Psikologlar Meslek Yasası İstiyor!

0
2171

Uzun süredir yazmak istediğim bir yazıyla bugün karşınızdayım. Yıllardır kanayan bir yara dur durak bilmeden kanamaya devam etmekte. Psikoloji camiası, mesleğini koruyan bir kurum veya meslek yasası olmadığı için yıllardır ciddi bir istismara uğramakta. Ruh sağlığı şakaya gelmez dedikçe dalga geçer gibi ‘sahte psikologlar türemekte, ses çıkardıkça da hedef gösterilmekteyiz.

Bu yazıda; neden ‘sahte psikolog’ diye bir tabir var, nasıl ‘gerçek psikolog’ olunur, meslek yasası neyi amaçlıyor, meslek yasası için bugüne kadar neler yapılmış, gibi soruların cevaplarını inceleyeceğiz. Gelin hep beraber görelim.

Psikolog Kimdir? Nasıl Psikolog Olunur?

”Psikolog bireyin tutum, düşünme, davranış ve duygu durumlarını inceleyen; davranışların ve zihinsel süreçlerin bilimsel açıklamalarını temel alan meslek mensubudur.”

Türkiye’de psikolog, yalnızca YÖK tarafından tanınan üniversitelerin vermiş olduğu 4 yıllık lisans eğitimini tamamlamış kişilere verilen unvandır.

Peki başka bir bölümden yüksek lisans/doktora ile psikolog olunmaz mı? Hayır olunmaz. Bu konuda bilgiler çok nettir. Klinik psikolog unvanı ise başka bir bölüm mezuniyetinin olduğu durumlarda yüksek lisans + doktora sonucunda kullanılabilir. Türk Psikologlar Derneği’nin konuya ilişkin açıklamasında da bu yer almaktadır.

Sahte psikolog turnusolu…

Herhangi bir sebepten ötürü psikoloğa gittiğinizde, danışma talep ettiğiniz kişinin diplomasını sormak sizin en doğal hakkınızdır. Çok detaylı bir süreç olmamakla beraber algoritma şu şekildedir: ‘Psikoloji diploması var mı?’ sorusunun cevabı ‘Hayır.’ ise gerisinin bir önemi yoktur. Bir Dakikada Psikolojinin hazırladığı bu güzel görseli de kullanabilirsiniz.

Sahte Psikologlar ve Şarlatanlar

Bilinçaltı temizlenebilen bir yer değildir…

Bu bölümde öncelikle bahsetmek istediğim grup şarlatanlar. Şarlatanlar kendilerine psikolog demezler. O yüzden sahte psikolog değil, şarlatan diyoruz. Peki ne yapar bu şarlatanlar? Psikolojiye dair yanlış bilgiler vermek, hiçbir bilimselliği bulunmayan tekniklerle tedavide bulunmak, evinin koltuğunu divan gibi kullanıp ‘bilinçaltı temizliği’ yapmak, mütemadiyen bir şeylere koçluk yapmak, kişilik bozuklukları veya diğer patolojilerle alakalı yanlış bilgiler paylaşmak, din tüccarlığı yapmak gibi birçok şey yaparlar. Yani özetle ruh sağlığını hiçe sayarlar.

En temel özellikleri instagram biyografilerinin aşırı dolu olmasıdır. Hele ‘bilinçaltı temizliği’ ibaresi vazgeçilmezleridir. Bunun yanı sıra bilmem ne terapisti, bilmem ne koçu, bioenerji gibi zırvalıklarla profillerini süslerler. Dikkat ederseniz her şeyin uzmanı veya koçu olabilir bu kişiler. Duygusal zeka uzmanı olurlar, çocuk koçu olurlar, ilişki koçu olurlar.

