TOPLUMSAL TABAKALAŞMA

Tabakalaşma, grupların veya bireylerin birbirinden farklılaşması ya da zayıf olanın güçlü olan tarafından ötekileştirilmesidir. Ötekileştiren grup ayrıcalıklıdır. Dolayısıyla toplumsal tabakalaşma aslında eşitsizliktir ve tabakalaşmayan toplum yoktur. Yani günümüzde olduğu gibi eski zamanlarda da toplumsal tabakalaşma mevcuttur fakat daha azdır ve daha basit kavramlar üzerinden tabakalaşma gerçekleşir.

Tabakalaşma sadece insanlar arasında değildir, hayvanlarda ve bitkilerde de mevcuttur. Hayvanlarda öğrenme ile gerçekleşmez, içgüdüseldir. Bitkilerde ise istek, irade veya içgüdüyle alakalı değildir.

Toplumun gelişmişlik seviyesine göre toplumsal tabakalaşma miktarı değişmektedir. Gelişmiş toplumlarda tabakalaşma olabildiğinde azken gelişmekte olan toplumlarda mahalle arasındadır. Gelişmemiş toplumlarda ise tabakalaşma yasalarında mevcuttur.

TOPLUMSAL EŞİTSİZLİĞİN NEDENLERİ

1)Biyolojik Eşitsizlik: Fiziksel, yaş, cinsiyet, güç gibi biyolojik etmenlerin farklılığından kaynaklanır. Daha çok beden ögelerinin önemli olduğu, geleneksel toplumlarda bu nedenlerden ötürü ötekileştirme onun sonucunda da tabakalaşma meydana gelir.

2)Dinsel Eşitsizlik: Tarihin getirmiş olduğu kavgaların sonucudur. Birbirine tamamen ters düşen iki dinin getireceği ötekileştirme de toplumsal tabakalaşmaya neden olabilir. Bir din içerisinde mevcut olabilen egemenlik kavgaları da tabakalaşmayı beraberinde getirebilir.

3)Hukuksal Eşitsizlik: Gelişmemiş olan toplumlarda tabakalaşma yasalaştırılmıştır. Yasaya karşı gelmek suç olduğu için mevcut tabakalaşma kurallarına karşı gelenler cezalandırılırlar.

4)Ekonomik Eşitsizlik: Toplumun ekonomik açıdan uçlarda olmasından kaynaklı olarak gerçekleşen tabakalaşma türüdür.

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA TÜRLERİ

1) Kapalı Tabakalaşma: Tabakalar arasında geçişin olmadığı bir sistem karşımıza çıkar. Kast ve kölelik sistemi kapalı tabakalaşmanın örnekleridir.

2) Yarı Açık Tabakalaşma: Avrupa’da M.Ö 8. yy – 18.yy arasında soylular, rahipler ve köylülerin içinde bulunduğu 3 grup tarafından belirlenmiştir. Köylüler de kendi içerisinde özgür köylüler, yarı özgür köylüler ve serf (köleler) olmak üzere üçe ayrılmaktadırlar.

3) Açık Tabakalaşma: Sanayi Devrimi’nden sonra ortaya çıkan özgürleşme hareketinin getirmiş olduğu yaklaşımın ürünüdür. Bu toplumlarda tabakalar arası geçiş serbesttir. Düşük tabakada bulunan kişilerin yükselebilir, yüksek tabakadaki kişiler de alt tabakaya düşebilir. Sanayi toplumları bunun için iyi bir örnektir.

TABAKALAŞMANIN FİKİR ÖNCÜLERİ

PLATON (MÖ 400)

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA 1

Platon…

Platon, devletin yönetimini sağlayan sofistlerle karşı karşıya gelmiştir. Çünkü devletin adaletsiz ve demokrasiden uzak olduğunu, toplumu tabakalaştırdığını savunur. Tabakalaşmanın zengin-fakir şeklinde olduğunu ve demokrasinin de zenginlerin ayağına hizmet şeklinde gerçekleştiğini söyler. Bu yüzden devletin filozoflar tarafından yönetilmesi gerektiğini savunur.

