Amerikan Başkanlık Sisteminin İki Sembolü - Filler ve Eşekler

Günümüzde birçok ülkeyi etkileyen hakikatin önemsizleşmesi, popülist siyasetin yükselişi, otoriter liderlerin artan gücü, toplumsal hareketlerin siyasal etkileri, toplum içi kutuplaşmanın ve toplumlar arası anlaşmazlıkların şiddetlenmesi, terör örgütlerinin yıkıcı eylemleri ve uluslararası çatışmaların yarattığı istikrarsızlıklar dikkatleri siyaset ile psikoloji arasındaki ilişkiye yöneltmektedir. Bu olgulara ilişkin analizler yapmak, siyasal sorunların temelindeki esas etkenleri tespit etmek, olumsuz sonuçlar doğurabilecek siyasal davranışlara çözüm bulmak ve geleceğe yönelik birtakım öngörülerde bulunmak için siyasetin psikolojisini anlamak gittikçe önem kazanmaktadır.

Bu çalışmada siyaset psikolojisinin tanımı, kapsamı, önemi ve işlevi açıklanmaya çalışılmaktadır.

Siyaset psikolojisinin tanımı

Kökenleri Antik Çağ’a uzanan siyaset olgusunun insan ile olan ilişkisini Aristoteles, “İnsan siyasal bir hayvandır” şeklinde ifade etmektedir. İnsanın doğası gereği iyi bir yaşama ulaşma gayesi, doğal olarak onun siyasallaşmasını beraberinde getirmektedir [1].

İnsanlar, hayatının hemen her alanında siyasal iktidarla karşı karşıya gelmekte ve bu ilişki içerisinde birtakım siyasal davranışlar sergilemektedir. Bu çerçevede siyaset, siyasal otoriteyle ilgili kurumların ve bu kurumların oluşmasında ve işlemesinde rol oynayan davranışların bilimi olarak ortaya çıkmaktadır [2]. Siyaset psikolojisi ise siyasal bir düzen içerisinde yaşayan ve bu düzenin öznesi veya nesnesi olarak var olan insanın siyasal davranışlarını inceleyen bilimsel bir çalışma alanıdır.

Siyaset psikolojisine ilişkin literatürde yer alan tanımların hemen hemen tamamı, siyasal davranışlar ile psikolojik süreçler arasındaki karşılıklı ilişkiye vurgu yapmaktadır. Örneğin Özer, siyaset psikolojisinin siyasal davranışı psikolojik etkenlerden hareketle açıklamaya çalışan disiplinler arası bir alan olduğunu ifade etmektedir [3]. Kuklinski ise siyaset psikolojisini siyasal kararlar ve yargıların temelinde yatan zihinsel süreçleri araştıran bir alan olarak görmektedir [4].

Siyaset psikolojisinin kapsamı

Siyaset psikolojisi, siyaset bilimi ve psikolojinin yanısıra sosyoloji, antropoloji, teoloji, felsefe, ekonomi, hukuk, tarih ve coğrafya gibi bilim dallarıyla birlikte çalışılan geniş kapsamlı ve disiplinler arası bir alandır. Buna ilaveten siyaset psikolojisi, bireylerin ve grupların siyasal tutum ve davranışlarını incelerken deney, tarama, niceliksel vaka incelemesi, alan araştırması, arşiv araştırması ve alan deneyi gibi yöntemleri kullanmaktadır [5].

Siyasete içkin her şeyin toplumsal bir düzen içerisinde yaşayan insanları ilgilendirmesi, siyaset olgusunun birey ve toplumdan bağımsız olarak ele alınamayacağı gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Örneğin siyaset sosyolojisi, siyasetin toplum içinde var olan diğer olgulardan tecrit edilemeyeceğini öne sürerek siyaset ile toplum arasındaki etkileşimi siyasal kurumların yer aldığı toplumun yapısal ve kültürel özellikleri bağlamında incelemektedir [6]. Benzer şekilde siyaset psikolojisi de siyaset ile birey arasındaki ilişkiyi bireyin psiko-sosyal durumu ve kişilik özellikleri bağlamında ele almaktadır.

Siyaset psikolojisi bireylerin ve grupların toplumsal, kültürel, biyolojik, ekolojik, düşünsel, ekonomik, tarihsel ve coğrafi etkenlere bağlı olarak oluşan siyasal tutum ve davranışlarını incelemektedir. Çevik-Ersaydı’ya göre siyasal davranışa yansıyan her meseleyi inceleyen siyaset psikolojisinin kapsamında liderler ve takipçileri, oy verme davranışları, toplumsal refleksler, algılar, biliş, sosyalleşme, ayrımcılık, önyargılar, kitlesel katliamlar, tutum ve davranış değişikliği, çatışma, şiddet, terör ve nöropolitik gibi konular yer almaktadır [7]. Cottam ve arkadaşlarına göre ise siyaset psikolojisinin kapsamı, siyasal varlığı oluşturan kişilik, değerler, kimlik, tutum, duygular ve bilişsel süreçlerden oluşmaktadır [8].