Olurlar da olurlar. Ne olduklarının çok da bir önemi yoktur. Çünkü alıcıları her daim mevcuttur. Alıcılarından sağlanan geri dönüşleri paylaşmayı da ihmal etmezler. ‘Bakın ben ne güzel şeyler yapıyorum.’un kanıtıdır o yazışmalar adeta. En çok tercih ettikleri alanlardan biri de din tüccarlığıdır. Ülkemizde pek çok alanda gördüğümüz din tüccarlığını burada da görmek bizi şaşırtmıyor elbette. Fakat hastalıklar üzerinden gerçekleştirilen safsatalar, konuşulanın ötesinde çok daha ciddi zararlar vermeye açıktır.

Panik atak yeni kıyafet alarak düzeltilebilen bir bozukluk değildir.

Evet. Şarlatanların dışında farklı bir tehlike alanımız daha var: sahte psikologlar. Sahte psikologların, psikolog unvanının gerekliliği olan lisans diplomaları yoktur. Genellikle psikolojinin x bir alanında yaptıkları yüksek lisans sonucunda psikolog olduklarını düşünüp psikolog gibi iş yaparlar. O kadar çoklardır ki eminim şu zamana kadar birçok sahte psikolog haberine televizyonda, gazetelerde veya internette çoktan şahit oldunuz.

Yakın zamanda, yaklaşık bir ay kadar önce, yepyeni bir iddia atıldı ortaya. Bir psikolog arkadaşımız paylaşımlarında, tanınan bir kişinin psikoloji diploması olmadığı halde psikolog unvanı kullandığını iddia etti. Fakat aksini iddia eden kişi psikoloji diploması diyerek bir çeşit öğrenci belgesi paylaştı. Bunun üzerine tepkiler gittikçe arttı. Kişi avukatına başvurmayı tercih etti ve kısa bir süre de olsa sessizliğini korudu. Asıl kırılma noktası ise bu kişinin EBA’da meslek tanıtımı yaptığına dair görsellerin ortaya çıkmasıyla gerçekleşti. Birlik olan psikologlar sosyal medyada seslerini duyurdular. Tepkilerin ardından MEB, kişinin videosunu EBA’dan kaldırdı. Kişi olayın akabinde ‘İtibarım zedelendi.’ söylemlerinde bulunurken hedefi MEB miydi yoksa diploma bekleyen psikologlar mıydı emin olunamadı. Çünkü tepkiler sonrası videoyu kaldıran MEB’di, psikologlar değil.

Diplomasını sor, sahte psikologlara dur de!

Bu olayın dışında ise yine yakın zamanda bir dolu başka olaya şahitlik ettik. Ben bu yazıyı yazarken bile yepyeni iddialar atıldı ortaya. İddiaların ardı arkası kesilmiyor günler geçtikçe. Diplomalar bekleniyor, davalar açılıyor, birileri suçlanıyor, birileri suçlandıklarıyla kalıyor. Süreç nereye gider bilinmez ama bir yerlerde son bulması gerektiği çok açık.

Ek olarak; sosyal medyada, internette, televizyonda denk geldiğiniz ve sahte olduğunu düşündüğünüz psikologların bildirimlerini bu linkten TPD’ye yapabilirsiniz.

Neden Meslek Yasası İstiyoruz?

Meslek yasası neden bu kadar önemli? Meslek yasası neyi içerecek/içermeli? Psikologlar neden meslek yasası istiyor?

Türkiye’de psikoloji eğitiminin 1915’te İstanbul Üniversitesi’nde başladığı kabul ediliyor. O tarihten itibaren psikoloji, Türkiye içerisindeki gelişim serüvenini gerçekleştirmeye devam ediyor. Bu süre zarfında yıllar geçmesine rağmen psikologların mesleki çerçevesini oluşturan herhangi bir yasa çıkartılamamış. Bundan dolayı da ruh sağlığının çok önemli bir alanı olan psikoloji, istimara çok açık bir hale gelmiş. Alakasız bir bölümden mezun olup psikolojide yüksek lisans yapan, bir iki sertifika alan, birkaç kitap okuyan, ‘Ben çok iyi dert dinlerim.’ diyen herkes kendini psikolog ilan eder olmuş.

