İnsan, doğduğu andan itibaren yaşamını sürdürebilmek için bakım verenin doğrudan yardımına muhtaçtır. Bu ihtiyaç insanın diğer insanlarla etkileşim arayışı ve bağlanma kavramını açıklar niteliktedir. Bağlanma, yaşamın ilk günlerinde başlayan, duygusal yönü ağır basan ve olması beklenen bir durumdur. Bebeklikteki bağlanma kavramı ise; bebeğin, bakım verene olumlu tepki göstermesi, bir tehlike veya korku yaratan durum olduğunda bakım vereni araması, zamanının büyük kısmını onunla geçirmek istemesi, bağlanılan kişinin varlığına bağlı olarak hissedilen rahatlama duygusunun eşlik edilmesi gibi duygu ve davranış örüntülerini kapsar.

Bebeklik döneminde bebeğin ebeveyni veya bakım vereni tarafından gerekli bağlanmanın oluşmaması, fiziksel, duygusal gereksiniminin karşılanmaması, bakım verenin sürekliliğinin sağlanamaması, bakım verenin davranışlarında devamlı değişme yaşandığı zaman bağlanmada sorunlar oluşur.  Bu oluşan sorun çocuğun ilerleyen dönemde çevresiyle iletişim kurmasında zorluğa veya uyum probleminin varlığına zemin oluşturabilir. Bakım veren ve çocuk arasındaki bağlanma, güvenli bağlanma ölçütlerini karşılayamadığı zaman kişinin kurduğu duygusal ilişkilerde zorlantı ve problemler ortaya çıkabilir.

Bağlanmanın oluşumu ve bebeklerin ailelerine bağlılık durumunun incelenmesi için bir test tasarlanmıştır. Bu testte bebeğin yabancı biriyle birlikteyken annesi onu terk ettiğinde vereceği olası tepkiler gözlemlenmeye çalışılmıştır.

Bağlanma kuramına göre güvenli bağlanma geliştiren bebekler, anneyle birlikte yabancının bulunduğu odaya girdiğinde çevresini araştırmaya başlar, meraklıdır, yabancıya dikkat eder. Annesi yanından ayrıldığında tepki gösterir ancak bu tepki ebeveyni tekrar yanına döndüğünde yerini rahatlamaya ve araştırıcı davranışlara bırakır. Annesi yanında yokken de yabancıyı güvence üssü olarak kullanır ve çevreyle yakınlığını kaybetmez.

Kayıtsız bağlanma geliştiren bebekler ise, annesi ortamdan ayrıldığında hiçbir huzursuzluk tepkisi göstermez. Yabancıyla birlikteyken araştırıcı davranışlarına devam eder ve duygularını bu kişiyle paylaşmaz. Ebeveyni ortama geri döndüğünde ise hiçbir değişiklik olmamış gibi kayıtsızlığa devam eder, meşgul olduğu işe geri döner.

Kurama bağlı olarak saplantılı bağlanma geliştiren bebekler ise, ebeveynle birlikteyken diğer kişilerle ve çevreleriyle ilgilenirken, ayrılık oluştuğu anda anneyi yanında ister, huzursuzlanır ve huysuzlanır. Yabancıyla birlikte bulunmak istemez ve anne odaya döndüğü anda saldırgan tepkilerde bulunur. Annenin yatıştırma çabalarına olumlu tepki vermez. Annesine yapışır ve ondan ayrılmak istemez.

Son olarak korkulu bağlanma tipinde bebek, yalnız bırakılmaktan veya yabancıyla bir arada olmaktan dolayı yüksek düzeyde korku yaşar ve dağılır. Bu bağlanma tipi ebeveyn kaybı, ebeveynin istismarı veya bakım verenin depresyonda olması gibi travmatize eden olaylar eşliğinde gelişebilir.

Oluşan bağlanma tipleri kişilerin yaşamları boyunca kuracağı ilişkileri etkiler. Çocuklarda; ayrılma anksiyetesi, tepkisel bağlanma bozuklukları, ilkokul döneminde okula uyum problemleri görülebilirken, ergenlerde; ebeveyn çatışması, düşük düzeyde benlik algısı ve yaşam doyumu, psikolojik ve fizyolojik sıkıntı, arkadaş seçiminde ve dönemin getirdiği zorluklarla mücadelelerde sorun yaşama şeklinde kendini gösterebilir. Ancak bağlanma tipinin kendini en çok ortaya çıkardığı alan daha çok genç yetişkinlik döneminde gelişen duygusal ilişkilerdir. Bu dönem yapısı itibariyle yeni ve ciddi duygusal ilişkilerin kurulduğu, ilişki kurulamadığı takdirde de gencin yalıtılmışlık hissedebileceği dönemdir. Bu dönemde kişinin çocukken oluşturduğu bağlanma stili, ilişkide çeşitli duygusal, davranışsal kararlarda kendini gösterir.

