Bu Arzular Kimin?

0
900

Pornhub’ta “teen” etiketiyle paylaşılan bir BDSM pornosu haftanın en çok izlenenleri arasına girince sosyal medyada resmen uluslararası çapta bir tartışma başladı. Bir tarafta; kim izliyordu bu sapkın görüntüleri, bundan nasıl tahrik olabilirdi insanlar? Diğer tarafta; BDSM cinsel özgürlüktü, kimse de karışamazdı, kadınlar arzularını istedikleri gibi yaşardı! Söz konusu pornonun benzerlerine (hatta çok daha “sert” versiyonlarına) internette sıkça rastlamak mümkünken tartışmanın neden şimdi başladığı muhtemelen Pornhub sitesinin reklam çalışmalarına kadar uzanacak bir dizi cevaba sahip olsa da biz bugün başkaca bir soruyu soracağız; bu arzuların sahibi kim?

Arzularımız bizim mi?

Cinsel serbestliğe (bilerek “özgürlüğe” demiyorum, çünkü tartışacağız!) sahip kadınların görünürlüğü sosyal medyada gün geçtikçe artıyor. Hem de dile getirilen arzular, anlatılan cinsel deneyimler ve paylaşılan seksi pozlar eşliğinde. Böyle bakınca bir sorun olmadığının farkındayım. Feminizm kadınların cinsel özgürleşmesi için çok uzun süre mücadele etti/ediyor. Dolayısıyla bu tablo göze feminizmin cinsel özgürlüğe dair kazandığı bir zafer gibi gelebiliyor. Ancak gerçekten öyle mi?

Meme ve kalça boyutlarını yarıştıran, seks deneyimlerini ve becerilerini kıyaslayarak birbirine sataşan kadınların kendi arzularının peşinden koştuğunu iddia edebilir miyiz? Kadın cinselliğinin bu bayağı ve karikatür halinin cinsel özgürleşme pratikleriyle karıştırılması çok muhtemel olsa da sağlıklı değil. Bu yanılgıya yol açan şey kadın cinselliğinin çok uzun yıllar yasaklanmış olması. Tek kabul edilebilir cinsel eylemi “kocasına” hizmet etmek olan kadının bugün ulaştığı bu açıklığın neredeyse devrimci bir havası var. Oysa bu toplumsal ilişkileri görmeden özneye odaklanan bir gözün yanılgısı. Kadın ve erkek arasındaki güç ve iktidar ilişkileri olduğu gibi varlığını sürdürüyor. Tarih boyunca güzelliğin/seksiliğin kriterlerini belirleyen erkeklerin fantezi dünyası hâlâ işlemeye devam ediyor. Arzularımız ise bu toplumsal ilişkiler ağının etkisi altında. Evet, hepimizin arzuları! Ancak küçük bir farkla, kadınların arzusu söz konusu olduğunda toplumsal normların etkisi çok daha belirgin(1). Patriarkal sistem bir kez daha hepimizi eziyor ama en çok kadınları! Fantezi dünyasının hâkimi erkekler olunca, kadınların arzuları erkekler tarafından belirlenmiş kriterlere göre şekil değiştiriyor, bazen onaylanmak için, bazen kabul görmek için, bazen de aşk için… Erkeklerin fantezileri kadınlar tarafından içselleştiriliyor. Meme ve kalça boyutu yarıştırmanın altından bir erkekliğin çıkması çok normal değil mi?

Bu durum, tahmin edersiniz ki, sosyal medyayla da sınırlı değil. Kadınlar erkek partnerlerinin birden fazla kadınla birlikte olma fantezisini tatmin etmek için grup seks aktivitelerine katılıyor(2), bir clup’ta erkekler istiyor diye başka kadınlarla seksi danslar edip öpüşüyor(3) ya da webcam uygulamalarında ücretsiz soyunup dans ediyor(4). Tüm bunların cinsel özgürlük gibi tınlayan bir yanı olduğunun hâlâ farkındayım. O yüzden ekliyorum; tüm bu “özgürlük” aktivitelerine katılmak herhangi bir şekilde toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlik algısından etkilenmiyor(3). Yani toplumsal cinsiyet rollerinde daha eşitlikçi bir yaklaşıma sahip olsun ya da olmasın kadınlar bu davranışları sergileyebiliyor. Oysa bu bir cinsel özgürlük hali olsaydı bu kadınların politik bilinçlerinde eşitlikçi bir eğilim olmasını beklerdik. Zaten sosyal medyada gördüğümüz açık cinsel içerikli paylaşımların cinsiyetçi havasını sezmeyenimiz kaldı mı? (Böyle vücudu olmayan da kadınım demesin, şöyle memesi olmayan da fotoğraf çekmesin vb.)

Luce Irigaray…

Feminist Luce Irigaray’in henüz 1985’te belirttiği gibi patriarkal bir seks sahnesinde kadının rolü erkeğin fantezisini gerçekleştirmesine yardım etmektir. Toplumsal beklentilere uygun olarak, kadın, erkeğin fantezi beklentilerini önceden sezer ve kendisini erkeğin arzusunu tatmin etmek üzere konumlandırır. Irigaray’a göre kadın bundan zevk de alabilir. Ancak bu tabloda kendisine ait olmayan bir arzuyu yaşayan kadının hissettiği zevkin de kendisine ait olamayacağını belirtir. Çünkü bu kadın kendisinin ne istediğini hiçbir zaman dile getiremeyecektir, dahası bu kadın ne istediğini kendisi de hiçbir zaman bilemeyecektir(5). Efendisine hizmet ettiği için mutluluk duyan bir kölenin gerçek arzularını öğrenebilir miydiniz?

Toplumsal cinsiyet ve kadın çalışmaları profesörü Breanne Fahs’a göre kadın arzularının kolay şekillendirilebilir olmasının aslında çok güçlü bir pozitif yönü var. Bu durum kadınlara yeni deneyimlere açık olmak ve geniş bir fantezi dünyası gibi fırsatlar sunuyor. Ancak erkeklerin kontrol altına aldığı cinsellik alanında bu esnek arzular erkeğin isteklerine hizmet edecek şekilde sömürülüyor. Evet, geldiğimiz yer burası: sömürünün yeni bir biçimi! Kadınlar erkeklerin onlardan beklediği şekilde kendilerini birer arzu nesnesi olarak inşa ediyor. Bu uğurda rekabet ediyorlar, bedenlerinden ve arzularından vazgeçiyorlar.

Bitirmeden tartışmaya vesile olan pornoya dönecek olursak; sadece bir kez daha sormakla yetineceğim; elbette herkes arzusunu yaşamakta özgür ama bu yaşadığımız arzular gerçekten bizim mi?

 

1: Baumeister, R. F. (2000). Gender differences in erotic plasticity: The female sex drive as socially flexible and responsive. Psychological bulletin126(3), 347.

2: Wilson, G. D. (1987). Male-female differences in sexual activity, enjoyment and fantasies. Personality and Individual Differences8(1), 125-127.

3: Fahs, B. (2009). Compulsory bisexuality?: The challenges of modern sexual fluidity. Journal of Bisexuality9(3-4), 431-449.

4: Levy, A. (2005). Female Chauvinist Pigs: Women and the Rise of Raunch.

5: Irigaray, L. (1985). This sex which is not one. Ithaca, NY: Cornell University Press.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here