Lisanstayken, yüksek lisans mülakatlarında görevli bir hocamız şöyle bir anı paylaşmıştı. Bankacı olan bir beyefendi Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisansı için başvuruda bulunuyor. Mülakatta ‘Neden buradasınız?’ sorusuna ‘Arkadaşlarım çok iyi dert dinlediğimi söyler, ben de onlara katılıyorum; o yüzden geldim.’ cevabını veriyor. Tabi ki bu kişi onay almıyor fakat başka bir yerde, başka bir üniversitede bu ve benzeri yüzlerce kişi alanımıza bir şekilde müdahil olmuş ve olmaya devam ediyor.

Meslek yasasının önemi, aslında burada daha da kendini gösteriyor. Meslek yasasından beklenen en önemli şey, alan sınırlarının çizilmesi. Bunun yanı sıra; unvan kullanım koşulları, mesleki kuralların oluşturulması, psikolog haklarının güvence altına alınması, psikologların ‘gerçekliğinin’ kontrolünün sağlanması, çalışma koşullarının iyileştirilmesi gibi birçok şey daha var.

Meslek yasasının kapsamına girmesi gereken çalışma koşullarıyla ilgili de değinmek istediğim birkaç şey var. Çoğu psikoloğun lisanstayken genellikle düşünmediği ama mezun olduktan sonra bir şekilde çalışmak durumunda kaldığı alanın Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri olduğu yadsınamaz bir gerçek. Bunun sebebi yapılan işin kötülüğü değil, yapılan işin ‘belirsizliği’dir. Siz orada öğretmen olursunuz, bakıcı olursunuz; yeri gelir özel eğitimci olursunuz. Siz buna karşı çıktığınızda ise size gösterilen şey ‘kapı’ olur ve mecbur çalışmaya devam edersiniz. Ve tüm bu insancıl olmayan şartlara biçilen maaş ise çoğunlukla asgaridir veya bazen o bile değildir…

Geçen sene iş görüşmesine gittiğim bir özel eğitimin kurumunda görüşmemi kurum müdürüyle gerçekleştirmiştim. Müdür, halihazırda çalışan psikoloğun asgari ücret 2020 lira iken 1750 liraya çalıştığını çok normalmiş gibi dile getirmişti. Öğrencilerin bireysel ders alması gereken vakitlerde öğretmen yetersizliğinden dolayı öğrencilere grup dersi yaptırdıklarını da hiç gocunmadan açıklamıştı. Dertlerinin nitelik değil nicelik olduğunu söyleyip bu şartlarda çalışmayacağımı belirtip çıkmıştım. Ama zorunda olan başka biri benim yerime girdi bu şartlardaki bir işe. Döngü hep bu şekilde geliştiği için de ‘patronlara’ hiçbir zaman hiçbir bir şey olmadı.

Elbette bu sadece özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri veya küçük kurumlara özgü bir durum değil. Mesela birkaç gün önce hiç beklenmedik bir olay yaşandı. Pınar Öğünç’ün ‘Çıldıracak seviyeye gelmiş psikologlar var.’ yazısının üzerinden birkaç gün geçmişti. Ülkemizde tanınan bir psikiyatri merkezinin, bünyesinde çalışan beş kişiyi bu yazıyı paylaşmalarını sebep göstererek; ‘işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı” (İş Kanunu 25/2) gerekçesiyle işten çıkardığı iddia edildi. Kurum tarafından gelen bir açıklama olmazken, TPD bu konuda açıklama beklediğini ve olaya maruz kalan kişileri desteklediğini belirten bir yazı yayınladı. Olayın üzerinden birkaç gün geçti ve bildiğimiz kadarıyla ünlü psikiyatri merkezinden henüz bir açıklama gelmedi.