Devlet yönetimini eleştirisi üzerine Devlet kitabını yazar. Kitap diyaloglar halindedir ve ideal toplum kurgusudur. Tasarladığı kurguya göre devlet 3 tabakadan oluşmalıdır:

Koruyucular: Yönetenler(fikir geliştiren) ve yönetmeyenler(asker)

Yardımcılar: Çiftçiler, zanaatkarlar yani üretime katkı sağlayan grup

İşçiler: Hizmet veren grup, köle, savaş esirleri

Bu 3 grubun hiçbiri birbirinden değerli değildir, birinin yokluğu diğerinin varlığını tehdit edecektir. Dolayısıyla herkes yerini bilir ve buna uygun hareket ederse toplumda adalet ve demokrasi sağlanacaktır. Yani amaç ‘düzeni sağlamak’.

Yönetim dışında kitapta üzerinde durduğu şeyler arasında eğitimde eşitlik vardır. Herkes ücretsiz eğitim alabilmeli ve becerikli herkes yöneten gruba katılabilmelidir. Aile mülkiyetini kaldırıp kamu çıkarlarını ön plana çıkarmak istiyor. Kadın-erkek eşitliği savunup kadınların da eğitim aldıktan sonra yönetimde söz sahibi olabileceğini savunuyor. Ayrıca çocukların bakımının da devlet kontrolünde gerçekleşmesinin gerektiğini söylüyor.

ARISTOTELES (MÖ 400)

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA 2

Aristoteles…

Aristoteles, devlet yönetimine dair yazmış olduğu Poetika kitabında 3 tabaka sisteminden bahseder. Bunlar çok zenginler, çok fakirler ve az nüfuslu ortadakilerdir. Çok uçları sevmeyen Aristoteles, toplumun nüfus yoğunluğunu orta tabakanın oluşturması gerektiğini savunur. Diğer şekilde adaletsizlik ve dengesizliğin çatışma yaratacağını söyler. Bu bakış açısıyla günümüze ışık tutan Aristoteles ayrıca Sokrates’in de savunduğu gibi yönetimde olacak kişilerin eğitimli olması gerektiğini savunur.

MACHIAVELLI (MS 1500)

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA 3

Machiavelli…

Sokrates ve Aristoteles gibi demokrasiyi eleştirmez, demokrasinin en iyi yönetim şekli olduğunu ve geliştirilmesi gerektiğini savunur. Yöneten grup ile yönetmeyen grup arasındaki çatışmanın yüzyıllardır süregeldiğini ve bunun çatışmalara yol açtığını söyler. Bu problemin de  halkın yönetime katılmasıyla çözülebileceğini söyler ve açık toplum önerisini getirir. Ayrıca eğitimli kişiler yöneten gruba geçebilmelidir der. Bu, yönetimde fırsat eşitliğidir.

Aydınlanma Dönemi’nde Jean Jacque Rousseau, John Locke, Hegel gibi düşünürler Avrupa’daki skolastik düşünce yapısını eşleştirirler. Fakat çözüm önerileri evrensel değil daha dar alandadır.

19. yy.a gelindiğinde Sanayi Devrimi soyluların egemenliğini sarsıyor. Çünkü makine değerli, işçi değersiz. Vasıfsız işçi değerli olan makineyi hor kullanır. Bu düşünce işçiye olan ihtiyacı arttırıyor. Dağınık haldeki fabrikalar toplu hale geldiği için işçiler arasındaki diyaloglar artıyor ve maruz kaldıkları haksızlıkların farkına varıyorlar. Bu da işçi hareketlerini beraberinde getiriyor.

THOMAS MORE (1478 -1535)

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA 4

Thomas More…

Thomas More Ütopya eseriyle adından bahsettirmektedir. Toplumsal tabakalaşmanın olmadığı var olmayan bir ülke hayal etmiş ve bunu kaleme almıştır. Zaten ütopyanın kelime anlamı hayali ülke, var olmayan yerdir.

Ütopya bir adadır ve adadaki insanlar günde 6 saat çalışmaktadırlar. İş konusunda bir örgütlenme mevcut. Herkes 2 yılda bir icra ettiği mesleği değiştirmek zorunda. Böyle bir sistemle kişilerin herhangi bir alanda statü kazanması engellenip bilgi geçişi sağlanmış olacak ve herkes her alanda bilgi sahibi olmuş olacak.

