Saldırganlık kavramı pek çok bilim alanında araştırma konusu olmuştur. Özellikle de saldırganlığın nedenleri, nasıl engellenebileceği ve medya-saldırganlık ilişkisi üzerine araştırmalar yoğunlaşmıştır. Toplumsal saldırganlığında bağlamları incelenmeden önce saldırganlık tanımının yapılması gerekir. Saldırganlık, sonuçları mutlaka zararlı olan, günlük yaşantıda herkesin maruz kaldığı bir olgudur.  Medya iletişim araçlarında veya günlük yaşantımızda her an karşılaştığımız saldırganlık anları bu durumun artık insan iletişim yöntemi olduğunu ispatlar niteliktedir. Saldıranlık, birine veya bir şeye zarar vermek amacıyla sergilenen davranışlardır. Ancak saldırganlığın boyutuna bakılmadan veya değerlendirmeden önce gösterilen saldırganca davranışın niyetini irdelemek önemlidir. Zira kişi veya toplum tarafından yıkıcı saldırganlık gösterilebileceği gibi yapıcı saldırganlıkta gösterilebilir. Örneğin; bir toplumun kendi çıkarları için bir diğer topluma savaş açması, amaç olarak düşmanca saldırganlık, yıkıcı saldırganlık göstergesiyken, saldırıya uğrayan ülkenin kendini korumak için savaşması yapıcı saldırganlıktır. Kendini koruyan ülke saldırganlığı araç olarak kullanmış ve asıl amacını ülke korumak olarak belirlemiştir.

Saldırganlığın Nedenleri

Saldırganlık Evrimsel Bir İz Midir?

Saldırganlığa dair bir diğer önemli araştırma konusu saldırganlığın nedenleridir. Bu araştırma alanına uygun üç farklı görüş öne sürülmüştür. Bunlardan ilki saldırganlığın doğuştan olduğunu savunan görüştür. Bu görüşe göre saldırganlık, insanların biyolojik yapısında var olan bir özellik olduğunu ileri sürer.  Bu görüşün araştırma çevresi, insanı evrimsel süreçleri açısından incelemiş ve saldırganlığı türün devamı için gerekli görmüştür. Saldırganlığın çoğunlukla gerekli olduğunu ve saldırganlık davranışı sergilendikten sonra insanların deşarj olup saldırganlık düzeyinin azalacağını öne sürmüştür. Ancak devamında yapılan araştırmalarda gösterilen saldırganlık davranışının yeni saldırganca davranışları türettiği görülmüş, saldırgan kişinin zarar gören kişiye karşı negatif duygularının arttığını, ayrıca bu durumu mantığa uydurmak için mağdurun bu davranışı hak ettiğini düşünerek saldırganca davranmayı kolaylaştırdığı ve arttırdığı görülür.

Bandura ve arkadaşlarının deneyinden bir kesit.

Saldırganlığa ait diğer görüş saldırganlığın öğrenilebilir olduğudur. Diğer görüş saldırganlık davranışlarını hayvanlar üzerine yaptığı deneylerle açıklarken bu görüşün temelinde insan davranışlarının öğrenme aracılığıyla değişime açık olduğudur. Bu görüşü açıklamak için çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalardan en bilindik olanı Bandura ve arkadaşlarının çocuklar üzerinde yaptığı çalışmadır. Bandura ve arkadaşları çocuklara bebek balona vuran yetişkinlerin bulunduğu saldırganlık içeren bir film izletmiş ve daha sonra çocuklara bu bebekle oynama fırsatı verilmiştir. Filmi izleyen çocuklar izledikleri ve öğrendikleri gibi bebeğe saldırmış ancak izlemeyen kontrol grubundaki çocuklar bebekle saldırganlık içermeyen şekilde oynamaya devam etmiştir. Bu görüşe yönelik araştırmalar devam etmiş ve benzer sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca saldırganlığa yönelik yapılan boylamsal araştırmalarda da çocukken çok fazla saldırgan davranış içeren programları izleyen çocukların ilerleyen yıllarda da saldırganlığı arttırarak göstereceği tespit edilmiştir. Görüşün dayanaklarına göre insanlar dinledikleri müzikler, oynadıkları video oyunları, izledikleri programlar hatta ebeveynlerinin, yetiştiricilerin, bulunulan çevrenin saldırganca davranışlarıyla saldırgan tutum geliştirebilir ve sürdürebilir.