Bebeklik döneminde güvenli bağlanma stilini kazanabilmiş bireyler; yetişkinlik döneminde de güvenli bağlanma yaşarlar. Kişinin kurduğu ilişkide kendine ve karşısındakine atfettiği benlik değeri olumludur. İlişkilere yönelik olumlu bakış açısına sahiptirler, romantik ilişkileri hakkında aşırı kaygılı veya stresli değildirler. Yakın ilişkilere kolaylıkla girebilir ve ilişki içinde oldukları kişiye bağlanma veya karşısındaki kişinin kendine bağlanması konusunda kendini rahat hissederler. Terk edilmeye veya birinin çok yakınında olmasına yönelik kaygı yaşamazlar.

Kayıtsız bağlanma yaşayan bireyler; başkalarına kolaylıkla yakınlaşamaz. Kuracağı ilişkide kendi benlik değeri olumlu, karşısındakinin benlik değeri ise olumsuzdur. Karşısındakine tamamen güvenmekte ve bağlanmakta zorlanırlar. Birisi kendine çok yakınlaştığında gerilir ve çizdiği sınırların ötesine geçmeye çalışırsa rahatsız olurlar. Bağımsız olmak ve kendine yetebilmek onun için önemlidir. Birine bağlanmayı da başkasının ona bağlanmasını da tercih etmez. İlişki içerisindeyken de kendini uzak tutmaya çalışır. İlişkilerde genelde terk eden taraf olurlar.

Saplantılı bağlanma yaşayan bireyler; kendi benlik değerini olumsuz, karşısındakinin değerini ise olumlu atfeder. Başkalarına duygusal olarak tamamen yakın olmak ister ancak karşısındakinin kendine istediği kadar yakın olmadığını düşünür. Başkalarıyla yakın ilişki içerisinde olmayınca kendini rahat hissetmez. Gösterdiği ilgi çok yoğundur ve kendine yönelik yakın ilgi gösterilmediğinde oldukça endişelenir. Partnerlerine az güvenir ve daha duygusal, kıskanç ve sahiplenicidirler. İlişkilerde genelde yoğun ilgilerinden dolayı terk edilen taraf olurlar.

Korkulu bağlanmaya sahip bireyler; kendi benlik değerini de, diğerlerinin benlik değerlerini de olumsuz atfeder. Başkalarına yakın olma konusunda kendini rahat hissetmez. Başkalarıyla duygusal olarak yakın ilişki kurmak ister ancak başkalarına tamamen güvenmek ve onlara sırtını dayamak oldukça zordur. Başkalarına çok fazla yakınlaşırsa incineceğinden korkarlar.

Yetişkinlikte bağlanma kategorileri durağan bir örüntü izlese de, yetişkinler bağlanma türlerine yönelik düşüncelerini ve davranışlarını değiştirme kapasitelerine sahiptirler. Güvensiz bağlanmalar, ilişki problemleriyle bağlantılı olmasına rağmen; bağlanma sitili, ilişki işlevine yalnızca orta düzeyde katkı sağlamakta ve ilişki doyumuna, başarısına katkı sağlayan diğer faktörlerde bulunmaktadır. Bağlanma stilinin güvenli hale gelmesi bireyin kendi elindedir. Ancak bununla ilgili bir uzmandan psikolojik destekte alınabilir. Görüşmeler esnasında kişinin benlik saygısını arttırma çalışmaları yapılır. Kendinin önemli olduğuna dair kanıtlar sunulur. Bu destek esnasında kişinin değişime istekli ve değişim konusunda sabırlı olması gerekir.

Unutulmamalıdır ki bebeklikten itibaren oluşan bağlanma stili ilişkileri tamamen etkileyen tek etken değildir ve kişi sahip olduğu bağlanma stiline bağlı yaşadığı zorlukların üstesinden gelebilecek güçtedir. Yalnızca bunun için çabalaması ve sabretmesi gerekmektedir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here