açık ve seçik: (Descartes‘ta) Bir bilginin doğruluğunu belirleyen ölçütler. (Konusu bize doğrudan doğruya, araçsız olarak verilmiş bilgi açık; konusu başka şeylerden ayrı, onlarla karışmamış olan bilgiyse, seçiktir.)

adcılık (nominalizm): Tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş.

akademi (akademia): Platon‘un Atina yakınlarında kurduğu, ölümünden sonra onun temel öğretisine bağlı kalmayarak, şüpheciliğe, sonradan da dogmacılığa kayan felsefe okulunun adı.

akılcılık (rasyonalizm): Bilginin akıl yoluyla elde edildiğini savunan görüş.

Aristotelesçilik: Aristoteles’in öğretisini ve yöntemini benimseyip öğretilerine temel alan düşünce akımı.

aşkın: 1. Bir düzeyin ötesine yükselen, verilmiş bir sınırı aşan. 2. Üstün olan, insanlık düzeyinin üstüne çıkan (Tanrı). 3. Göz önüne alman alanın dışına çıkan; özellikle bilinci aşan, bilincin dışına çıkan. 4. Olabilecek her türlü deneyin sınırını aşan, insan bilincini aşan (Kant’ta). 5. Doğayı, gerçekliği aşan, doğaüstü, duyuüstü.

bilinemezcilik (agnostisizm): Geniş anlamda, varlığın, nesnelerin bilinemeyeceği kanı ve öğretisi.

bireycilik (individualizm): Genel olarak bütüne, genele değil de, bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüş.

çokçuluk (plüralizm): Gerçekliğin açıklanmasında birden çok ilkenin temelde bulunduğunu kabul eden öğreti.

Darwincilik: Darwin’in geliştirdiği, insan da içinde olmak üzere bütün canlı varlık türlerinin doğuşunu ve gelişmesini en alt biçimlerinden başlayarak yaşama savaşıyla açıklayan biyoloji ve felsefe öğretisi.

Demiorgus: Evrenin yapıcısı, kurucusu, evrene biçim kazandıran tanrısal güç.

dogma: 1. Bir felsefe okulunda benimsenen, doğru diye ileri sürülen fikirler. 2. Doğruluğu sınanmadan benimsenen ve bir öğretinin ya da ideolojinin temeli yapılan sav.

dogmacılık (dogmatizm): 1, Öne sürülen öğreti ve ilkeleri eleştirmeden doğru olarak benimseyen ve benimsediği varsayımlardan katı bir tutumla önermeler türeten felsefe anlayışı. 2. İnsanın doğru bilgi edinebileceğini savunan görüş.

doğa felsefesi: Eski Yunan’dan Yeni Çağ’a kadar doğa bilimleriyle aynı anlamda kullanılmıştır. Doğa üzerine: doğanın özü, biçimleri ve gerçekleri üzerine bilgiler.

doğaüstü: Doğanın üstünde olan, doğa yasalarına bağlı olmayan, doğa gerçekleriyle açıklanamayan.

doğru: 1. Gerçeğe uygun olan. 2. Düşünme yasalarına uygun olan.

duyumculuk (sansüalizm): Bütün bilgilerin yalnızca duyumlardan geldiğini, duyu algılarına dayandığını ileri süren öğreti.

edilgin: Alıcı durumda olan, etkin olmayan.

eleştirici felsefe (kritisizm): Kant’ın akıl ve bilginin sınırını ve olanaklarını saptamak üzere, özellikle dogmacılığın ve şüpheciliğin karşısına koyduğu felsefe yöntemi.

fizik ötesi (metafizik): Günümüzde; bilinmeyen, sonuna kadar çözülemeyen ve çözülmesine imkân olmayan ve birçok çözümü olan problemleri ele alan disiplin.

gizemcilik (mistisizm): Tanrısal sezgi yoluyla, algılana- mayan doğaüstü gerçekleri yaşama, Tanrı’ya erişme çabalarının tümü, yüksek bir gücü kavramak ve eylemlerini bu güce göre düzenlemek için gerçekliğin üstüne yükselme eğilimi.

görecilik (rölâtivizm): Bütün bilgilerin göreli olduğunu ileri süren öğreti. Ahlâkta, genel geçer, salt ahlâk değerleri olmadığını, bütün değerlerin çağlara, toplumlara, kişilere, kültür durumlarına, yaşama biçimlerine göre değiştiğini öne süren öğreti.

görü: Dolaysız kavrama, birden kavrama.

hazcılık (hedonizm): Yaşamın anlamım hazda bulan dünya görüşü.

hiççilik (nihilizm): Var olan görüşlere, değerlere, düzene karşı çıkan, hiçbir değer tanımayan görüşlere verilen ad.

iç duyu: Kişinin, kendi ruhsal durumlarının ve iç yaşantılarının dolaysız olarak bilincine varması.

idealizm: Gerçekliğin özünü yalnızca görünüş olarak kabul ettiği cisimler dünyasında değil, maddî olmayan varlıkta arayan, nesnel gerçekliği, idea, akıl, ruh olarak belirleyen ve maddeyi düşüncenin bir görünüş biçimi olarak inceleyen görüş.

