Öncelikle bu yazıyı şu an da Marmara’da Egzersiz ve Spor Psikolojisi yüksek lisans programında 2.yılında olan birinin yazdığını ve bu zamana kadar deneyimlediklerini, alanda öğrendiklerini sizinle paylaşacağını belirterek yazıma başlamak istiyorum.
Spor Psikolojisi her ne kadar ülkemizde yeni yeni  gündeme gelen bir alan olsa da bu alanın ilk adımları 1898 yılında Norman Triplett’in bir bisiklet sporcusunun bir başka bisiklet sporcusu varken ardından da seyircilerin önündeki performanslarının, yalnızken gerçekleştirdikleri performans ile kıyaslaması ile başlayan hem sosyal psikoloji literatürünün ilk sosyal deneyi hem de farkında olunmadan spor psikolojisinin ilk bilimsel çalışması olarak tarihte yerini alan uygulamasıyla başlamıştır.
O zamanlardan günümüze uygulama alanında yapılan çalışmalar ise Triplett’ in gözlerini yaşartacak cinsten. Son 20 yılda bu alanda çalışılan konulara baktığımızda günümüzde sosyal ve ekonomik yönden çok büyük kitleleri etkileyen sporun, aslında altında barındırdığı konuların ne kadar derin olduğunu bir kez daha gösteriyor. Literatürde sporcuların kaygı-stres, güdülenme, benlik algısı, antrenör-sporcu ilişkisi, umut-mutluluk-yalnızlık düzeyleri, liderlik, saldırganlık-şiddet, empati-iletişim, kişilik, egzersiz bağımlılığı, dikkat, psikolojik dayanıklılık, tükenmişlik, imgeleme, içsel konuşma, grup dinamiği, başarısızlık korkusu, motivasyon  gibi bir çok konuda çalışmalar yapılmış veya yapılmaya devam ederken olayın aslında ”hadi aslanım, hadi koçum sen yaparsın’’ dan ibaret olmadığını görebiliyoruz. Devletlerin spora yaptığı yatırımlar, ulusal ve uluslararası  başarıların gördüğü ilgi insanları sporu izlemeye ve yapmaya yönelten tüm sebepleri düşündüğümüzde aslında  tam da spor ve psikolojinin birleştiği Spor Psikolojisinin önemini fark edebiliyoruz.

Peki nedir bu spor psikolojisi tam olarak derseniz APA ‘’spor, egzersiz ve diğer fiziksel etkinliklere katılım ve performans ile ilgili psikolojik faktörlerin bilimsel olarak ele alınması’’ olarak tanımlıyor. Yapılmış diğer tanımları birleştirip özetlediğimizde; sporun insan davranışları üzerindeki etkilerini inceleyip, psikoloji biliminin ilkelerinin spor ortamına uygulanmasını içeren bir alan olarak karşımıza çıkıyor.
Alana özet bir giriş yaparak başladığım yazıda, alandaki eğitim ve uygulama kısmında merak edilenlerden şu konu başlıkları altında bahsetmek istiyorum.

Spor Psikolojisi Yüksek Lisansına Kimler Başvurabilir ve Hangi Üniversitelerde Var?

Marmara Üniversitesi Egzersiz ve Spor psikolojisi (Tezli) yüksek lisans programına Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık/Rehberlik ve  Spor Bilimleri Fakültesi (sbf-besyo) mezunları başvurabiliyor.
Hacettepe Üniversitesi  Spor Bilimleri ve Teknolojisi  (Tezli ) Ana bilimdalı adı altında alımlar yapmaktadır.
Kadir Has Üniversitesi  Spor ve Sağlık Psikolojisi (Tezsiz) programda ise psikoloji ve pdr alanından gelen başvuruları kabul etmektedir.

Marmara Üniversitesi YL programına alımda başvuru, bilim sınavı ve mülakat süreci nasıl ?

