Aristoteles felsefesinde, bütün Yunan bilimi adeta canlı bir bütün oluşturur. Aristoteles; mantık, felsefe, fizik, zooloji, ahlak, siyaset ve sanat gibi o dönemin her bilgi dalıyla ilgilenmiştir. Mantık biliminin kurucusudur. Orta Çağ sonuna kadar batı düşüncesinde tek otorite olarak değerlendirilmiştir. Aristoteles’te mantık, bilimsel araştırmanın tekniğini öğretir. Mantık, bilim için bir ön hazırlıktır.

Aristoteles’e göre, Platon’un idealar öğretisine karşıt olarak bu idealar bambaşka bir dünyada değildir. Bu evrende, varlıkların içinde bulunan özlerdir. Aristoteles, bu özü “form” olarak adlandırmıştır. Form, maddeye biçim kazandırıp varlıkların ortaya çıkmasını sağlar. Platon’da ise asıl gerçekler ideaların kendisidir. Aristoteles ise gerçek varlıklardır. Form ve madde, varlıklarda kaynaşmış bir şekilde bulunur. Madde olabilirliktir. Form ise bu olabilirliği gerçek varlığa dönüştürür. Örneğin, mermer parçası bir maddedir. Üzerine insan, at formu gibi bir form geldiği zaman insan heykeli ve at heykeli oluşur.

Aristoteles, cevher ve öz olarak var olanın tek başına ne idea, ne madde, ne de devinim olduğunu iddia eder. Cevher, bunların hepsidir, bireydir. Tek başına madde de, form da cevher olamaz. Çünkü bu iki unsur birbirini tamamlayarak varlığı oluşturur. Bunlar, birbirinden ayrılamayan unsurlardır; birbirlerini çeker ve tamamlarlar. Aristoteles için töz, bireysel varlıktır. Yani, belirli bir doğası vardır ve bir yandan çeşitli niteliklerin, öte yandan bu niteliklerin gerisinde bulunan bir dayanağın birleşiminden meydana gelir. Buna göre töz, bir madde ve bir formdan oluşur. Aristoteles, maddeyle formu ayırsa bile, doğada hiçbir zaman maddeden yoksun bir formun, formdan yoksun bir maddenin bulunamayacağını belirtir. Var olan her şey, somut bir birey olarak var olur ve her şey maddeyle formun birliği olarak ortaya çıkar.

Her oluş, bir maddenin form kazanmasıdır. “Olabilir”in “olmuş” hale gelmesidir. Oluş, dört çeşit neden sonucunda ortaya çıkar:

  1. Maddi neden
  2. Formel neden
  3. Hareket ettiren neden
  4. Ereksel neden

Heykel örneğinde, mermer maddi neden; heykel formu formel neden; heykeltraş hareket ettiren neden; sanatçının yaratmak istediği şey ise ereksel nedendir.

Evren, madde ve form bakımından sıralanma gösteren bir bütündür. Maddeyle form arasındaki ilişki görelidir. Daha aşağısına göre form olabilen şey daha yukarıdakine göre maddedir. Yani, evrende hiyerarşik bir diziliş bulunmaktadır. Örneğin, tuğla toprak için form; ancak ev için bir maddedir. Bu sıralamanın hem aşağıdan hem yukarıdan sınırı bulunmaktadır. Aşağı sınırı “salt madde”, yukarı sınırı ise “salt form”dur. Salt form, Tanrıdır. Madde hareket ettiren şeydir ve kendiliğinden hareket edemez. Salt form ise, ilk hareket ettirendir. Bu ikisi arasında tüm varlıklar yer alır.

Tikel ve Tümel Ayrımı

Platon için tümel, yani idea bilginin amacıdır. Tekille, görünüşler aracılığıyla tümeller bilinebilir. Aristoteles için ise, tekiller tümel aracılığıyla bilinir. Asıl gerçek, nesnelerin dünyası olduğuna göre, bunlardan tümeli bir soyutlamayla ayırırız. Bilimin başlıca görevi, tikelin genel nedenlerden nasıl mantıki bir zorunlulukla çıktığını göstermektir. Böylece mantığın araştıracağı en önemli konu, “tüm” denenden çıkartmanın ne olduğudur.

Etkin Akıl ve Edilgin Akıl

Aristoteles, aklı etkin ve edilgin akıl diye ayırır. Edilgin akıl, kendi kendine işleyemez. Beden aracılığıyla edinilen duyu verilerini işleyip şekillendirir. Etkin akılsa, bu malzemeyi bilgi haline getirir. Edilgin akıl, insanın kendi deneyimleriyle belirlenir. Etkin akılsa, aklın tüm insanlarda ortak olan, bir ve aynı olan şeklidir. Aristoteles, bilgi elde etmede duyuların ve duyusal gözlemlerin önemli rol oynadığına inanmaktadır. Aristoteles, bilgi elde etmede duyuların ve duyusal gözlemlerin önemli rol oynadığına inanmaktadır. Ama duyularla elde edilen bilgi, bilimsel bilginin sadece hareket noktasını oluşturur. Çünkü, duyularla bilimin konusu olan; değişmeyen, tümel varlığı yani formu bilmek mümkün değildir. Şu masa, şu insan duyularla bilinebilir. Ama insanların paylaştığı ortak özellik olan insanlık formu, tüm masaların paylaştığı masa formu duyularla bilinemez. Aynı türden olan bütün bireysel varlıklarda bulunan zamanla değişmeyen tümel gerçeklikler olan formlar, ancak akılla soyutlama yoluyla bilinebilir. Bu görüşleri nedeniyle Aristoteles konseptüalist olarak adlandırılır.

Konseptualizm

Konseptüalizm, tümel, soyut, genel kavramların tikel varlıklarda var olduğunu, onlardan ayrı var olamayacağım, zihnin onları tikellerden soyutladığım ve onlar için semboller yarattığını savunan görüştür. Aristoteles bilginin akılla elde edildiğini savunduğu için rasyonalisttir. Rasyonalizmini mantığa dayandırır. Amaç, varlıkların bilgisi olduğuna göre, yapılacak iş, genelden tekil olanın bilgisini mantıksal çıkarımlarla elde etmektir.

Aristoteles için tüm çabalarımızın en yüksek amacı, mutluluktur. Gerçi mutluluk bir bakımdan dış şartlara da bağlıdır; ama ahlâkın asıl konusu, insanın kendi etkinliğiyle elde ettiği mutluluktur. Her varlık, kendi özünün, kendi öz etkinliğinin gelişmesiyle mutlu olabilir. İnsanın özü, akıl olduğuna göre, insan ancak aklıyla, aklının işlemesiyle, aklının etkinliğiyle mutlu olabilir.

Aristoteles’in devlet, toplum felsefesi ahlâk anlayışıyla sıkı sıkıya bağlıdır. Sosyal bir varlık olan insem, ahlâkî olgunluğuna ancak toplum içinde erişebilir. Hükümet topluluğun ahlâkça düzelmesini, iyiliğini başlıca amaç olarak göz önünde bulunduruyorsa, şekli ne olursa olsun doğrudur. Topluluğun yaşamı, yönetim biçimine değil, yöneticilerin ahlâklı olmasına bağlıdır. Aristoteles’in toplum ve devlet felsefesi, Platon’a göre daha gerçekçidir. Çünkü o, çeşitli hükumet şekillerini, devletin en yüksek ödevi olan insanın ahlâkça olgunlaşmasını sağlama ödevi bakımından gözden geçirip eleştirir.

Kaynak: Emine Yamanlar, Felsefe Tarihi, Ders Kitapları Anonim Şirketi, 2000

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here