Wittgenstein eserleri mantıksal olguculuğun temel incelemeleri arasındadır.

Wittgenstein‘in bütün amacı, cümle veya önermelerin yapısını açıklamaktır. Yani “Kelimelerden oluşan bir cümlenin veya önermenin dünyada bir olguyu göstermesi, daha doğrusu temsil etmesi nasıl olur?” sorusu, onun felsefesinin temel konusunu oluşturur.

Wittgenstein, “Bir düşünce, anlamlı bir cümledir.” der. O zaman düşünce bir görüntüdür. Yani düşünce dil olarak görünüp, ortaya konur. Böylece doğru düşüncelerin toplamı, dünyanın doğru bir görüntüsü olur. Dil bu nedenle hem düşüncenin hem de dış dünyanın ortak bir görüntüsü veya modelidir.

Doğa bilimlerine ait önermelerin doğrulanmaları, duyu gözlemi ve bu gözleme dayalı olarak türetilen bilgilerle olur. Bu şekilde doğrulanmadıkça, önermenin anlamını bile bilmek imkânsızdır. Bu tür önermeler, “atomik önerme” adını alır. Wittgenstein’e göre felsefe, bilimsel önermelerin anlamlarını çözümlemeye çalışan zihinsel etkinlik olmalıdır.

Doğa bilimlerine ait önermeler dışındaki önermelerin doğrulanması imkânsızdır. Örneğin, mantık ve matematiğe ait önermeler, olgulara dayalı olmadıklarından doğrulanamaz. Bunların doğru ya da yanlış olduğu söylenemez. Sadece geçerli olup olmadığı söylenebilir.

Wittgenstein, din, ahlâk ve metafizik önermelerin de doğrulanamayacağını söyler. Bu önermeler bir şeyin veya bir durumun görüntüsü değildir. “Hayat güzeldir.”, “Çalmak günahtır.”, “Tanrı ebedidir.” gibi önermeler olgulara dayalı, atomik önermeler değildir. Bu nedenle de doğrulanamaz. Metafizik önermeler konusunda, Wittgenstein, “Üzerinde konuşmayacağımızı sessizliğe bırakmalıyız.” der.

Kaynak: Emine Yamanlar, Felsefe Tarihi, Ders Kitapları Anonim Şirketi, 2000

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here