Bu ve bunlar gibi o kadar çok örnek var ki yazmaya kalksak sayfalar yetmez herhalde. Günlük çalışma saati olarak 12 saat belirleyen ünlü eğitim kurumları mı dersiniz, 10+ yıl deneyim isteyip buna karşılık 3 bin lira maaş teklif eden mi dersiniz yoksa üç aylık maaşını alamayınca işten ayrılıp hukuki yollara başvuran ama bir sonuç elde edemeyen aynı zamanda tüm bu süreçte de kurumun her türlü mobbing ve tehditlerine maruz kalan bir ben mi dersiniz…

Yani görünen o ki kurumlar, kuruluşlar, sektörler, işler fark etmeksizin kimse seslerin yükselmesini istemiyor. Neden meslek yasası şart çok aşikar değil mi? Korun(a)madıkça sömürüye her daim devam edilecek bu sistemde ne yazık ki.

Meslek Yasası Haberleri, Girişimleri ve Çalışmaları

Peki ne zamandır meslek yasası için çaba sarf ediliyor? Bu zamana kadar neler yapılmış? Hangi meslek yasası taslakları oluşturulmuş? Hadi tüm bu soruların cevabı biraz hafıza tazeleyelim.

♦ İlk olarak karşımıza 2008’de TPD’nin yayınlamış olduğu Meslek Yasası Çalışmaları kitapçığı çıkıyor. Bu kitapçıkta; 1989, 1990, 1992, 1999, 1996, 2001 yıllarında yapılmış olan meslek yasası çalışmaları; yasaya yönelik hazırlanmış kanun tasarısı, T.C. Sağlık Bakanlığı ile yapılan yazışmalar, kurulan işbirlikleri ve gerekçeleri kapsamlı bir şekilde yer almakta.

♦ 2010 yılında TODAP, ‘Psikologlar meslek yasasını istiyor.’ diyerek Taksim’de yürüyüş gerçekleştirmiş.

♦ 2011 yılında ise çeşitli illerden Ankara’da toplanan bir grup psikolog Bağımsız Meslek Yasası için eylem yapmış. ‘Psikologlar teknikere dönüşmek istemiyor.’ 

♦ Yine 2011 yılında Sağlık Meslekleri Çerçeve Yasa Tasarısı kapsamında, T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Eğitim Genel Müdürlüğünün talebi doğrultusunda, psikolog ve klinik psikolog tanımlarına ilişkin TPD Tanımlar Komisyonu Raporu ilgili makamlara sunulmuş.

♦ 2013 yılında TODAP (Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar) ekibi sağlam bir işe imza atarak Psikolog Meslek Yasası Önerisi oluşturmuş. Yayınlanan kitapçıkta meslek yasası tasarısı, gerekçeler ve çalışmaya ek olarak “Psikologların Çalışma Yaşamında Karşılaştıkları Hak İhlalleri Anketi Raporu” da yer almakta. Ayrıca kitapçıkta ‘Oda’ kavramı ve önemi üzerinde de durulmuş.

Ekip, çalışmalarını ve seslerini duyurabilmek adına 13 Mayıs 2013’te TBMM önünde basın açıklaması yapmış. Çeşitli haber sitelerinde haber olunmuş fakat istenilen sonuca malumunuz odur ki ulaşılamamış. TODAP ekibinden Baran Gürsel’in yerel bir kanaldaki konuşmasına da linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.

♦ 2015’in başında PÖMYAP 1. Meslek Yasası Çalıştayı gerçekleştirmiş.

♦ 2015’in sonunda ise yine PÖMYAP, 2. Meslek Yasası Çalıştayı‘nı gerçekleştirmiş.

♦ 2016 Aralık’ta MHP Aydın Milletvekili ve psikolojik danışman Deniz Depboylu’nun TBMM’de ev sahipliğinde Türkiye Psikiyatri Derneği, TPD, Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği, Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği gibi meslek dernekleri ile hak savunucusu sivil toplum kuruluşu olarak Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği ve hasta temsilcileri toplanmış; toplantıda ruh sağlığı yasası hazırlanması tekrar gündeme gelmiş. Ruh Sağlığı Kanun Teklifi, MHP Aydın Milletvekili Deniz Depboylu tarafından 2018 Mart’ında TBMM Başkanlığına sunulmuş.

