecinin Basamakları

Yetişkinlerde yas yaşanırken belirli basamak sırası takip edilir. Bu sıranın işlevi çocuklarda da yeterince açık bir şekilde görülmektedir. Yas süreci; inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme evrelerinden oluşur. Çocuklar kaybı öğrendiği andan itibaren benzer şekilde şu tepkileri gösterebilirler:

  • Fiziksel tepkiler: Uyku ve yeme, davranış sorunları, konuşma bozuklukları, idrar kaçırma, dışkı kaçırma, okul başarısında düşme, regresyon(gerileme)
  • Duygusal tepkiler: Kızgınlık, öfke, suçluluk, endişe, hırçınlık, ayrılık kaygısı
  • Sosyal tepkiler: Ebeveyne veya bakım verene yapışma, çevreyle ilişkide gözle görülebilir değişim görülebilir.

Çocuk bu tepkilerin yanı sıra yoğun üzüntü yaşayıp güçlü tepkiler verebilir. Bu tür duygu durumları yas sürecinin bir parçasıdır ve müdahale edilmemesi gerekir. Çocuğu cenaze ortamlarından kaçırmak, kayıp sonrası oluşan sosyal destekten mahrum bırakmak, ölen kişinin tekrar geleceğine ilişkin yanlış inanç sağlamak, çocuğun tepkisizliği karşısında panik halinde olmak sürecin sağlıklı ilerlemesine engel olacaktır.

Çocuklarda Ölüm Algısı ve Ebeveynlerin Yapması Gerekenler

Bunların yanı sıra ebeveynlerin veya bakım verenlerin ölümle ilgili yanlış şeyler söylememesi gerekir. Çocuğun gelişim sürecine göre ölümü algılayışı farklıdır. Verilen her yanlı bilgi çocuğun yaşamı devamında sorun oluşturabilir. Örneğin ölümün uyku olarak gösterilmesi çocuğun uykudan korkmasına ve anne babasının uyumasında huzursuzluk yaşamasına neden olur. Çocuk bu durumda uyumaktan ve bir daha uyanamamaktan korkar ve uykuya dalmakta zorlanır, uyurken yanına birilerini isteyebilir. Çocuğun başa çıkamayacağı durumlarla onu karşı karşıya bırakmak sakıncalıdır. Çocuğun gelişim süreçleri dikkate alınmalıdır. Bu bağlamda çocuğa cenaze işlemleri ve ölüm hakkında somut ve anlaşılır açıklamalar yapılmalı ve sorulan her soru sabırlı bir şekilde cevaplanmalıdır. Çocuğun ölümle ilgili konuşmaları ve oyunları engellenmemelidir. Bu durum çocuğun ölümü anlamaya çalışma şekli olarak görülmelidir.

Ebeveynin yas sürecinde duygularını çocuktan saklamaması ve gerektiğinde çocukla birlikte acısını yaşaması gerekir. Bu süreçte çocuğun en büyük düşüncesi bundan sonra ne olacağıdır. Kendi düzeninin nasıl sağlanacağını merak eder ve gerekli açıklamaların açık ve somut şekilde çocuğa anlatılması gerekir. Bu durumda çocuğu okul ortamından veya oyun çevresinden uzaklaştırmamak ve onun tepkisizliğini anlayışla karşılamak gerekir. Yas sürecinde çocuğun en büyük desteği ise sosyal destektir. Çocuğun cenaze törenlerinde bulunmasını istemekte sosyal destek almasını sağlamak içindir. Bu destek çocuğa ve ailesine yalnız olmadığını hatırlatır. Ayrıca kayıp sonrası ölen kişiye ait hatıralar ortadan kaldırılmamalı, resimlere ve albümlere çocukla birlikte bakılmalıdır. Mezar ziyaretlerine çocukla birlikte gidilmeli ve duygularını ifade etmesine izin verilmelidir.

Unutulmaması gereken en önemli konu ise yas sürecini yaşayan herkesi fazlaca zorladığı özellikle çocukların bu süreçte çevrenin yanlış uygulamaları ve çocuğun ölümü anlamlandıramayışı yüzünden büyük zorluk yaşadığıdır. Çocuğun yanlış inançlar geliştirmesini engellemek ve süreci en sağlıklı şekilde tamamlamasını sağlamak için ebeveynlerin doğru adımları uygulaması ve desteklerini çocuktan esirgememeleri gerekir. Çocuğun bu durumla başa çıkamadığı veya ebeveynin destekte zorlandığı durumlarda muhakkak bir uzmandan yardım alınmalıdır.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here