Çocuk yetiştirmede sürecinde en çok karşılaşılan sorunlardan biri de çocukların çevrelerine, arkadaşlarına veya ailesine karşı uygun olmayan davranışlar sergilemesi ve çocuk yetiştirmede rolü olan kişilerinde bu davranışları önlemeye yönelik etkisiz kalmasıdır. Uygun olmayan davranışları azaltmak ve uyumlu davranışların kazandırılmasına katkı sağlamak amacıyla uzmanlar tarafından birçok farklı yöntem önerilmiştir. Çocuğun davranışının şekillenmesinde evde ve eğitimde en çok kullanılan yöntem davranışçı yöntemdir. Davranışçı Kuram yöntemlerine göre çocuk yeni bir davranış geliştirirken veya davranışının sonucu olarak ödüllendirilir veya cezalandırılır. Ödül veya cezaya odaklanan çocuk belirtilen davranışı içselleştirir ve davranışı sürekli hale getirir. Yazının geri kalan kısmında belirtilen bu davranışçı kuramın yöntemleri ile olumlu ve olumsuz noktaları ele alınacaktır.

Temel Kurallar

Davranış değiştirmede temel kurallar beş ana grup altında toplanabilir. Bunlar;

  1. Belirli bir davranış çocukta hoşnutluk veya ödül getiriyorsa çocuk bu davranışı sürekli hale getirir. Örneğin çocuk bağırdığında, ağladığında ya da bir eşya kırdığında annesinin ilgisini çekiyorsa, annesinin onunla ilgilenmesini istediğinde aynı davranışları sergilemeye devam edecektir.
  2. Belirli bir davranış çocuk için hoş olmayan, olumsuz bir sonuç getiriyorsa çocuk bu davranışı tekrarlamaktan kaçınır. Çocuk evde sürekli bağırır ve ağlar, annesi belirli bir süre televizyon izlemesini yasaklarsa, bağırma ve ağlama davranışı azalmaktadır.
  3. Bir davranış olumlu ya da olumsuz hiçbir sonuç getirmezse çocuk bu davranışı tekrarlamaya kalkışmayacaktır. Örneğin çocuk devamlı bağırdığında veya ağladığında, annesi belirgin bir tepki vermezse ağlama davranışı azalma gösterecektir.
  4. Eğer bir davranış bazen olumlu sonuç getiriyor, bazen de olumlu veya olumsuz hiçbir sonuç getirmiyorsa, çocuk olumlu sonuç alana dek bu davranışı sürdürmeye devam edecektir. Eğer çocuk bağırdığında, ağladığında veya ebeveyninden ısrarla bir şey istediğinde ebeveyn ilk anlarda tepki vermez, ancak belli bir süre sonra bıkıp isteği yerine getirirse davranış pekişir. Çocuk bu öğrenme sonucunda istediği her şey için daha şiddetli ağlayıp bağırmaya devam edecektir.
  5. Çocuk tarafından sürekli ve sıklıkla tekrarlanan bazı davranışların sonuçları, yetişkinler açısından farklı, çocuk için farklı sonuçlar doğurabilir. Çocuk akşam yemeğini yemek istemez ve annesi tarafından uyarılır. Eğer aç kalmak çocuğu o anlık rahatsız etmezse annesinin ilgisini çekmek için yemek yememeyi alışkanlık haline getirecektir.
Ödül mü Ceza mı?

Kuramın bu yöntemlerine göre çocuğun davranışının değiştirilmesi, sonucu kontrol etmekle mümkündür. Çocuğun istendik davranışları geliştirebilmesi için belirgin ödüller (uygun davranışı olumlu karşılama, ilgi gösterme, sorulara yanıt verme, kucaklama, gülümseme, okşama, hoşlandığı yiyecekler verme, v.b) verilmesi; istenmeyen davranışların azaltılması içinse belirgin cezalar (hoşlandığı etkinliklerden yoksun bırakma, imtiyaz kısıtlama, bir köşede ayakta durma, hafif derecede şiddet, v.b) uygulanması gerekli görülür. Ancak bu durumun olumlu ve olumsuz tartışılan noktaları bulunmaktadır. Geri kalan kısımda bu yöntemle ilgili tartışmalara yer verilecektir.