ikicilik (düalizm): Birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız, birbirine geri götürülemeyen, birbirinin yanında ya da karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş.

iradecilik (volontarizm): Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyan, ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören felsefe öğretisi.

kategori: (Kant’ta) Her deneyin ön koşulu olan salt akim kavramları. (Akılda duyarlıkla alınan duyu gerçeklerini bağlayıp birleştiren 12 kategori vardır.)

kavramcılık (konseptüalizm): Tümel, genel ve soyut kavramların tikel şeylerde onların özleri olarak var olduğunu, onlardan ayrı olarak var olamayacağını; zihnin bunları tikel şeylerden soyutladığını ve onlar için isimler, semboller yarattığını savunan görüş.

kendinde şey: Bilinen özneden, bilinçten bağımsız olarak kendi başına var olan, deneyin ötesinde bulunan şey.

kuşkuculuk (skeptisizm, septisizm): Gerçekliğin özünü bilmenin mümkün olmadığını ileri süren öğretiler.

logos: Söz, düşünce, kavram, akıl, anlam, evren yasası. (Herakleitos‘tan beri felsefenin temel kavramlarından biri olmuştur.)

mekanizm: 1. Bütün fizikî olayları uzay ve uzayda yer değiştirmelerle açıklayan görüş. 2. Cansız cisimlerin hareket ve etkilerinin mekanikliğini tüm olayların özelliği sayan ve ruhsal olayları da mekanik açıdan ele alan dünya görüşü.

monad: Leibniz’de artık bölünmez bir birlik olan sonsuz sayıdaki maddî cinsten olmayan tözlerin her biri.

nesnel (objektif): 1. Nesneye ilişkin olan 2. Nesneyle uyuşan, nesneyle uyum içinde olan 3. Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan. 4. Genel geçer olan, her düşünce için geçerli olan.

nous: 1. Anaksagoras’ta, evrene düzen getiren maddî olmayan ilke. 2. Aristoteles’te insan zihninin gerçekliğin bilgisine ulaşmasını sağlayan düşünme gücü. 3. Plotinos’ta “Bir”den sudûr eden ve Tanrı’ya en çok benzeyen ilk akıl.

olguculuk (pozitivizm): Araştırmalarını olgulara, gerçeklere dayandıran, fizik ötesi açıklamaları teorik olarak imkânsız, pratik olarak yararsız gören; deneyle denetlenmeyen soruları sözde soru olarak niteleyen felsefi öğreti.

öz: Varlığın aslını kuran şey; temel özellik.

ruhçuluk (spiritüalizm): Bütün gerçekliğin özünün ruh olduğunu, her gerçek olanın ruhsal olduğunu ve maddî olanın yalnızca ruhsal gerçekliğin bir görüntüsü olduğunu ya da salt bir tasarım olduğunu ileri süren fizik ötesi öğreti.

sezgicilik (entüisyonizm): Sezgiye akıl, düşünme karşısında üstünlük veren, sezgiyi bilginin, özellikle felsefe bilgisinin temeli olarak gören öğreti.

tanıtlama: Öne sürülen bir savın doğruluğunu mantıkî yöntemle gösterme; sonucun doğruluğunu göstermek için, doğru olarak bilinen ya da doğru sayılan öncüllere dayanarak yapılan çıkarım.

tanrı bilimi (teoloji): Tanrı ve tanrılar üzerine, tanrısal olan üzerine öğretiler.

tinsel bilimler: Konusu insanın dünyası, toplum ve tarih olan bilimler. İnsanla ilgili olan her şeyi konu alan ve anlama yöntemini kullanan bilimler.

töretanımazlık (immoralizm): Ahlâkî değerlere, törelere ve ilkelere karşı kayıtsızlık, aldırış etmeme tavrı.

töz (cevher): Her şeyin varoluşu bakımından kendisine bağlı olduğu, fakat kendisi varoluşu açısından başka bir şeye ihtiyaç duymayan varlık. Değişen durumlar ve niteliklere karşı kalıcı olan; bir başka şeyle ya da bir başka şeyde değil, kendi kendisiyle, kendi kendisinde var olan.

tümtanrıcılık (panteizm): Tanrı’yla evreni bir kılan, her şeyi Tanrı olarak gören öğretilerin genel adı.

varoluşçuluk (egzistansiyalizm): İnsanda varoluşun özden önce geldiğini, insanın önce varolup özünü yarattığını ve özgür olduğunu savunan görüş.

yeni olguculuk (neo-pozitivizm): 20. yüzyılda M. Schlick’in öğrencilerinin kurduğu “Viyana Okulu” çevresinde doğmuş olan felsefe akımı. Matematiğin düşünme yöntemleriyle felsefeye güvenilir yeni bir temel sağlama çabasındaki öğreti.

Kaynak: Emine Yamanlar, Felsefe Tarihi, Ders Kitapları Anonim Şirketi, 2000

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here