Kadına yönelik ayrımcılık, tarihsel geçmişten beri iş, toplum, eğitim politika gibi etkenlerin farklı ayrıştırmalarıyla şekillenmiş ve eşitsizliğin temel sorunları haline gelmiştir. Özellikle toplum ve toplumun benimsediği kültür özellikleri, kadının ailedeki, işteki sosyal çevredeki rolünü şekillendirmede etkili olmuştur. Toplumun fikirleri de, eğitim düzeyinin artması ve teknolojinin şekillenmesiyle ılımlı yöne eğilim göstermiş ancak bu durum var olan eşitsizliğin dengelenmesine yetmemiştir. Bu dengeyi sağlamak için hükümetler ulusal ve uluslararası önlemler almış ve bu önlemleri uygulamaya çalışmışlardır. Bu yöntemlerden biri de dezavantajlı gruplara yönelik pozitif ayrımcılık uygulamasıdır.

Eczacıbaşı’ndan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için ‘ pozitif ayrımcılık ‘ mesajı…

Ayrımcılık mı ? Yoksa  Pozitif Ayrımcılık mı?

Ayrımcılık genel olarak incelendiğinde mesleki gelişimle hukuksal alanda açıklanmaya çalışılmıştır. Genel olarak ayrımcılığın oluşum sebebi ise kadının fiziksel gücünün erkeğin gücüne göre daha az görülmesi yani kadının fiziksel işlevlerde yetersiz sayılması, evin yönetimi ve sorumluluğunun tek başına kadına yüklenmesidir. Toplum bu noktada kadından dünyasını ikiye bölmesini istemektedir. Tek dünyasında sadece mesleki ve finansal gereklilikle yaşayan erkekler ise üst düzey mesleki mevkilere kolayca ilerleyebilmiş ve yöneticiliğin erkek merkezli oluştuğu bir yapı ortaya çıkmıştır. Yönetimler ise bu durumun önlenmesi veya eşitsizliğin giderilmesi için bazı yaptırımlar uygulamış ve bazı haklar tanımıştır.

Mesleği yerine getirecek kuvvetin fiziksel kuvvet olduğu dönemlerde, kadına tanınan bu hakların eşitsizlikte iyileştirici özelliğe sahip olduğu görülse de kuvvetin zihinsel beceri ve yeteneğe kaydığı teknoloji çağında değişen toplum ve yapısına eski yaptırımlar ayak uyduramamış ve bazı eleştirilere maruz kalmıştır.

Kadının toplumdaki yeri sadece mesleki olarak değil farklı birçok etkenle incelenmelidir. Örneğin eğitim, geçmiş zamanlarda toplumumuzda erkeklere tanınan bir hak gibi görülürdü. Kız çocuğu ise ailesinin yanında evleneceği yaşı beklerdi. Bu durumun önüne geçilmesi için devlet tarafından pozitif ayrımcılık kapsamında çeşitli kampanyalar ve teşvikler uygulandı. Bu uygulamalar için gerektiğinde yasalarla destekleme yoluna gidildi. Eğitim açısından toplumun, buna bağlı olarak da ailenin görüşleri çok etkiliydi ve bu koşullar ile tutumlar zamanla değişime uğradı.

Kadınların eğitim hakkı dünyanın birçok yerinde hala dolaylı yoldan da olsa engellenmektedir.

Eğitim hakkını kullanamayan kadınlar bir meslek için gerekli becerileri sağlayamadı ve aile düzeninde ev hanımı olarak sorumluluklarını sürdürmeye devam etti. Bu durumun uzun yılar sürmesi kadının meslek hayatına atıldığında da ev sorumluluğunu üstlenmesi gerektiği anlayışını beraberinde getirdi. Devletin eğitim konusundaki desteği kadınların meslek bulma sürecinde de etkili oldu ve kota, öncelikli kontenjan gibi uygulamalar ayrıca kadının çalıştığı ortamı iyileştirme, çalıştığı meslekte vardiya ücreti, sigorta, maaş gibi unsurları denetleme, çocuk doğumunda ve bakım sürecine ek izinler gibi faaliyetlerle hukuki düzenlemelere gidildi ve pozitif ayrımcılık çalışmalarının etkileri kendini gösterdi.

Medyada Kadın Hakları – Eşitsizlik – Ayrımcılık

Kadının toplumsal değeri medyanın varlığından da oldukça etkilenmiştir. Medya ilk çağlarından itibaren kadına yönelik tutumunu olumsuz şekillendirip çeşitli araçlarla kadını küçük düşürücü etkiler oluşturmuştur. Bunun en net örneğini televizyonda yayınlanan yerli dizilerde görebilmek mümkündür. Bu dizilerde erkekler soğukkanlı, cesur, sert, saldırgan bir kişilik yapısıyla gösterilirken; kadınlar dedikoducu, entrikacı, ahlaksız zaman zamanda zayıf ve erkeğe muhtaç bir yapıyla gösterilmektedir. Ayrıca internet, bilgisayar oyunları, gazetelerin giriş sayfaları, reklam sektörü de kadını cinsel obje haline getirerek toplumun algı ve yargılarını etkilemektedir.

Murat Boz’un oynadığı bir filmde hemşireler kıyafetleri ve makyajları ile toplumdan ciddi tepkiler görmüş ve çeşitli kampanyalar başlatılmıştır. Kadının ve meslek gruplarının cinsel obje olarak gösterilmesi toplum tarafından tepkiyle karşılanmıştır.

Bu gibi birçok farklı etken göz önüne alındığında kadının toplumdaki yeri ve eşitlik anlayışının olması gereken yere ulaşması için toplum ve devlet eliyle yeni politikalar ve düzenlemeler geliştirilmesi, sağlam adımlar atıldığı takdirde, gerekli görülmektedir. Özellikle mesleğe ve eğitim kurumuna yerleştirmelerde, belirli gruba tanınan ayrıcalığın, toplumun diğer üyelerinde huzursuzluk yaratacağı veya yanlış kişilere haksız kazançlar sağlayacağı yönünde eleştirilmektedir. Kadının günümüzdeki yeri geçmişe göre daha iç açıcı olduğundan bu eleştiriler dikkate alınmalı ve pozitif ayrımcılığın uygulanacağı alanla ilgili gerekli incelemelerin ve çalışmaların yapılması gerekir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here