Davranış Değişiminde Ödül ve Cezanın Rolü

Ödül, çocuğun istenen davranışı sergilemesi için verilen, maddi olanak ya da haktır. Çocuk aldığı ödülle haz yaşar, mutlu olur. Tartışmaların odak noktası ise ödülün savunulan bu anlamından daha çok farklı anlamlara bürünmesinin gerekli olduğudur. Bu anlama göre ödül, başarı karşılığında değil de; değerli ya da yararlı bir iş için teşvik eden uyarıcı olarak kullanılmalıdır. Çünkü başarı sonucunda kişinin doyum sağlayacağı ödül kendiliğinden var olacaktır. Ödülün varlığı tamamen yadsınacak düzeyde olmamalıdır. Ancak ebeveyne göre davranış değişikliğinde ödülün anlamının değişmesi ve uygulamalarının değişmesi, çocuğun ödüle olan algısını ve davranışını ödül olarak yapmasını engelleyecektir. Bununla birlikte ödülün kullanımı yapılan işin sonucu olarak değil de yapılan işin memnuniyet göstergesi olarak verilebilir.

Ödül, her zaman maddi bir değerle olmak zorunda değildir. Bir babanın çocuğuyla arabasını yıkaması ya da annenin çocuğuyla birlikte mutfakla ilgilenmesi çocuk için ödül olarak sayılabilir. Bu tarz ödüller hem çocuğun aile içinde karşılaması gereken ilgiyi karşılar hem de çocuğun geçirmesi gereken kaliteli zaman aralığını olumlu etkiler. Maddi ödüller devamlı verildiğinde çocukta maddi doyumsuzluk yaratacak ve çocuk elde ettiğinden daha fazlasını istemeye başlayacaktır. Ödülün maddiyata dayalı olmasıyla belirlenen davranışta kısa dönemde değişim görülmekte ancak uzun vadede davranış değişmemektedir. Bu durumda çocuğun motivasyonu dışsallaşmıştır. Yani çocuk ödülü bunu yapması gerektiği için değil ödülü elde etmek istediği için uygulayacaktır. Maddi ödüller yerine pratik yaşamdan, bilişsel bilgi alanından daha etkili yöntemler ya da cesaretlendirme, övgü gibi olumlu ve sembolik değeri olan sözel unsurları kullanmak yararlı olabilir.

“Ödül ve ceza, doğal olmayan ya da zorlama durumları teşvik etmek için kullanılır… Jokey, atının üstüne atlamadan önce ona bir parça şeker verir. Arabacı, emirlerine itaat etmesi için atını kırbaçlar. Yine de bu iki at, kırların özgür atları kadar iyi koşamazlar.” Maria Montessori

Belirlenen bu ödüllerin uygulaması sırasında çocukla önceden konuşulmalı ve ödülün verilmesi geciktirilmemelidir.  Bunun yanı sıra ödül çocuğa yönelik olmalı, onun ilgisini çekmelidir.  Ayrıca eğitim açısından öğrenme için ödüllendirme yöntemi uygulanırsa bu durum sistematik hale gelmemelidir. Öğrenme için bir başka alternatif görüşte öğrenmenin çocuklar için anlama ve katılmayla sağlandığında dışsal bir motivasyona gerek kalmadığına yöneliktir.

Ceza, olumsuz davranışın sıklığını azaltmak ya da ortadan kaldırmak için yapılmaktadır. Ancak cezanın kullanım şekli ve çocukta yarattığı sonuç davranışı azaltmaktan daha farklı, olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Bu etkilerin başında cezanın şiddetle gösterildiği taktirde çocukta saldırgan tutumun oluşmasına ve çocuğun çevresine de nasıl saldırganlık göstereceğini öğretmektedir. Aile ceza yöntemini baskı ve cezalandırmayla gösterdiğinde çocukta direnç ve baş kaldırma davranışıyla ebeveynlerine veya öğretmenine karşı başkaldırıyı öğrenmesine neden olur. Bu tür baskılarla davranış değişmiş gibi görünse de baskı ortadan kalktığında çocuk eski davranışı göstermede ısrarcı olacaktır. Baskıyla disiplin sağlanan ortamlarda çocuklar cezayı verene karşı nefret, intikam, karşı koyma, suçluluk, güvensizlik gibi olumsuz duygular geliştirirler.