Bu görüşe göre saldırganlık ve diğer sosyal karmaşık davranışlar, doğrudan ve dolaylı yollarla hangi gruplara ve kişilere daha kolay saldırganca davranılabileceğini, ne tür davranışların saldırganca tepki gerektirdiğini, hangi durum ve bağlamların saldırganlık için uygun olup olmayacağı öğrenilir.

  • Kişinin geçmiş deneyimleri,
  • durumsal pekiştirici etkenler (saldırganlığı arttırıcı etkenler),
  • saldırganlığa ait düşünce ve algılar,
  • sosyal ve çevresel değişkenler

kişinin sergileyeceği saldırganlık davranışına bağlıdır ve birbirini etkiler.

Saldırganlığa ilişkin son görüş ise saldırganlığın engellenme sonucu ortaya çıktığı şeklindedir. İnsanlar belirli amaç ve hedeflere çeşitli etkenler nedeniyle ulaşamadığı zaman engellenmişlik duygusu yaşar farklı duygusal ve fiziksel tepkiler gösterebilir. Örneğin ertesi gün telafisi mümkün olmayan bir sınav için son kez konuları gözden geçirdiğinizi varsayın. Konuların yoğunluğu içerisinde bocalarken üst komşunuzun yüksek sesle gürültü yaptığını ve bu olanlara karşı alacağınız hiç bir önlem olmadığını, komşunuzla konuşmanın da sonuç vermeyeceğini hayal edin. Gerginliğiniz ve siniriniz giderek artacak ve hem uykusuz kalacaksınız hem de sınavınızın kötü geçme ihtimali artacaktır. Bu senaryoyu kafanızda canlandırdığınızda dahi ne kadar sıkıcı bir durum olduğunu tahmin edebilirsiniz. İşte bu gibi kişide engellenmişlik hissi uyandıran durumlar saldırganlık davranışını gösterme ihtimalini arttırır. Ancak bu saldırganlık davranışı da niyete göre değişkenlik gösterebilir. Hayal ettiğiniz sınava sizi bir arkadaşınızın yetiştireceğini ve arkadaşınızın geç gelmesiyle sınava geciktiğinizi düşünün. Eğer arkadaşınız keyfi bir gecikmeyle size ulaştıysa farklı, trafik gibi çözümlenemeyen bir olay yüzünden geciktiyse farklı davranış sergileyecek olursunuz.

Saldırganlığı Azaltma Yolları

Saldırganlığın öğrenilebilir olduğu modele göre saldırganlığın azaltılması, gösterilen saldırganca davranışın cezalandırılması ve alternatif cezaların ödüllendirilmesiyle mümkündür. Bu görüşe ve yapılan araştırmalara göre saldırganca davranışa gösterilen ceza ağır yöntemlerle uygulandığı zaman etkisiz kalmaktadır. Bundan dolayı ceza hafif yöntemlerle uygulanmalı bunun yanı sıra alternatif, yapıcı, sorunun çözümüne yönelik davranışlar ödüllendirilmelidir. Ancak bu gibi önlemler saldırganlığın yanlış olduğuna dair temel değer yargısını kazandırmakta zayıf kaldığı için bu değer yargısının çocuğa erken yaşlarda kazandırılması gerekmektedir.

Belirtilen görüşün devamı niteliğinde bir diğer görüş ise insanlara saldırgan olmayan modellerin sunulması ve saldırgan modellerin cezalandırılması şeklindedir. İnsanlar belirsiz durumlarda nasıl davranmaları gerektiği hakkında çevresinden bazı ipuçları edinirler. Eğer edindikleri ipuçları saldırganlığa teşvik edici ve çözüm olarak gösterici biçimdeyse kişi saldırganlığa yönelecektir. Görüşe göre saldırgan modelin cezalandırılması saldırganca davranışı azaltacağı şeklindedir ancak yapılan araştırmalar bu görüşü savunmak için yeterli değildir. Özellikle medyada saldırganca tutuma sahip karakter ne kadar cezalandırılsa da sektör tarafından cazip gösterilmektedir. Bu durum saldırganca davranışı azaltmada etkili görünmemektedir.

