Aquinolu Thomas yalnız skolastiğin yükselme döneminin değil, tüm Skolastik dönemin en büyük düşünürüdür. Öğretisi bugün de Katolik kilisesinin resmi felsefesidir.

Skolastik Felsefenin ilk önemli parolası, “Anlamak için inanıyorum.” anlayışıydı. Bu da dinin dogmalarını inanarak kabul etmek, sonra da bunları akılla kavramak demektir. Böylece inanılan ve bilinen birbirine denk olmaktadır. Thomas’ya göreyse, dinin doğrularıyla akıl iki ayrı bilgi kaynağıdır. İkisi de bize başka şeyler öğretir. Onun için “inanma” ve “bilme” alanları birbirini kısmen karşılar, denk değildir. İnançla elde edilen öyle sırlar vardır ki, akla aykırı değildir; ama akim kavrama gücünü aşar. Bilgi insana Tanrı’yı ve dinin dogmalarını benimseyip anlaması için sadece ön koşullan sağlar. Bundan sonrası inancın işidir. Böylece Thomas “İnanmak için anlıyorum.” önermesine geçmektedir.

Thomas için Tanrı’yı bilmek, bilginin yönelip yükselebileceği en yüksek noktadır. Bilginin çıkış noktası deneydir. Duyulardan edindiğimiz görüntülerin, genel kavramlar olarak belirmesi için, akıl tarafından işlenmesi gerekir. Maddi olmayan varlıkları ancak analojik (benzetmeyle) olarak, dünyamızdan edindiğimiz andırmalara dayanarak kavrarız. Buna göre, mistisizmin savunduğu gibi doğrudan her şeyi kavrama yetisi insanda yoktur. Mistisizme göre, insan bilgiye duyularla ve akılla ulaşamaz. Ancak sezgi yoluyla doğrudan, bir anda ulaşabilir.

Thomas’ya göre her nesnenin bir “öz”ü, bir de “varoluş”u vardır. Örneğin bir masa yapacak olsak, önce zihnimizde tasarlar, sonra yaparız. Bu durumda önce masanın zihindeki tasarımı, özü, sonra varlığı vardır. Anselmus zihnimizde Tanrı kavramı olduğu için Tanrı’nın var olduğunu söylüyordu. Oysa Thomas Tanrı’da “öz” ile “varoluş” un birbirinden ayırt edilemeyeceğini söyler. Bu nedenle Anselmus gibi Tanrı kavramı olduğu için Tanrı vardır, diyemeyiz. Thomas’ya göre tersi olmalıdır. Tanrı olduğu için Tanrı kavramı vardır.

Thomas’ya göre gerçekte hareketin var olmasından bir “ilk hareket ettiricinin, “rölâtif iyinin olmasından “mutlak iyinin var olduğu sonuç olarak çıkarılmalıdır. Thomas’ın kavrama değil, gerçeğe bakarak Tanrı’nın varlığını gösteren bu kanıtlamasına, “kozmolojik kanıt“, Anselmus’un kanıtlarınaysa, “ontolojik kanıt” adı verilir.

Tümel kavramların varlığı tartışmasında Thomas ılımlı realizminden yanadır. Ona göre, tümel kavramlar varlıklarda bulunur. Onlar varlıkların özüdür. Gizli bir güç olarak maddede yerleşiktir. Bunlar bir amaca göre açılır ve dünyadaki oluş meydana gelir. Oluşu başlatan Tanrı’dır. Oluşun amacı da yine “en yüksek iyi” olan Tanrı’dır.

Thomas, evrenin varlık aşamalarından kurulu olduğuna inanır.

  1. En altta cansız cisimler yer alır.
  2. Bunun üstünde bitkiler vardır.
  3. Daha üstte hayvanlar bulunur. Burada algı ve onunla ilgili tepkiler belirmiştir.
  4. Bundan sonraki basamakta insanı görürüz.
  5. Daha yüksek bir basamakta melekler vardır.
  6. En yüksek basamaktaysa, Tanrı vardır.

Thomas’nın ahlâk öğretisi entellektüalisttir. Akıl, iradeye yön verir. Ancak irade de kendi bakımından özgürdür. İrade, her türlü ahlâkın ön koşuludur. Ancak özgür olan, akla dayanan düşüncelerden doğan erdemler iyidir. Thomas Yunan felsefesinin dört ana erdemini (yiğitlik, ölçülülük, bilgelik, adalet) benimser; ama bunlara üç Hristiyan erdemini sevgi, inanç ve umudu da ekler. En son amacı olan sonsuz mutluluğa insan, ancak Tanrı insana elini uzatırsa erişebilir.

Devlet öğretisinde insanın toplumsal bir varlık olduğunu savunur. Devlet Tanrı’nın istemiş olduğu bir kurumdur. Dolayısıyla devletin başındakilere itaat bir ödevdir; ama insanı Tanrı’yla birleşmeye hazırlama görevi kilisenin olduğundan, kilise dünya devletinden üstündür.

Kaynak: Emine Yamanlar, Felsefe Tarihi, Ders Kitapları Anonim Şirketi, 2000

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here