♦ 2018’de PÖMYAP 3. Meslek Yasası Çalıştayı‘nı yapmış.
♦ 2018’in Mayıs’ında İstanbul’da 1. Ruh Sağlığı Yasası Çalıştayı gerçekleştirilmiş.
♦ 2018 Kasım’ında ise 2. Ruh Sağlığı Çalıştayı İzmir’de gerçekleştirilmiş.

♦ TPD, yine 2018’de, milletvekili adaylarına neden bağımsız meslek yasasına ihtiyacımız olduğunu anlatan mektup yollamış.

♦ 2019’da ise İstanbul’da 3. Ruh Sağlığı Çalıştayı gerçekleştirilmiş.

Psikologlar meslek yasası istiyor!

♦ Çok yakın zamanda, 2020 Şubat’ında, PÖMYAP tarafından milletvekili görüşmeleri gerçekleştirilmiş. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ve CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut ile görüşmeler yapılmış. Onlar destek paylaşımlarını sosyal medya hesaplarından gerçekleştirirken yine birçok sitede çalışmanın haberi yayınlanmış.

Tüm bunlar dışında arama motoruna meslek yasası yazmanızı ve görsellere girmenizi isterim. İlk sıralarda sadece psikologların çıktığını göreceksiniz. Veya tüm haberlere bir göz atın. 2010’lu yıllarda ‘Psikologlara meslek yasası yolda!’ başlıklı haberler yer alıyor iken yol henüz tamamlanamamış ki birkaç sene sonraki haberlerde de ‘Psikologlar meslek yasasını bekliyor.’ başlıkları görünüyor. Acaba Yılmaz Erdoğan’ın ‘Yol bir yere gitmez o bir durma biçimidir.’ dediği yerde miyiz?

Anlaşılan o yerdeyiz ki sene 2020, yine bir 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü ve yazı başlığımız ‘Psikologlar Meslek Yasası İstiyor!’

Doğan Cüceloğlu’nun 2001 basımlı Savaşçı kitabından bir alıntıyı da buraya eklemek istiyorum. Dikkatinizi çekmek isterim ki aradan ’19 yıl’ geçmiş.

“Psikoloğun ne gibi bir eğitimsel ve mesleksel hazırlıktan geçtiğini öğrenmek gerekir.”

Elimden geldiğince şu ana kadar gerçekleştirilen çalışmaların neler olduğunu sizlere aktarmaya çalıştım. Ve bunca şeye rağmen hala bir meslek yasamızın olmadığı aşikar… Alanımızın talan edilişine ve günden güne kötüye gidişine şahitlik ediyor olmak ise çok can sıkıcı. Bizler istiyoruz ki artık alan sınırlarımızın belirgin olduğu, önüne gelenin alan üzerinde hak iddia edemediği, haklarımızın korunduğu bir ‘meslek yasamız’ olsun.

Biliyoruz ki her iyi şeyin kötü, her kötü şeyin de iyi sonuçları vardır. Son zamanlarda sahte psikolog iddialarının artması ne kadar kötüyse psikologlar olarak birlik olabildiğimizi görmek o kadar güzel. Birliğimizi devam ettirdikçe daha da güçlü olacağız ve hakkımız olanı elde etmeye daha çok yaklaşacağız.

“Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler. ” George Orwell – 1984

Siz de bu yazıyı paylaşarak alan ihlallerine ve meslek yasamız olmayışına dikkat çekebilir, şu ana kadar yapılan çalışmaları diğer insanlara duyurabilirsiniz. Soru, görüş ve önerileriniz için bizlere ulaşmayı unutmayın.

Unutmayın ki ruh sağlığı şakaya gelmez.

Unutmayın ki sevgili meslektaşlarım, biz birlikte güzeliz 🙂

10 MAYIS DÜNYA PSİKOLOGLAR GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN!

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here