Thomas Kuhn, özellikle bilim felsefesiyle ilgilenen bir düşünürdür. Ona göre bilim, bilim adamlarının oluşturduğu bir grubun etkinliğidir. Bu nedenle, bilimi anlayabilmek için bilimsel araştırma sürecine giren tüm öğelerin göz önüne alınması gerekir.

Bilimin Gelişimi

Kuhn’a göre bilimin gelişimi dört aşamada gerçekleşir: Bilim öncesi dönem, olağan bilim dönemi, bunalım dönemi ve bilimsel devrim.

Her bilim, bir hazırlık dönemi geçirir. Bilim öncesi dönem adını alan bu dönemde, bilim adamları çeşitli yollar dener, farklı yöntemler kullanırlar. Zamanla, bilim adamlarının birinin ortaya koyduğu, doğadaki olguları daha iyi kanıtlayan bir bakış açısı açıklanır ve kabul edilir. Kuhn; bu bakış açısı, kuram ya da hipoteze paradigma adını verir. Paradigma, çeşitli hipotez ve yasalarla bunların uygulanmaları için bilim adamları tarafından benimsenen yöntem ve tekniklerden oluşur. Örneğin, Batlamyus’un yer merkezli sistemi bir paradigmadır. Paradigmanın bilim adamlarının çoğunluğu tarafından kabul edilmesiyle olağan bilim dönemi başlar.

Olağan bilim dönemi, söz konusu paradigmanın olguları açıklama gücüne inanan ve onu araştırmalarında temel bakış açısı olarak benimseyen bir bilim adamları topluluğunun ortaya çıktığı dönemdir. Kabul edilen paradigmaya göre çeşitli sorunlar çözümlenir ve ayrıntılı açıklamalar getirilir. Örneğin, paradigma Batlamyus’un yer merkezli sistemiyse, yıldızların ve gezegenlerin hareketleri araştırılır. Gelecekte durumlarının ne olabileceğiyle ilgili öndeyilerde bulunulur. Zamanla paradigmaya uymayan durumlar ortaya çıkmaya başlar. Bazı sorular artık paradigmaya dayanarak açıklanamaz. Önceleri bu sorunlar göz ardı edilir. Paradigma doğrultusunda beklentilere ters düşen gözlem ve deney verilerinin nedeni olarak araştırmacıların hataları gösterilir. Bu nedenle de Kuhn, bilimsel faaliyetin rasyonel olmadığını savunur. Paradigmaya uymayan durumların gitgide artması ona duyulan güvenin azalmasına yol açar. Böylece bir bunalım dönemi başlar.

Bunalım dönemi, bilim adamlarının arayış içinde oldukları dönemdir. Bu dönem, ortaya yeni bir paradigmanın atılmasıyla sona erer. Örneğin; Batlamyus’un yer merkezli sistemine duyulan güvenin azalması sonucu ortaya çıkan bunalım dönemi, Kopernik’in Güneş merkezli sistemini ortaya koymasıyla sona ermiştir. Böylece, bilimin düz bir doğru şeklinde gelişmediği, arada sıçramaların olduğu görülür. Bu sıçramalar, bilimsel devrimlerle ortaya çıkar.

Bilimsel devrim, eski paradigmanın terk edilip yerine yeni bir paradigmanın geçmesidir. Ama eski paradigmanın terk edilmesi pek kolay olmaz. Önceleri, bilim adamlarının büyük bölümü eski paradigmaya olan bağlılıklarım sürdürürler ve yeni paradigmayı reddederler. Yeni paradigmayı benimseyen bilim adamlarıyla çatışma yaşarlar. Kuhn, bu çekişmenin yaşlı bilim adamlarının ölmeleriyle son bulabileceğini savunur. Sonuçta, yeni paradigmayı benimseyen genç bilim adamları yeni bir topluluk oluştururlar ve normal bilim dönemi başlar.

Kuhn, bilimsel araştırmanın dinamik, sürekli yenilenen bir süreç olduğunu göstermeye çalışmıştır. Bilimsel ilerleme, devrimsel nitelikteki atılanlara dayanmaktadır. Bu atılanlarda ise bilim dışı öğeler, sosyolojik ve psikolojik etkenler rol oynar.

Kaynak: Emine Yamanlar, Felsefe Tarihi, Ders Kitapları Anonim Şirketi, 2000

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here