Ceza çocukta korku yaratır. Çocuk bu davranışı yapmak istemediğinden dolayı değil cezadan korktuğu için yapmaz. Ceza da ödül gibi zaman geçtikçe etkisini kaybeder, çocuk cezaya alışır ve bir süre sonra verilen cezalardan etkilenmemeye başlar; istenmeyen davranışı sürdürmeye devam eder. Yine çocuk cezadan kaçınmak için yalan söyleyebilir, yalana alışabilir, cezadan kaçınmak için kaygı, kaçma ve kavgaya yönelir. Sürekli mazeret bulmaya çalışır, sorumluluk geliştireceği yere ceza verene düşmanlık besler. Fiziksel ceza çocuğun suç işlemesine neden olur. Otorite figürlerine karşı saygısını kaybeder, çocuğun kişilik geliştirmesini olumsuz etkiler, sosyal ve kendini kontrol becerilerinde zayıflama görülür. Ceza uygulandıkça, özellikle de gençlerde, dozu arttırılması gerekir. Bu durumda çocuk, cezası bittiğinde davranışının bedelini ödediğini ve yanlış davranışta bulunmanın hak olduğunu düşünür. Sorumluluk kazanma öğretisini kaybeden çocuk yaşamının geri kalanında da yaşadığı olumsuz olaylardan dolayı başkalarını sorumlu tutacaktır.

Cezanın ve ödülün olumsuz sonuçlarından dolayı farklı alternatif yaklaşımlar ele alınmıştır. Bu yaklaşımlardan biri de olumlu davranış desteğidir.

Olumlu Davranış Desteği

Olumlu davranış desteği daha çok eğitim ortamında okul-veli-öğrenci iş birliğine dayanmaktadır. İçerisinde istenmeyen davranışlar için önleyici önlemler de bulunmaktadır. Öğretmen sınıf içinde istenmeyen davranışı önlemek için tedbir alır. Bu yönteme göre okul temsilcilerinin, velilerin ve öğrencilerin bulunduğu planlama takımları kurulur, beklentileri tanımlanır. İkinci olarak okul çapında davranış kuralları, beklentileri tanımlanır. Daha sonra uygun davranış kalıpları öğrenciye yönlendirilir ve uygun olmayan davranışlar açıklanır, önlenmeye çalışılır, uygun davranışlarda desteklenmeye çalışılır. Son olarak da programın etkililiği izlenir ve desteklenir.

Bu yöntemde belirli kurallar vardır ve okulun her yerine bu kurallar asılır. Bunlar;

  1. Kendine saygılı ol,
  2. Başkalarına saygılı ol,
  3. Kendi malın ve okul malına saygılı ol,
  4. İş birliğine hazır ol,
  5. Güvenli ol,
  6. Nazik ol ve
  7. Barışçıl ol

şeklinde sıralanır.

Bunların belirlenmesi tamamlandıktan sonra öğrencilere öğretilmesi gerekir. Öğretim yöntemi de öğretici olmalı, okula nasıl uygulanacağı öğretilmeli, Uygun davranış ve sosyal beceriler sergilenmeli ve bunun uygulamalı şekilde yapılmasına fırsat verilmelidir. Bu tür yöntemler okulda uygulanacağı gibi ev içine de uyarlanarak çocukla beraber uygulanabilir.

Sonuç olarak çocukların kendi davranışlarının sorumluluğunu alacakları ve gerekirse sonuçlarına katlanacakları alternatif yöntemlerin kullanılması yararlı olabilir. Ayrıca çocukların ceza ve ödüle gösterdikleri tepkiler birbirinden farklıdır. Bu anlamda bazı çocuklar dışsal, bazıları içsel güdülenmeye yatkındırlar. Bu nedenle gerek ödül gerekse ceza verilirken çocukların güdülenme şekilleri dikkatle değerlendirilmelidir.

                  ‘Her çocuk özeldir.’

Daha detaylı bilgi için Özgür BOLAT’ ın “Beni Ödülle Cezalandırma” kitabı tavsiye edilebilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here