Marmara üniversitesi başvuru şartlarında psikoloji, pdr, spor bilimlerinden gelenlerden 40 ve üzeri YDS ya da YÖK’ün kabul ettiği eş değer dil sınavlarını kabul ediyor. Her sene haziran ayı itibariyle online başvuruda gerekli dil, ales (min.55), öğrenci belgesini site üzerinden sisteme yükledikten ve şartları da sağlıyorsanız (ki buradaki şartlar; bölümünüzün uygunluğu/sınava kadar lisans mezunu olmanız ve dil puanınızın uygunluğu oluyor) bilim sınavına yaklaşık 3 haftalık bir süreniz kalıyor.
Bu sürede bilim sınavına spor ve egzersiz psikolojisinin temelleri kitabından çalışmanızı tavsiye ederim bu kitap okurken genel kültür bilgisi gibi gelirken aslında alan hakkında belli başlı temel şeyleri öğrenmiş oluyorsunuz, sınavın %50’lik kısmında da yardımcı olacağını söyleyebilirim. Tabi lisansta öğrenilenler de atlanmıyor bu sınavda. Araştırma yöntemleri dersinden örneklem/ örnekleme yöntemleri, değişkenler, istatistik bilginizi ölçen sorular da oluyor ve tabi spor psikolojisi alanının daha içinden gerçekten alan bilgisine hakim kişileri ayırt etmeye yönelik konuların olduğu bir sınavla karşı karşıya kalıyorsunuz (hocam sınav klasik mi test mi sorusuna  da bir not ekleyelim ve evet derin bir nefes verebilirsiniz bilmeseniz de mantıklı bir şekilde işaretleyebileceğiniz bir sınav oluyor, 2 yıldır test sistemiyle yapıldı bilim sınavı) Sınava girdiniz sonuçlar açıklandı ve öğleden önce girdiğiniz bilim sınavının hemen açıklanmasının ardından ilk 20’ye kalanlar mülakata girmeye hak kazanıyor.

Peki bu ilk 20 nasıl belirleniyor?
%50 Ales Puanı
%20 Transkript/Mezuniyet Notunuz
%20 Bilim Sınavı Puanı
(Kalan %10 Mülakat Puanı)
Dipnot düşecek olursam da ALES EA puanınız 80 üzeri, transkript notunuz 90 üzeri olduğunda çok avantajlı olacağınızı söylemeliyim. Bir kaç senedir ALES puanları 70’lerde (ağırlıklı 72-78), GANO puanları da 80’lerde (ağırlıklı 75-85) dağılım gösteriyor.
Tüm bu değerlendirmelerin sonucunda, mülakata çağrılacaklar belli oluyor ki burada akla gelen torpil dönüyor mu sorularına;  kabul edilen tüm arkadaşlarımın da aynı şekilde kendi emekleri ile orada olduğunu samimi bir şekilde belirterek devam edip tüm başvuran adayların belirttiğim puanları ve dil puanları dahil sınav sonuçlarının herkesin göreceği yerde asıldığını bilmenizi isterim.
Evet her şey yolunda gitti ve mülakattasınız…
Sakin olun çünkü ufak bir aksilikle gömleğine 9754648 damla sıçrayarak makyajın gazabına uğramış birinin yazısını okuyorsunuz. Normalde diğer yüksek lisans programlarına özellikle Klinik Yl programlarına talep ve başvurunun çok olduğu yerlere giden arkadaşlarımın deneyimlerine göre 3 dk’ da neden orada olduğunuzu ve neden sizi almaları gerektiğini anlatmanız gereken mülakatları unutun çünkü Marmara’da mülakat süresi min. 5 – max. 15 dakika sürebiliyor.
Tabi ki bölümü ne kadar istediğinizi neden orada olduğunuzu ifade edebilmeniz çok önemli. Öncelikle bu mesleği hayat boyu yapacaksınız ve sporda olmanın ve sporcularla çalışmanın size keyif vermesi gerekiyor. Ki bunu bilimsel hazırlık sınıfında daha iyi anlıyorsunuz. Şahsen ben sabahın 8’inde henüz uyanamamışken jimnastik dersinde sahaya salto atarak girip uyanan sporcuları görüp daha iyi anladım bu durumları. Sporcular daha özel insanlar, özellikle profesyonel sporcu/takımlarla vakit geçireceğinizi düşündüğünüzde hayatınızın çok hareketli olacağını söylemem gerek.