Siyaset psikolojisinin kapsamını iki ana eksen üzerinden incelemek mümkündür: Siyasal aktörler ve siyasal tutum ve davranışlar. Siyasal aktörler açısından siyaset psikolojisi, birey olarak veya bir grup olarak insanların siyasal davranışlarını incelemektedir. Nitekim Houghton, siyaset psikolojisi çalışmalarındaki bir kampın birey olarak siyasal seçkinlerin siyasal davranışlarının, diğer bir kampın da bireylerin kitleler halindeki siyasal davranışlarının ele alınması gerektiğini savunduğunu belirtmektedir [9]. Siyasal aktörler konusunda Çevik ise siyaset psikolojisinin büyük gruplar, kitleler ve uluslar ile bunların liderleri arasındaki ilişkilerdeki psikolojik etmenleri incelediğini ifade etmektedir [10]. Siyasal tutum ve davranışlar açısından ise siyaset psikolojisi başta oy verme olmak üzere siyasal hayata katılım, grup davranışı, toplumsal hareketler, liderlik, medyanın siyasal tutum ve davranışlara etkileri, milliyetçilik, ırkçılık, ayrımcılık, soykırım, siyasal aşırıcılık ve devletler arası çatışmalar ile ilgilenmektedir.

Siyaset psikolojisinin kapsamını anlayabilmek açısından tarihsel süreç içerisinde siyaset psikolojisinin gelişim dönemlerine göz atmak faydalı olacaktır. McGuire, tarihsel süreç içerisinde siyaset psikolojisinin üç dalga halinde geliştiğini şu şekilde açıklamaktadır [11]:

(1) 1940’lar ve 1950’ler: Psikanalizin hakim olduğu kişilik çalışmaları dönemi.

(2) 1960’lar ve 1970’ler: Rasyonel insan varsayımlarının popülaritesiyle karakterize edilen siyasal tutumlar ve oy verme davranışı çalışmaları dönemi.

(3) 1980’ler ve 1990’lar: Siyasal inançlar, bilgi işleme ve karar vermeye odaklanan ve uluslararası ilişkilerle ilgilenen dönem.

Siyaset psikolojisinin önemi ve işlevi

Siyaset psikolojisi, birey olarak veya gruplar halindeki insanların siyasal düzen içerisinde sahip oldukları algıların, duygu ve düşüncelerin, tutumların ve sergiledikleri davranışların anlaşılabilmesi ve açıklanabilmesi açısından önem arz etmektedir. Bu kapsamda siyaset psikolojisi, bireylerin sahip olduğu siyasal ideoloji ve siyasal yaşama katılmaları (örneğin oy verme), toplumsal ve siyasal gruplar arasındaki olumlu/olumsuz ilişki formları (örneğin etnik veya mezhepsel çatışmalar) ve ulusların birbirlerine karşı tehdit algıları ve çatışmaları şeklinde tezahür eden davranışlarının psikolojik temellerini ortaya koymaya yardımcı olmaktadır.

Siyaset psikolojisi, siyasal tutum ve davranışların kökenini açıklarken sosyal ve siyasal süreçlerle ilgili hem rasyonel hem de irrasyonel davranışları ele almaktadır [12]. Bununla birlikte, siyaset psikolojisi özellikle zararlı olarak nitelendirilebilecek bazı siyasal davranışları açıklayabilmek ve öngörebilmek açısından önem taşımaktadır. Örneğin aşırı milliyetçi veya ırkçı, faşist, otoriter ve radikal/aşırıcı kişiliklerin (özelikle teröristlerin ve liderlerin) siyasal davranışlarını açıklayabilmek ve öngörebilmek açısından siyaset psikolojisi yol gösterici bir işleve sahiptir. Bu kapsamda siyaset psikolojisine, bu tür zararlı siyasal davranışlar yerine daha ılımlı ve zararlı olmayan siyasal davranışların teşvik edilmesi amacıyla başvurulabilmektedir. Bununla birlikte Çevik-Ersaydı, siyaset psikolojisinin barışçıl amaçlı bir analiz ve pro-aktif çözüm üretme metodu olarak kullanılmasının yanısıra kitleleri manipüle edici, kutuplaştırıcı, milli, etnik veya mezhepsel çatışmaları kıvılcımlandıran bir algı yönetimi tekniği olarak da kullanılabileceğine dikkat çekmektedir [13].

Bu açıdan, Samuel Huntington’ın Medeniyetler Çatışması adlı eserinde dünyayı bu haritadaki gibi sınıflandırması bir tartışma başlığı olarak ele alınabilir.

Siyaset psikolojisi sadece bireylerin ve grupların siyasal tutum ve davranışlarını değil, aynı zamanda devletler arasındaki dost/düşman, rakip/müttefik, tehdit/fırsat, güvenlik/tehlike ve caydırma/caydırılma gibi algıların psiko-politik altyapısının anlaşılabilmesini ve açıklanabilmesini sağlamaktadır. Diğer bir ifadeyle siyaset psikolojisi, dış politikaya ilişkin olayları ve olguları psikolojik faktörlerle birlikte değerlendirilmesine olanak tanımaktadır. Bu kapsamda siyaset psikolojisini, dış politikanın oluşumu ve icrası sürecinde bir ülkedeki karar alıcı liderin, karar alma sürecinde etkili olan grubun/grupların ve genel olarak toplumun/ulusun siyasal tutum ve davranışlarını anlayabilmeye ve açıklayabilmeye yardımcı olmaktadır.

Sonuç

Siyasetin psikolojisini anlamak birey, grup ve devlet düzeyinde sorunlu görünen siyasal davranışların esas nedenlerini kavrayabilmeye ve bu kapsamda geleceğe yönelik çeşitli öngörülerde bulunabilmeye olanak tanımaktadır. Nitekim siyaset psikolojisi çalışmaları, aşırıcı veya terörist bir kişiliğin tutum ve davranışlarının iyileştirilmesi, gruplar arasındaki çatışmaların sona erdirilmesi ve devletler arasındaki anlaşmazlıkların ve tehdit algılarının azaltılması gibi amaçlara hizmet edebilir.

Siyasetin psikolojisini anlamak ayrıca, bireylere, gruplara ve devletlere kendi siyasal tutum ve davranışlarını etkileyen veya belirleyen psiko-politik faktörleri kavramasını, diğer bir ifadeyle sorunlu görünen tutum ve davranışlara ilişkin öz-farkındalık kazandırarak bunların değiştirilebilmesi ve düzeltilebilmesini sağlayabilmektedir. Bu sayede aşırıcılığın önlenmesi, siyasal hoşgörünün yerleşmesi, toplumsal uzlaşının sağlanması ve çatışmaların/savaşların azalması mümkün olabilecektir.

Sonuç olarak, demokrasinin aşındığı, hakikatin önemsizleştiği, popülizmin yükselişe geçtiği, otoriter liderlerin gücünün arttığı ve çatışmaların, krizlerin ve savaşların şiddetlendiği bir çağda siyasetin psikolojisini anlamak ve siyaset psikolojisi üzerinde bilimsel çalışmalar yürütmek daha da önemli bir hale gelmektedir.

Yararlanılan Kaynaklar

[1] Ayhan Yalçınkaya, “Büyük Sokratesçi Okullar ve Siyaset“, Mehmet Ali Ağaoğulları (Eds.), Sokrates’ten Jakobenlere Batı’da Siyasal Düşünceler, İletişim Yayıncılık, 1. baskı, İstanbul, 2011, ss. 91-152, s. 140

[2] Ahmet Taner Kışlalı, Siyaset Bilimi, İmge Kitabevi Yayınları, 14. baskı, Eylül 2010, s. 19

[3] Hayrettin Özer, Siyaset Psikolojisi, Ekin Basım Yayın Dağıtım, Bursa. 2014, s. 1; aktaran İhsan Kurtbaş, A Psycho-Political Analysis of Voting Pscyhology “An Empirical Study on Political Psychology”,  Journal of Administrative Sciences and Policy Studies, Vol. 3, No. 2, 2015, pp. 91-11, p. 93 (DOI: http://dx.doi.org/10.15640/jasps.v3n2a6)

[4] James H. Kuklinski, “Introduction: Political Psychology and the Study of Politics“, James H. Kuklinski (Eds.), Thinking About Political Psychology, Cambridge: Cambridge University Press. 2002, s. 2; aktaran B. Senem Çevik-Ersaydı, İnterdisipliner Bir Bilim Olarak Politik Psikoloji ve Kullanım Alanları, 21. Yüzyılda Sosyal Bilimler Dergisi Özel Dosyası, Sayı: 2, Ankara. 2013, s. 40

[5] Özlem Dirilen Gümüş, “Önsöz“, Siyaset Psikolojisi – I. Cilt, Özlem Dirilen Gümüş (Eds.), Nobel Yayıncılık, 1. baskı, Ankara, Mart 2015, s. V

[6] Nur Vergin, Siyasetin Sosyolojisi, Doğan Kitap, 6. baskı, İstanbul, Eylül 2008 , s. 18

[7] Çevik-Ersaydı, a.g.e., s. 41

[8] Martha L. Cottam, Elena Pastors, Thomas Preston ve Beth Dietz, Siyaset Psikolojisine Giriş, Çeviren Mesut Şenol, BB101 Yayınları, Ankara, Ekim 2017, ss. 34-35

[9] David Patrick Houghton “Introduction“, David Patrick Houghton (Eds.), Political Psychology Situations, Individuals, and Cases, New York: Routledge, 2009, pp. 1-33, s. 22

[10] Abdulkadir Çevik, Politik Psikoloji, Dost Yayınevi, 3. baskı, Ankara, 2009, s. 15

[11] Houghton, a.g.e., s. 26

[12] Ayça Ferda Kansu ve Nevzat Tarhan, Politik Psikoloji ve Politik Öz-Yeterlilik, Üsküdar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 6, 2018, ss. 1-18, s. 6

[13] Çevik-Ersaydı, a.g.e., s. 40

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here