Helenistik Felsefe

0
612

Makedonya Kralı Büyük İskender’in Hindistan’a kadar ilerlemesi Yunan düşüncesinin Asya içlerine kadar yayılmasına, doğu kültürlerinin de Yunan düşüncesini etkilemesine neden olmuştur. Bu etkileşme sonucunda Yunanlıların büyük felsefî sistemleri, yerini belli ve sınırlı problemlere bırakmıştır. Aristoteles’te Yunan felsefesi gelişmesinin klâsik olgunluğuna erişmiş ve Aristoteles’ten sonra bir anlamda sona ermiştir. Ondan sonraki felsefe, artık Yunan felsefesi değil, Yunan felsefesinin ortaya koyduğu değerlerle işlenen farklı bir sistemdir. Helenizm, doğu kültürlerinden etkilenen Yunan felsefesinin, Akdeniz çevresine yayılıp bu bölgeyi etkilemesi sonucu ortaya çıkan, Akdeniz uluslarının ortak kültürüdür.

Helenistik dönem, İskender (M.Ö. 323)’in ölümünden sonra Doğu Akdeniz çevresinde kurulan devletlerde, Yunan ve doğu kültürlerinin karşı karşıya gelip birbiriyle kaynaşmasıyla başlamıştır. Bu süreç, Helenistiğin ikinci dönemi olan Roma İmparatorluğu’nda da sürmüş ve Hıristiyanlıkta son şeklini almıştır. Buna göre, İlk Çağ felsefesinin Aristoteles’ten sonraki başlıca evreleri; Helenizm, Roma ve Hıristiyanlıktır.

Aristoteles’ten hemen sonra daha çok bilimsel çalışmalara yönelindiğini görüyoruz. Bilimlerde, özellikle matematik, doğa bilimleri, filoloji ve tarih alanlarında başarılı çalışmalar yapılmıştır. Felsefeyse, pratik bakımdan ele alınıp işlenmiş, günlük hayatta yararlı olacak konularda yoğun çalışmalar yapılmıştır.

Helenistik Felsefe, ele alman problemlere göre iki döneme ayrılabilir:

  • ahlaki dönem
  • dini dönem

Ahlâki dönem, hemen Aristoteles’ten sonra başlar. Dini dönemin başlangıcı ise Milât’tır.

Aristoteles’ten sonra felsefe, bir ahlak felsefesi hâlini almış, daha çok bilimsel araştırmalara önem verilmiştir. Felsefede insan hayatının amaçlan bilim yardımıyla belirlenmek istenmiş, kişinin mutluluğunu sağlayacak bilgeliğe varmak için çalışılmıştır. Helenizm – Roma felsefesinin başlıca problemi, bireyin mutluluğudur. Bu dönem Milât’a kadar sürer. “Ahlâklı yaşam nedir?”, “İnsan mutluluğu nerededir?” sorularına cevap aranır.

Helenistik dönemde, çok çeşitli olan felsefi sistemlerin yanında, çok çeşitli dinlerin de bulunduğu gözlenir. Fakat, bunların hiçbiri Roma felsefesini M.S. 300 yıllarında egemenliği altına alan Hristiyanlık kadar etkili olmamıştır. Başlangıçta, çok ayrıntılı bir biçimde gelişmiş olan Helenistik felsefe karşısında, yeni ortaya çıkan Hristiyanlığın kendisini savunması güçtü. Bu doğrultuda iki önemli fikir akımı ortaya çıkar: Yeni Platonculuk ve Patristik Felsefe. M.S. 5. yüzyıla kadar süren dönemde bu iki akım güçlenir ve Helenistik – Roma felsefesi sona erer.

Kaynak: Emine Yamanlar, Felsefe Tarihi, Ders Kitapları Anonim Şirketi, 2000

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here