Sporcular özel bireylerdir.

Bunun farkında olarak ve gerçekten bunu yapmayı istediğinizde bence mülakatınız çok daha keyifli geçiyor. Çünkü kuruldaki hocalar sizin orada gerçekten bu alanı isteyerek olup olmadığınızı anlamaya çalışıyorlar. Yani klinik psikoloji olmadı düşüncesi ile gelenleri ayırt ediyorlar bir nevi.
Tabi burada sizi ön plana çıkaracak bazı unsurlar var. Spor branşınızın olması, sporun içinde olmuş olmanız sporcuyu daha iyi anlayacağınız düşüncesi burada size avantaj olacaktır. Ama bu demek değildir ki ‘’ya basketbol oynamayı severim, futbola çok düşkünüm, yoga yapıyorum, pilates yapıyorum, fitness ile uğraşıyorum’’ muhabbetinden bahsetmiyorum. Lisanslı sporcu olmak size avantaj sağlayacaktır. Yoga diye sallayıp yogayla ilgili sorulara maruz kalabilirsiniz çünkü karşınızdaki hocalar hem akademik hem de uygulama alanında hemen hemen her konuya hakim kişiler oluyor.


Diyelim ki spor branşınız yok ama bu alanda olmayı seviyorsunuz, evet burada da bir yolunuz var o da spor psikolojisi alanında bilimsel çalışma yapmış olmanız. Kongrede de bildiri sunduysanız arkanıza yaslanın ve derin nefes verin.
Mülakatta istekliliğiniz, branşınız, akademik çalışmalar dışında alanda okumalar yapmış olmanız (özellikle bölümdeki hocaların çalıştığı konuların makalelerini okumanızı tavsiye ederim), alanda neler yapmak istediğiniz, 3 yıllık bir program olduğunu ve aksatmadan bunu devam ettirip ettiremeyeceğinizden emin olmak istiyorlar. Yani mülakatı özetle toplamak gerekirse bu alana gerçekten hem akademik/bilimsel anlamda hem de uygulama alanında severek katkı sağlayabileceğinizi anlatabilmeniz gerekiyor.
Onun dışında size terimsel / bilimsel/ akademik bilginizi ölçmeye yönelik tabiri caizse siz pas atmadıkça soru gelmiyor. Sporda şu kuramı anlat ya da şöyle bir vakada nasıl müdahale edersin tarzında bir mülakat değil bu ama eğer bir araştırmadan bahsettiyseniz bağımlı ve bağımsız değişkenine analiz yöntemine de hakim olmanız gerekiyor, dediğim gibi bahsederseniz pası vermiş oluyorsunuz ve gerçekçiliğini kontrol ediyorlar ( Tür: gerilim, imdb : 9.1).
 
Diyelim ki her şey yolunda gitmeye devam etti ve programa kabul edildiniz.
 

Marmara’da  Egzersiz Ve Spor Psikolojisi Okumak ?

3 yıllık YL programına hoş geldiniz girişler besyo’dan artık 🙂 Spor alanından geldiyseniz de Marmara pdr’ de 1 yıl geçirmeye hazırlıklı olun. 2018 yılında spor bilimlerinden 1 kişi (ki kendisi psikoloji alanından gelenlerden daha çok bilimsel çalışma yapmış ve kongrede sunmuş biri) 2019’ da  ise spor bilimlerinden kimsenin alınmadığı notunu da ekliyim.