Aile mülkiyeti yok, her şey kamuya ait. Statü farkı oluşmaması adına evler, kıyafetler hemen hemen aynı.

Genel anlamda bakıldığında ne kadar tabakalaşma oluşmamış bir toplum hayali olsa da tabakalaşma var. Köleler diğer insanlardan ayrı tutulmaktadır. Her kırk kişiye iki köle düşmektedir. Köleler ise savaş esirlerinden, suçlulardan oluşmaktadır. İş bölümünde kölelere en kötü iş olarak görülen hayvan avı verilmektedir. Çünkü can almak en kötü şeyler arasındadır. Ayrıca kölelerin toprağa dokunması yasak. Çünkü doğa kutsaldır, doğadan gelen de kutsaldır. Köleler kirli olduğu için toprağa dokunup toprağı kirletmelerine izin verilmez.

Bir Katolik olan Thomas More herkesin istediği şeye inanabileceğini ya da inanmayacağını bunun bireylerin iradesine bağlı olduğunu savunur. Fakat adanın merkezinde büyük bir bina vardır. Bu bina biraz manastır biraz kilise biraz da belediye binasına benzer. Herkes pazar günleri gerçekleşen pazar ayinine katılmak zorunda. Bu ayin insanların duygusal temasta bulunabileceği, entelektüel aktarımın gerçekleşebileceği bir aktivite olarak tasvir ediliyor. Asıl amaç ise toplumsal bağlılık yaratmak.

Adanın şekli ise toplumsal eşitliği sağlamak amacıyla yuvarlaktır. Fakat ne kadar eşitliğe dair planlamalar yapılırsa yapılsın günahkarlar ve günahkar olmayanlar şeklinde iki tabaka vardır ve aralarında kesinlikle geçiş olmamaktadır.

KARL MARX

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA 5

Karl Marx…

Ekonomik kriz, Fransız İhtilali, Napolyon Dönemi derken ekonomi üzerine çalışmalar yapan Marx Thomas More’un da öncülüğünde Das Kapital’i yazıyor. Kitap devletlerin ve toplumların ekonomileri üzerine yazılmıştır.

Karl Marx dünyayı iki toplumsal tabakada düşünür: Zenginler ve fakirler. Fakirler işçilerin oluşturduğu sınıftır ve kendi güçlerinin farkında değiller. Bütün işçilerin birleşmesiyle yöneten grubun adaletsizliğinin yıkabileceğini savunur. Bunun için de sınıf bilincine ihtiyaç olduğunu söylüyor. Sınıf bilincinin gelişmesiyle sınıf dayanışmasının gerçekleşeceğini bunun da sınıf çatışmalarını ortaya çıkartacağını söylüyor. Sınıf çatışmaları, sınıf dayanışmaları sağlam olursa işçi sınıfının lehine sonuçlanacaktır. Bu da işçilerin emeğini ve gücünü sömüren zengin tabakadan haklarını almalarını sağlayacaktır. Yani işçi sınıfı galip gelirse ekonomi işçi sınıfının eline geçecektir. 1847’de bunları düşünen Marx 1848’de Komünist Manifesto’yu yayınlıyor. Bu bağlamda Karl Marx’ın temelde savunduğu şey, sınıfın ekonomiyi belirliyor olmasıdır.

Komünist Manifesto sosyalist hareketin ilk yazılı eseridir. Eser proleterya (işçi,emek veren) ve burjuva için yazılmıştır. Yabancılaşma kavramından bahsedilir ve insanların yabancılaştıkça tabakalaşacağından, toplumsal tabakalaşmanın olmaması için de pastadan az da olsa payının olması gerektiğinden bahsedilir. Bu sistemin zengin bir ülkede gerçekleştirilmesi gerektiğinin, fakir bir ülkenin bunu kaldıramayacağının vurgusu yapılmıştır.

Yabancılaşma bu alanın en önemli kavramlarındandır. Tüm bu hareketlenmelerin de temelinde vardır. İşçilerin üretim yaptıkları yerlerde ürettikleri şeyleri almaya maddi gücünün yetmemesini yabancılaşma olarak tanımlar. Sistemin yaratmış olduğu adaletsizliğin en çarpıcı göstergesidir.

