Etienne Condillac, fikirlerimizin tek kaynağı olduğunu kabul eder; duyum. Bizim gibi yaşayan, fakat mermerden kabuğu nedeniyle duyum alamayan bir heykel düşünür. Bu kabuğun çeşitli parçaları kaldırıldıkça, heykel zihin yaşamına kavuşur.

Önce, koku organlarını örten mermer kaldırılmıştır. Bu andan itibaren heykelin koku alma özelliği vardır. Ona bir gül gösteriliyor. O, artık gül kokusu dediğimiz şeyden başka bir şey değildir.

Gülü çekiyoruz. Heykelde duyumlanan kokunun izi kalır. Bu iz hafızadır. Ona çeşitli çiçekler koklatıyoruz. Heykel, çeşitli kokuları karşılaştırır. Bunların bazılarını hoş bulur. Sempati, sevgi ve ümit duyar. Beğenmediklerine karşı ise nefret, kin ve korku duygularıyla doludur. Bu duyguların karşılaştırılmasından ihtiras ve istekler doğar. Ayrıca karar, düşünme, tartma, soyutlama, tek kelimeyle zekâ oluşur. Duyum sırayla dikkat, karşılaştırma, hüküm olur.

Condillac tüm ruhsal işlevlerin duyuma indirgenebileceğini, heykeline tek duyu vermekle kanıtlamıştır.

Organları sırayla mermer kabuklarından kurtararak koku duyumuna tadı, işitmeyi, görmeyi eklesek, heykelin zihin yaşamı daha zengin, daha çeşitli ve daha karmaşık olacaktır.

Tüm bunlar heykele bir dış çevre fikri veremez. Yer kaplama, şekil, katılık, cisim fikirlerini vererek, bize dış çevreyi gösteren duyum, dokunma duyumudur. Dokunma en yüksek duyumdur.

Özetlersek, Condillac’a göre tüm fikirlerimiz, bize duyulardan ve özellikle dokunma duyumundan gelir. Bu nedenle Condillac sansüalisttir. Duyumculuk (sansüalizm) doğru bilginin duyularla elde edilebileceğini savunan görüştür. Condillac’a göre madde duyumlayamaz, düşünemez, bölünebilen ve yer kaplayan bir şeydir. Ruhunsa, bir birliği vardır. Duyumlayabilmek, düşünebilmek için bu birlik şarttır. Duyumların içinde işlenebileceği bir cevher olmalıdır. İşte böyle bir unsur olan ruh, maddî değildir.

Kaynak: Emine Yamanlar, Felsefe Tarihi, Ders Kitapları Anonim Şirketi, 2000

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here