Spor alanı hakkında bilgi edinmeniz adına beden eğitimi ve sporun temelleri, psikomotor gelişim , egzersiz fizyolojisi, spor pedagojisi, uygulamalı (seçmeli) spor branşı, sporda beceri öğretimi, sporda beslenme, antrenman bilgisi derslerini alıyorsunuz ve haftanın en az 2-3 günü okulda oluyorsunuz. 2. sene bu yaklaşık 1 buçuk güne düşüyor. Hayatı sorgulayarak geçirdiğiniz(alışma, hayat kaygıları ) ilk senenin sonunda sporcuya antrenman programı yazmanın temel mantığını, antrenman çeşitlerini, sporda beslenmenin farkını/önemini, egzersizin anatomik boyutta vücutta etkileri hakkında ve besyoda okumanın lisansta asla büte kalmayıp, besyo’da (sınıfça) büte kalmanın ne demek olduğunu öğrenebiliyorsunuz. Evet  besyo dersleri kolay değil itiraf etmeliyim.

2.senede ise seçmeli olmak üzere araştırma yöntemleri başta olmak üzere sporda performansı geliştirmeye yönelik uygulamalar, sporda güncel konular, sporda kontrol dışı davranışlar  gibi alana daha hakim olacağınız ve uygulamaya yönelik dersleri almaya başlıyorsunuz. Açıkçası sürekli sunum yapmanız gerekiyor ve Türkçe literatürde bu konuda yetersiz kalıyor ve yabancı kaynaklarda ise oldukça fazla çalışma var. Dil gerekliliği başvuruda değil ama burada ortaya çıkıyor, her yüksek lisans programında olduğu gibi.
Marmara’da okumanın şöyle bir avantajı var ki siz talepkar olduğunuz sürece hocalar size ve derslerde alanda uygulamaya yönelik yapmanız gerekenler konusunda çok fazla yardımcı oluyor. İstanbul’da spor alanında olan bitenlere hakim oldukları için staj imkanı, vakalar, elit sporcular, laboratuvarda sporcularla yapılan uygulamaları öğrenmeniz ve deneyimlemeniz konusunda fazlasıyla imkanınız oluyor. Bu durum sizin talepkarlığınızla alakalı tamamen.
Hocalar bu alanda aktif şekilde bir şeyler yapıyor, sizler de literatüre, uygulamada sporculara katkı sağlamak istediğinizde ya da merak ettikleriniz olduğunda sizi içtenlikle yönlendiriyorlar.

3. yılınızda ise tez dönemine giriyorsunuz ki Marmara üniversitesinde hem hocaların birikimleri hem de laboratuvar imkanları standartların üzerinde bunu değerlendirebilmek de sizin elinizde.

Spor psikologları ne yapıyor? Alanda iş imkanları nasıl ?

Spor psikoloğu sporcunun performansını geliştirmeye yönelik,  performansını etkileyen unsurları tespit etmek, takım içi iletişim ile beraber sporcu-takım arkadaşları, sporcu-antrenör ve aile etkileşiminin yanı sıra sporcuyu kaygılandıracak/strese sokacak (taraftar, medya, aile, günlük yaşamındaki ilişkileri…vb) sakatlık sonrası süreç, müsabaka öncesi/ müsabaka sırası ve sonrası süreçlerde sporcuyu etkileyebilecek tüm alt unsurları anlamayı ve buna uygun bir süreç geliştirerek sporcuların fiziksel kapasitesinin yanı sıra ruhsal anlamda sağlıklı bir süreç yaşayarak kapasitesinin maksimumunu göstermesini amaç edinen bir meslek dalı.

Spor psikoloğu olmak sanıldığı kadar kolay mı?

