Freud’un Psikanaliz kuramı; kişiliğin yapısı, gelişimi, bilinçdışı ve davranışın altında yatan nedenler konularına geliştirilen ilk kapsamlı açıklamaları içermektedir. Bunun yanı sıra geliştirmiş olduğu kuram hem takipçilerini hem de karşıtlarını büyük ölçüde etkilemiştir. Yıllardır etkisini devam ettiren psikanaliz aynı zamanda çokça eleştiriye de maruz kalmıştır. Peki psikanaliz eleştirileri hangi konularla ilişkili olmuştur? Buyurun yazının devamını okumaya…

Psikanaliz Eleştirileri

Freud’un en çok eleştiri aldığı konuların başında cinsellik üzerinde çok fazla duruyor olmasıdır. Çocuk cinselliği üzerine söylemleri, odipus kompleksi, psikoseksüel gelişim dönemleri, kadın cinselliğine bakış açısı, ruhsal bozuklukların temelini cinselliğe atfetmiş olması gibi nedenler eleştirileri beraberinde getirmiştir.

Kadın cinselliği üzerine olan söylemleri farklı kuramcılar tarafından sıkça eleştiri almıştır. Özellikle kadınların penis kıskançlığı yaşadığı ve gücün sembolü olan penise ulaşma arzusu içinde olduklarını söylemesi kadınları aşağılar niteliktedir. İlerleyen zamanlarda bu yorumuna karşı Karen Horney ise ‘rahim kıskançlığı’ görüşünü ortaya atmıştır.

İnsanların bilinçdışı ölüm dürtüleriyle yönetildiğine dair görüşleri çok ciddi dirençle karşılanmıştır. İnsanın temelde kötü olduğu fikri, insanlar tarafından büyük eleştiriler almıştır. Ayrıca Freud’un bireyin kaçınılmaz biçimde ensest arzular geliştirdiği görüşü de insanı kötü gördüğüne dair işarettir.

Freud’un, kuramında dürtülere büyük önem atfettiği aşikardır. Fakat özellikle ölüm içgüdüsüne dair getirdiği açıklamalar yeterli bulunmamıştır. Bunun yanı sıra ölüm içgüsüyle ilişkili görüşleri diğer içgüdülerle alakalı olan söylemleriyle uyumlu bulunmamıştır.

Psikanaliz eleştirileri içerisinde büyük yer kaplayan bir konu ise Freud’un araştırma yönteminin bilimsel olmayışıdır. Psikodinamik kuramlar yazısında belirtildiği gibi Freud çalışmalarını vaka analizleri yaparak gerçekleştirmiştir. Ayrıca analizlerini nevrotik hastalardan edindiği gözlemler doğrultusunda gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla kuram, histrionik bozukluklar üzerine kurulmuş olarak görülmektedir. Eleştiriler de bu doğrultuda ‘Sağlıksız insanlar üzerinden geliştirilen bu kuram nasıl sağlıklı (normal) insanlara uygulanabilir?’ şeklinde olmuştur.

Psikanaliz ortaya koyduğu kavramların operasyonel tanımlarının yapılamıyor ve ölçülemiyor oluşu da eleştirilerin farklı bir odağını oluşturmaktadır. Kuram, bilimsel olarak sınanabilecek hipotezlere sahip olarak görülmemektedir. Bu da psikanalizin dair bilimsel bir kuram olmadığı düşüncelerini tetiklemiştir.

Freud’un kendi gözlediği özellikler dışındaki değişkenleri hesaba katmıyor oluşu psikanaliz eleştirileri içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bakıldığında; Freud’un biyolojik özelliklere, sosyal ve çevresel etmenlere kuramında yer vermediği aşikardır. Bu doğrultuda da diğer psikodinamik kuramcılar tarafından da eleştiri almıştır.

Karşılaştığı eleştirilerin neredeyse en büyük kaynağı, yaygın olmayan ve toplum normlarına uygun olmayan görüşlerini açıkça dile getirmesidir. Çocuklara cinselliği atfetmesi, kadınları aşağılar nitelikte söylemleri ve aslında kuramının neredeyse her noktasında yer alan bunlara benzer fikirleri; Freud’un özellikle kendi döneminde çok büyük tepkiler almasına sebep olmuştur.

 

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here