MAX WEBER

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA 6

Max Weber…

Karl Marx gibi sınıf ve ekonomi arasında bağlantı kurmuştur fakat tam tersidir. Marx’ın savunduğu sınıf ekonomiyi oluştururun aksine ekonominin sınıfı oluşturduğunu savunur ki sadece ekonomi bunun için yeterli değildir. Ekonomi, statü, iktidar birleşirse sınıf oluşturur der. Sınıftan kastı ise toplumun değerli gördüğü şeylerdir. Bundan yola çıkarak statünün bireyin şeref ve haysiyeti olduğunu yani saygınlık getirdiğini söyler. Şeref ve haysiyet sahibi olanların zengin olma gibi bir zorunlulukları olmadığını savunur. Çünkü bazı mesleklerin saygınlığı çok yüksektir hatta kutsaldırlar fakat bu meslekler insanları zengin yapmayabilir.

Marx’ın savunduğu işçi sınıfının iktidar olabileceği görüşüne karşı çıkar hatta imkansız olduğunu savunur. Çünkü eğitim, bilgi gibi donanımlar olmadan iktidar olunamayacağını düşünür.

Weber’e göre işçiler toplumdaki sınıflardan sadece biridir. Marx’ın savunduğu gibi işçi sınıfı toplumu temsil ederin aksine tek bir sınıfın toplumu temsil gücünün olmadığını söyler.

Bugün dünyada iki tür tabakalaşma yaklaşımı vardır. Bunlardan biri Fonksiyonel Teori diğeri ise Çatışma Teorisi’dir. Her iki teoride de çatışma ve tabakalaşma vardır. Weber’in benimsediği Fonksiyonel Teori’ye göre işbirliği ve dayanışma insanları birleştirecektir. Marx’ın benimsediği Çatışma Teorisi’nde ise insanlar arasındaki farklılıklar sürekli çatışmayı doğuracaktır.  Yani Weber’e göre öyle veya böyle bir toplum oluşabilmesi için uyum oluşmak zorundadır.

PIERRE BOURDIEU

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA 7

Pierre Bourdieu…

Pierre Bourdieu’nun geliştirdiği Alan Teorisi’ne göre üç toplumsal tabaka vardır. Bunlar üst grup, alt grup ve çatışma grubudur. Üst grup toplumdaki benzer düşünceye sahip bireylerin çok olmasıyla oluşur. Bundan dolayı güçlüdür ve pastadan en çok payı alır. Sosyal, siyasi, ekonomik sermaye bu grubun elindedir. Üst grup kendisine benzemeyen grupları az veya çok bir şekilde tabakalaştırır. Üst gruba biraz benzeyen alt grubun pastadan pay almasına müsaade edilir. Fakat tamamıyla zıt düşülen alt grup pastadaki en az paya sahip olmakla beraber hem alt grupla hem de üst grupla çatışma yaşar. Alt grup belki bir şekilde üst grup haline gelebilir fakat çatışma grubunun çok manipülatif bir olay olmadan üst grup haline gelmesi neredeyse imkansızdır.

Bourdieu bir de toplumsal kirlenmeden bahseder. Toplumsal kirlenme, bir kişinin veya grubun toplum normlarınca ayıp gördüğü suç statüsüne giren bir şeyi yapmasıdır. Bunun olması demek toplumca dışlanmayı ve yok sayılmayı beraberinde getirir.

İBN-İ HALDUN

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA 8

İbn-i Haldun…

İbn-i Haldun’un toplumsal tabakalaşmayı engellemek için benimsemiş olduğu şey asabiyyet ruhudur. Asabiyyet birliktelik anlamına gelmektedir ve asabiyyetin oluşması için sevgi-saygıya ihtiyaç vardır.

Geleneksel bedevilikte (tek tip toplum yapısı) asabiyyet vardır fakat hadarilikte (kent toplumu) asabiyyet yoktur. Çünkü kent çoklu bir yapıya sahiptir ve farklılaşmıştır. Yani hadarilikte asabiyyet bozulur ve hadarilik toplumsal tabakalaşmayı beraberinde getirir. Toplumsal tabakalaşmanın önüne geçmek de sosyal, ekonomik, siyasi, tarihi alanlarda asabiyyetin sağlanmasıyla mümkündür.

 

 

 

 

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir