Saint Simon çok hareketli bir dönemde yaşamıştır. Ona göre, önce incelenmesi gereken şudur: Hangi tip insan kültürün gelişmesini sağlar ve gelişmeyi sağlayacak insan nasıl yetişir? İnsanın yetiştirilmesi konusu hem doğa bilimlerini hem de kültür bilimlerini ilgilendirmelidir. İnsana yönelmek gerekir düşüncesi, Saint Simon’u “barış içinde bir insanlık” ülküsüne götürür. Kültürün gelişmesini sağlayan, kültürü yaratan işçilerdir; çünkü kültür değeri çalışmaya la ortaya çıkar. Bu nedenle politik yaşamın da ağırlık merkezi işçiler olmalıdır. İşçi hem kolu hem kafasıyla çalışan kişidir.

Saint Simon, toplum açısından temel olarak şöyle bir görüşe sahiptir: Herkes kendi yeteneğinin karşılığım almalıdır. Devlet, tüm üretim araçlarını yetenek ve gereksinime göre paylaştırmalıdır.

Saint Simon liberal ekonominin, ekonomik yaşamın temeli olmasının karşısındadır. Ekonomi plânlı ve devletçe düzenlenmiş olmalıdır. Bu düzeni de bilim sağlar. Endüstri hiçbir zaman bilimden ayrılamaz. Bu yeni politik düzende dinle ilgili yönetim işlerini bile din adamları değil, bilginler yapacaktır. Bu yeni düzenin formülü; “Herkese yeteneğine göre, her yeteneğe yaptıklarına göre.” olacaktır. Gelecekteki devlet, Orta Çağ düzeninde olmalıdır. Ancak buna bugüne kadar olan ilerlemeleri de katmak gerekir; çünkü artık pozitif bilim çağı başlamıştır. Bundan önce bir tanrı bilimi, bir fizik ötesi dönem vardı. Bunlar aşılmaya başlamıştır. Saint Simon kendi felsefesine olguculuk (pozitivizm) adını vermiştir. Sonraları bütün dünya görüşünün ağırlık merkezini olguculukta bulan Auguste Comte da St. Simon’un öğrencisidir.

Kaynak: Emine Yamanlar, Felsefe Tarihi, Ders Kitapları Anonim Şirketi, 2000

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here