Özellikle elit sporcularda stres ile baş etmenin, kimi zaman ülkesini temsil ediyor olmanın, kimi zaman takımını ligde tutmanın ya da kupaya oynamanın, mevkisinin getirdiği sorumlulukların, branşında daha iyi yerlere gelme  bazen de yaşadığı düşüşleri toparlama isteğinin ,günlük hayatındaki ya da takımdaki  ilişkilerinde yaşadığı problemlerin anlaşılması ve sporcuda farkındalığın sağlanması ,problem olarak gördüğü durumlar ile nasıl baş edebileceği ve bunun gerçekten problem olup olmadığı konusunda farkındalık sağlamak adına çalışmalar yapılıyor. Dikkat ve motivasyonlarını arttırarak beceri gelişimine katkı sağlama amaçlı yapıyoruz tüm bunları. Sporcular istisnalar hariç patolojik vakalar değildir, özel insanlardır. Bunun bilinci ile hareket etmek gerekiyor. Bununla beraber antrenörlerin sporcular ile daha iyi ilişkiler kurabilmesi ve doğru bir takım atmosferi sağlama süreçlerine eşlik ediyoruz. Tabi bir de aile ile iletişim içinde olarak sporcunun yaşantısını daha iyi anlamalarını sağlamak da yapılan uygulamalar arasında yer alıyor.

Spor psikolojisi özel bir alandır. Tüm eğitim sürecinden sonra 7’den 70’e farklı yaş grubu ile sporun farklı alanları ile özel bir çalışma yürütmeniz gerekir.

Alanda iş imkanlarından bahsedecek olursam hesaplayamayacağınız kadar spor kulübü ve alanda gerçekten spor psikologluğu yapacak olan çok az kişi var. Ama kulüplerin spor psikologlarına bakış açısı burada bir engel oluyor. Antrenörlerin ‘’ben yıllardır onlarlayım tanıyorum sporcularımı’’ ya da ‘’bizim kulüpte bir problem yok hallediyoruz zatenleri ‘’ya da ‘’oo psikolog mu gelecek test mi yapacak bize hani kişilik falan’’ tüm bu önyargılı düşünceler ile baş etmeye hazır olmalısınız. Gerçekten bilinçli, durumun ve ihtiyacın farkında olan kişiler karşınıza çıktığında ise işiniz daha kolay oluyor.

Staj yapma imkanlarınız oldukça fazla, büyük kulüpler olsun, altyapılar ve  alt ligler olsun stajı çok rahat yapabiliyorsunuz. Ama iş daha resmi olunca ve emeğinizin karşılığında düzenli bir ücret almak isterseniz bu konuda daha sabırlı olmanız ve kendinizi kulüplere kabul ettirebilmeniz için çok emek harcamanız gerektiğini söylemeliyim. A takımlarla çalışmaya başlamak kolay olmuyor fakat alt yapıların kapıları size daha açık oluyor başlangıçta bu süreci iyi değerlendirdiğinizde gerçekten iyi yerlere gelinebileceğini düşünüyorum. Ama tabi ki bu da bir özel sektör ve özel sektörde olmanın zorluklarını ve garanti olmayışı durumunu da gözden kaçırmamak gerek.
Özel sektör olmasın, yerim maaşım belli olsun derseniz Gençlik Ve Spor Bakanlığı spor psikoloğu alımı yapıyor.  Sporcu eğitim ve araştırma merkezleri ya da Türkiye olimpiyat hazırlık merkezlerinde çalışabiliyorsunuz. Sadece psikoloji mezunları alınıyor ve Kpss puanı ile başvuruyorsunuz ve çalışmak isteyeceğiniz ilde gerekli yerlere belgeleri teslim edip mülakata çağrılıyorsunuz.