Empati

Son olarak saldırganlığa karşı alınabilecek en önemli önlem kişilerde empati becerisini geliştirmek şeklinde olacaktır. İnsanlar empati kurarak karşıdaki kişi veya grubun yerini kendini koyabilirse karşısındakine acı vermekte veya onu küçük görmekte bir o kadar zorlanacaktır. Yapılan araştırmalara dair örneklerden birinde trafiğin yoğun olduğu bir caddede ışıklar yeşile döndüğü an yoldan geçen yayalar için çıkan korna sesinin yoğunluğunun koltuk değneğiyle yürüyen birine karşı aynı yoğunlukta olmadığı şeklindedir. Sürücüler bu durumdaki yayayla empati ilişkisi kurmuş ve hoşgörü göstermiştir.

Benzer şeklide toplum içerisinde kişinin benliğini izole hale getirmesi empatiyi azaltıcı etken olarak gösterilebilir. Bu durumun açıklayıcısı olarak insanların sosyal medyada sahte hesaplarla başka insanlara, olaylara, olgulara karşı nefret dolu olması kimliğini gizlemesi nedeniyle saldırganca davranması gösterilebilir. Yine toplumda belirli görüşün kalıp bir şekilde savunulduğu saldırgan bir grubun üyesi olmak, bulunulan grubun ekseriyetle büyüklüğü, kişinin gruba bağlılık derecesi, grupla gelecekte kurulacak bağlantı ve benliğin grupla birlikte izole hale gelmesi grubun saldırganlığıyla ilişkili hale gelir ve kişinin saldırganca davranışlarını tetikler. Çevreye ve grup dışındaki bireylere empatiyi azaltır. Bu becerilerin ebeveynler tarafından çocuklara kazandırılması gerekmektedir.

Saldırganlık Evrensel Midir?

Tüm kültürlerde saldırganlık davranışı görülmekte ancak saldırganlığın oranı, dışavurum şekli, kime yöneldiği, nasıl hoş görüldüğü gibi noktalar kültürler arası farklılık gösterir. Saldırganlık toplumlar içerisinde hoş görülen bir davranış değildir. Bu yüzden kişilerin kendini kontrol derecesine göre sosyalleşme kazanabilirler. Ancak toplumların bunu talebi farklılık gösterebilir. Örneğin Latin kültüründe sempatik davranışlara önem verilirken İngiliz kültüründe saldırgan davranışlar daha çok kabul görür. Bir diğer örnek olarak Japon ailelerinde saldırganlık sadece aile içinde gösterilmesi gerektiği düşünülürken İsrail ailelerinde saldırganlık, dışarıdan gelen bir kışkırtmayla olduğu düşünülerek saldırganlık davranışının aile dışına gösterilmesi gerektiği düşünülür.

Kültürlere yönelik saldırganlık davranışı biçim değiştirse de üstünde durulması gereken nokta bu davranışın öğrenilmiş olduğudur. Toplum içerisinde saldırganlığın bir sorun haline gelmesinde şiddet içeren programların popülaritesinden, dayağın yaygın olduğu çocuk yetiştirme stillerine, aile içi şiddetin yaygınlığından, çocuklara alınan oyuncaklara, sosyal medyada oluşturulan saldırganca tutumdan, savunulan fikrin oluşturduğu grubun saldırganca tutumuna kadar değişen çeşitli alanların, var olan değerlerin ve uygulamaların varlığı, şiddeti kabul görür ve gerekli hale getirir. Eğer toplumsal şiddet ve saldırganlık azaltılmak istenirse bu değerlerin yine toplum tarafından değişen yaklaşım, değer ve tutumlarla değişeceği unutulmamalı ve çocukların yetiştirilmesinde üstün değerlerin yer alması gerekmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here