2018 mayıs ayında alım yapıldı ve halen yedekler yerleştirilmeye devam ediliyor (2019,kasım) ancak alanda az olduğumuzu belirtmiştim ve bunun avantajı ile açılan sertifika programlarını alanlar da başvuruyor.
Şaşırdık mı ? Sertifika programını açan ve eğitim veren kişilerden duyduğumu ileteyim ‘’sertifika programı ile spor psikoloğu olmuyorsunuz’’ diye eğitimde söylüyorlarmış. Bu tam olarak  1. Sınıfta  psikolojiye giriş dersini almış gibi bir durum alan hakkında temel başlıkları bilip ne yapacağınızı bilemiyor olmak (ki bu şekilde hasbelkader(!) atanıp hiçbir şey yapamadığını söyleyen ,ne yapacağı konusunda  destek isteyen  kişiler de oldu) ama sertifika programına katılmış oluyorsunuz . Sertifika önemli tabi…..(!) Özellikle sertifikalarla ticarete dökülmüş alanımızın her yerinde sertifika çok önemli, biliyorsunuz.
Kanayan yaramıza da değindiğime göre bu programı bitirdiğinizde kimsenin sizi kolları açık beklemediğini ancak kendinizi geliştirir ve gösterebilirseniz (ki bu klinik alanında kendinizi göstermenizden daha kolay olacağını belirterek ) işsiz  kalma gibi bir durum yaşama ihtimalinizin düşük olduğunu belirtmek isterim.

Klinik Psikologlardan Farkı Ne ve Spor Psikolojisinde Etik Farklı Mı?

Etik kavramını her zaman benimsemiş ve etik değerleri yüzünden para kazanamamayı bir çok kez tercih eden biri olarak yazacağım bu satırları.
Klinikte odanın içinde konuşulanlar odada kalır mahremiyeti burada da geçerli tabi ki. Birey ile ilgili konuşulanlar, düşünceleri gizli kalır ancak bu antrenöre yönelik veya aileye yönelik durum/düşünce  ise bir de aile ve antrenör gözünden durum incelemesi yapmanız gerekiyor bu bahsettiğim laf taşımak gibi bir durum olmuyor elbette. Sporcunun performansını etkileyebileceğini düşündüğünüz konularda sebebini anlamaya yönelik tarafsız şekilde inceleme yapmanız ve müdahale etmeniz gerekiyor.

Spor psikoloğu olarak çalıştığınız sporcunun önemli bir turnuva öncesi yaşadığı stresi tahmin edebiliyorsunuz değil mi ?

Klinikte danışanla kurulan ilişki ve  sporda sporcu ile kurulan ilişki görüşme odasının dışında şöyle değişiyor. Sporcuları antrenmanda, maçta gözlemliyorsunuz. Yeri geliyor yurtiçi /yurtdışı beraber seyahat edip deplasmanlara / kamplara onlarla gidiyorsunuz. Ki alanda; takımla kaldığı otelde sporcu ile aynı odada kalmak zorunda kalan, altyapılarda 10 yaş çocuğun koşarak sarılmaya geldiğini deneyimleyenler var. Evet klinikte olan danışanın sizin seminerinize/eğitiminize gelmemesi,  sosyal ortamda sizi görmemesi, telefon numaranızı bilmemesi ( riskli danışanlar hariç)  durumu burada farklılaşıyor. Sınırlar daha farklı. Örneğin yurtdışında müsabakaya 2 gün kala kaygıdan uyuyamayan sporcu sizi arayabiliyor, tabi ki acil bir durum olmadıkça ulaşmamaları gerektiği ve sınırları çizebilmek burada size kalıyor ama sporcu – antrenör – aile ilişkisinde hepsi sizi sosyal ortamda daha çok gözlemleyebiliyor. Sizinle kuracakları iletişimde bunlar belirleyici olacak ve sizin buna uygun bir tavır sergilemeniz gerekecektir.
Yetkinlik ve yeterliliğe girmeyeceğim o alanın her dalında olması gereken bir özellik ancak bu alanda gerçekten yetkin ve yeterli kişilerin sporcularla olabilmesini temenni edip şuraya kadar ki 2314 kelimeyi  okuduğunuz için teşekkür ederim,  sporla kalın…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here